Ben Sultan Ahmet’e ne dicem!
24 Ocak 2014
10:41
1316 Kez Okundu

Arkadaşımın dükkânına ara sıra uğrarım. Bol sohbet bol muhabbet ederiz. Bir gün aşağıdaki anısını uzun, uzun anlattı bende ses kayıt aletini açtım konuşmaları kaydettim. Konuşmanın sonunda ben ses kayıt aletini alırken kayıt yaptığımı söyleyince duraksadı. Usta içik miçtik hikâyesi falan ters olur bazı yerleri makasla dedi. Ben ona bakınca ya da ismimizi es geç dedi. Bizde öyle yaptık.

Beyaz eşya Servisliği yapıyordum. Mensubu olduğum şirket her yıl eğitim toplantıları yapıyor. Bu toplantıların sonunda da gala gecesi oluyordu. Bu vesile ile çevre il ve ilçelerde ki servis arkadaşları ile bir araya geliyorduk. Zaten üç dört kişi olup beraber gidip geliyorduk.  Uzun zaman servislik yapanlarla dostluğumuz ilerledi. Yine bir gün servislerin eğitim seminerinde İstanbul’da toplandık. Zaman, zaman İstanbul’u geziyor. Toplantılara da katılıyorduk. Cumayı Cumartesiye bağlayan gece gala var dediler. Samimi olduğumuz diğer üç servis yetkilisi ile beraberdik. Ben;

-Cuma namazını Sultan Ahmet’e kılalım dedim. Arkadaşlarım

-Uyar bize, abdestti de oranın koca şadırvanında alalım.   Dediler.

Eh hep beraber saladan bir saat öncesinden Yola çıktık. Sultan Ahmet’e varınca da,  sala verilmeye başladı. Dört arkadaş hem akşamın programını yapıyor. Ne yiyeceğiz ne içeceğiz hem abdest alıyor hem konuşuyoruz. Hem de bir taraftan gülüşüyor yüksek sesle etrafı farkında olmadan rahatsız ediyorduk. Ama etrafı rahatsız ettiğimizin de farkında bile değildik.

Bizim arkadaş

-Abdest alırken hem kolunu yıkıyor hem yanındakine bak akşam kırmızı şarap iste yanında şu bu olacak ikisi bi sarar valla çok muhteşem bi tat. Tamam mı? Diye konuşuyordu.

Diğeri de ona koçum ben viski isterem,  ya da JB tercihim olur dedi.

Öteki oğlum aslan sütü gibisi var mı? Neccen gâvurun içkisini kendi rakımız daha iyi dedi.

Bu arada ben de onlara baktım. Aramızdaki orta yaşlı adam abdestti bozdu ‘’le havle vela kuvvete yarapbim.’’diyerek başını iki yana salladı. Konuşanlara baktı baktı. Bişi diyecek diyemedi. Benimde onlara baktığımı görünce bana eli ile onları tasvip etmediğini ima etti. Bende el kol işareti ile ona doğrusun tarzında cevap verdim.  Adam yeniden başladı abdest almaya.

Onlar bana ‘’sen ne içeceksin dediler.’’ Ben boşta bulundum Yanımızda ki adamın rahatsız olduğunu unutuverdim. Benim tercihim şey viski mi içsem acaba dedim.

-O ne lee dediler.

-Bizde hava atacaz ya, bi içki adı biliyoz ya, sanki iyi bi halt dedik.

Yanımızdaki adam bizim duyabileceğimiz tonda abdestti de boşlayarak başını havaya kaldırdı ‘’ya sabır Rabbim’’ diyerek tepki verdi. Sonra kalktı gitti. Bu arada hemen oraya oturan başkası oldu. Bizimkiler abdest ile muhabbete devam edince yeni gelen şaşkın şaşkın bakışlarla abdestte ara verdi bizi seyretti. Bana bakarak arkadaşlar yerimi acaba dedi. Ben sol ayağımı yıkadım çorabımı giyiyordum. Çorabı giydim hemen oradan kalktım. Allah kabul etsin gayim abdestti almış olduk.

-Haden lee dedim. Herkes hazır beraber Sultan Ahmet’e bize şaşkın şaşkın bakanların bakışları arasında girdik.

Bir sütuna/kolana yaslanarak hep beraber birlikte oturduk. Vaiz konuşmasında o gün hep içki içmekten bahsetti. İçene de zararı var, sonraki gelecek nesline de zararı diye hepten bize konuştu, bizi geldi diye, o da hep içkiden bahsetti. Bizim diğer arkadaş Bu hocada bizi geldi diye yakalamışken hep akşamdan bahsediyor. Ha den gidelim dedi. İkincimiz de he  ya, haden çıkalım demez mi?

