HİTİT (ETİLER) DÖNEMİNDE SANDIKLI VE ÇEVRESİ-1
02 Aralık 2012
14:32
758 Kez Okundu

HİTİT (ETİLER) DÖNEMİNDE SANDIKLI VE ÇEVRESİ-1

İlçemiz  tarihinin en eski yerleşim yeri olarak yapılan inceleme kazıları ve bu yöndeki araştırmalar sonucu ilçemize bağlı Kusura Kasabası’nda olduğu ortaya çıkmıştır.Kusura höyüğü kendi başına ayrı bir araştırma konusudur.Kussar Krallığının  (ETİ – HİTİT)  uygarlığının  merkezi  olan  Kusura ’ da yapılacak  ciddi  çalışmalar sonucu daha zengin bilgilere ulaşmak mümkün. Biz  yine  de  kısa  da  olsa bu uygurlıktan bahsetmekle yetineceğiz. Çünkü  KUSSAR  Krallığı  ilçemiz  tarihi  bakımından çok önem arz etmektedir.

Hititlerin (Eti)  Anadolu’ya Gelişleri: M.Ö. 2000′in Anadolusu’nda, kısmen Hint-Avrupasından da etkilenmiş beş anadilin varlığı saptanmıştır.Bunlarda kendi aralarında olasılıkla bir dizi lehçelere ayrılmışlardı. Bu dillerden biri olan Nesische Hint-Avrupa diliydi,ve bugün genel olarak Hititçe olarak tanımlanmaktadır.Hititçe kelimesi,Hattice’den gelmektedir. Dolayısıyla Hititçe, Hint-Avrupa dilinin henüz var olmadığı bir dönemde Hattilerin konuştuğu Anadolu’nun en eski dili anlamına gelmektedir. Onlar kendilerini Nesier olarak adlandırdılar,ve Nesch dilini konuştular. Çivi yazısı tabletlerde, tek Anadolu dili olarak onların dillerine rastlamaktayız. Hititler  yakın  doğudaki  Hint-Avrupalılar olarak bilinmektedirler. Onların  M.Ö. 3.binyıllarında Anadolu’ya geldikleri sanılmaktadır. Onlar  Nesch, Nesier  olarak  tanımlan ma-larına karşın genel adıyla Hitit diye bilinmektedirler. Hititlerin kökenleri esrarengiz görülmelerine  karşın   muhte-melen  kavimler   halinde Karadeniz’in  kuzeyinde  yaşanan  kuraklık yüzünden kitlesel olarak Anadolu’ya geldikleri  söylenmektedir.  Anadolu ’ da   Kussar Hükümdarlığı egemendi.

Kussar’ın yerleşim birimlerinin  neresi olduğu  1935 yılında yapılan ve  yarım  kalan  kazılar  sonucu  bugün kesinlik kazanmış durumdadır.   Burası  da  Afyonkarahisar  İli  Sandıklı ilçesi  Kusura köyüdür. Hititlerin lideri Pitchana idi. Anadolu’ya yeni gelen Hititler, Kussar Krallığı’nı emirleri altına aldılar.  Bu seyrek yerleşim bölgelerine kendi ürünlerini ve fikirlerini getirdiler.Yerli halkın, kendilerinkinden  dinsel, dilsel farklılıklarını  gördüler. Politik  gücü  Pitchana ele geçirdi.  Artık Kussar Krallığı Hititlerin önderi Pitchana’nın egemenliği altındaydı. Hititlerin  bu  dönemde başlayarak genişlemesi ve gelişmesi  engellenemedi. Anadolu’ya ayak basar basmaz Kral Kussari’yi  dize  getiren  Pitchana, Kapadokya’da  önemli  bir  kent merkezi olan Kültepe de ki Kanes’i ele geçirdi. Hititler  savaşcı  ve yayılmacı politikalar izliyorlardı. Bu politikaları yüzünden istilacı ve yayılmacı olarak tanındılar. O sıralar Anadolu’da halkların barış içerisinde yaşaması da zorlaşmıştı. Kanes’e  yerleşen  Hititlerin, Karadeniz dağlarında  zenginlikleri ellerinde tutanlarla da düşmanlıkları başlamıştı. Karadeniz  yöresinde  hüküm süren Zalpa Kralı Uhna, Kanes’i ve Kültepe’yi ele  geçirmek için Hitit Kralı Pitchana’ya savaş açmıştı. Hititlere ait olduğu kabul gören Işık Tanrısı  Siu’ya ait  heykeli Zalpa’ya götürmüştü. Artık Hitit Kralı Pitchana’nın yerine oğlu Anitta iktidardaydı. Anitta çabuk toparlanmış Kanes’i geri almıştı. Işık Tanrısı Siu’nun heykelini yeniden Kanes’e taşımıştı. Zalpa Kralı Uhna’nın oğlu Huzzi’yi de esir etmişti. Anitta, Asurların elinde bulunan Hattuşsa’yı da ele geçirmek istiyordu.  Zengin Asur tüccarlarının baskıları altında  açlık, yoksulluk  ve  sefaletle kıvranan Hattuşsa kenti de artık Anitta’nın eline geçmişti.

Hattuş’sa sonra ki yıllarda uzun süre Hititlerin başkenti olarak kaldı. Anadolu’da ki bu savaşlarda  Hititler başarılı çıkmıştı. Hititlerin bu başarılarının nedeni iki tekerlekli  savaş  arabalarını  kullanmalarından kaynaklanmaktaydı. Bu arabaları Suriyeli’lerden öğrenmişlerdi. Hititler,Babilli’lerden ve komşu halklardan da etkilenerek  çivi  yazısını da almış ve kendi yöntemleriyle çivi yazılarını dahada  geliştirmişlerdi. Böylece dillerini kendi yöntemlerine özgü bir buluşla yazıya geçirmişlerdi.Anadolu da Hitit başkenti,Hattuş’a yüzyıllar boyu, güç gösterisinin  ve  kültür  arzusunun bir sembolü oldu. Hititlerin askeri bakımdan üstünlükleri,  olasılıkla  Suriye’den almış oldukları  ve  daha  sonrada  onlara karşı savaşta kullanmış oldukları  iki   tekerlekli  at  koşulmuş  savaş  arabaları   sayesinde olmuştu.

Kanes’i ele  geçiren  Kral Anitta’dan sonra arada ki uzun yıllara  ait o dönemin  Hitit çivi  yazıları  henüz çözülmediği için net olarak kimse bir açıklama yapamamaktadır. İlk  Hitit  çivi  yazısı örnekleri  Asur  kil  tablet  yazı metinlerinden örneklenerek beslenmiştir.  Hitit yazıları Anadolu’da henüz  bilinmiyordu. Suriye’den ve Babilyon’dan alınmış bu örnekler Anadolu’da Hititlerce  kendilerine özgü bir dille yazılan biçime büründürülmüştür.  Bu dönem de  Hitit Kralı ve

başkent Hattuşa’nın yönetimi Kral Tabarna’nın  eline geçmişti. Tabarna Telifunu fermanı ile Hitit Kralı olmustu. Telifunu,Teleffeni’den kaynaklanıyordu.Teleffeni ise,Asur, Subari krallıklarının dönemlerinde tabiatın ve bitkilerin Tanrıçasıydı.Kral Tabarna ise,’Tabarna Hattuşuli’ olarak anılmaya başlanıldı. Bu dönem çivi yazısı tabletlerinin  Hititçe  ve  Akadça yazıldığı savunulmaktadır. Hattuşuli  kralları Anadolu’da genişledikçe yayıldılar. Suriye  ve  Mezopotamya  devletlerine  fetihler   başlattılar.  Kral Hattuşuli ölünce yerine Mursili geçti. (M.Ö. 1600) Mursili Halep’i Hammurabi’nin ardili Babili ele geçirdi. Ardından Kral Murşili’ye, Hantili suikast düzenledi,bu suikastla Murşili’nin yerine Hantili kral oldu. Artık  Hitit  Kralı  Hantili’ydi. Hantili’nin  iktidardaki  dönemiyle ilgili çivi yazıları, eski  Hitit İmparatorluğu’nun çöküş durumuna işaret etmektedir. Hantili de bir  suikastla öldürüldü.Yerine Zidanta kral oldu. Zidanta da oğlu Ammun’a tarafından öldürüldü. (M.Ö.1550)  Ammun’dan  sonra  iki  oğlu daha kral oldular. İkisi de öldürüldü.  Hitit  krallığı  Huzzisi’ya  kaldı.  Huzzisi’ya  da  Telepuni tarafından  öldürüldü. Yeni Hitit  krali Telepuni idi. Bu seri kral cinayetleri  karşısında  Hitit  Krallığı’nın  ele  geçirdiği  bölgeler Suriye, Mezopotamya ve Anadolu’nun batısı Hititlerin ellerinden çıkmıştı. Artık  yeni  Hitit  Kralı  Telepuni  sadece başkent Hattuşa’yı denetiminde tutabiliyordu.

Kaynak.Ali Osman Karakuş, Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı,Malatya 2008

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın


6 + = onbeş

Blue And Black WP Theme