Ben yanımdakinin ceketin ucundan oturması için çekerek işaret ettim sağ olsun o ve ben iki diğerleri de iki, biz çıkmayınca onlarda çıkmadı. Vaizde hep içkinin kötülüklerini anlattı durdu. Biz hocam yeter dedikçe o devam etti. Yine dikkat çekmişiz ki koca Sultan Ahmet’te caminin içinde sus işaretlerini yaptılar, yanımızdakiler.  Eh vaaz bitti. Cumanın ilk dört rekât sünnetini kıldık sağ salim.

Abi müezzin bi ezan okudu aman yarapbim, o ne ses, bi insan bu kadar güzel ezan nasıl okur. Mest oldum. Gönlümün içi şad oldu. Keşke o ezan bitmeseydi. Veya ben hep Sultan Ahmet’e olsaydım. O an kendi kendime caminin içinde Şu cami şahit olsun ki bir daha içmeyeceğim. Diye söz verdim kendime. Daha önceden bir fikrim yoktu. Valla içimden geldi birden bire. O tarihi koca Sultan Ahmet’i şahit tutarak. İmam hutbeyi okudu. Ben kameti aynı hoca okusun diye dua ettim. Kameti de o müezzin okudu.  Cumayı iki rekat kıldık, çıktık.

Valla o anım ömre bedeldi. Abi o gün kuş tüyü gibi hafiftim. Kafa da alcek vecek, yatcak, kalkcak, çek, senet, ağrıyan sızlayan yerin hastalığın, ıvır zıvır hiçbir telaş kalmadı.

Her neyse de gezdik tozduk akşam yemekler yendi. Sanatçılar başladı sahneye çıkmaya. Bizim karede başladı usul, usul demlenmeye. Bana ha de dediklerinde o okunan ezan geldi kulağıma. Zaten Hoca’da neslinize de zarar verir falan dedikçe o konuşmalar kulağımda çınladı durdu. Bizimkiler aslan sütü ile başladı epeyce yol aldılar. Ben bi soda, bi daha, bi daha derken rahatsızım dedim odaya varan gelen deyip o ortamdan çıktım. Abi vurdum kafayı yattım. Aklımda vaaz ve ezan ile. Yatarken oğlum bi daha içme bak Sultan Ahmet koca cami onu dinle dedim. Arkadaşlar geldi, hastaneye götürelim, doktora götürelim dediler ben içmemek için dinlensem iyi olacak kusura bakmayın. Sizinde ahenginizi bozmak istemezdim dedim. İnanın kafam çatlıyor. Ben biraz uzanan dedim.  İyi onlarda ısrarcı olmadı.

Pazar günü otelden saat 12.00 de çıkış vardı. Cumartesi günüde Sultan Ahmet’e uğradım. İkindi namazını kıldım şahit ol Sultan Ahmet bi da içmek yok dedim. Sultan Ahmet’i bi güzel gezdim Türkçe kitabeleri okudum. Keşke aslını da okuyabilseydim diye kendime kızdım. Atalarımın yapıgı caminin kitabesini okuyamamak üzdü beni. Cumartesi günüde oradan ayrılırken elveda Blue Mosgue, elveda Sultan Ahmet diye, diye gözlerim dolarak ayrıldım. Abi sonradan Sultan Ahmet Camisinin tarihini özelliklerini neden altı minare Ecnebiler niye mavi cami diyorlar araştırdım. İnan ki hiçbir şey sebepsiz yapılmamış. Ecdadımıza biz layık mıyız? Değil miyiz? Herkes kendi karar versin.

O günden sonra gittiğim şehirlerde, illerde veya ilçelerde Tarihi eski camilere gitmeyi adet edindim. Camilerin tarihçesini okuyorum. Yapının özelliklerine bakıyorum. Varsa caminin broşür kitap vs. alıyorum. Abi öyle deme insanın manevi dünyasına katkısı çok oluyor valla.

Abi o gün, bu gündür içmiyorum. İçmemek için yemin, şart falan etmedim/demedim. Kimseye de içmeyecem diye konuşmadım. Servis arkadaşlarım zaman, zaman kafaları çekelim diyorlar. Yemin ettinse kefaret bizden diye zorluyorlar.

Onlara Abi önemli olan içmek değil, önemli olan ben Ona, koca Sultan Ahmet’e ne dicem diyorum.

Usta ara sıra Sultan Ahmet’i tazelemek lazım. İstanbul’a yolun düşerse yoldaşın olam. N’olur.

O.A. = 22/03/2008

Sizinde paylaşmak istedikleriniz varsa ya da katkı ve önerileriniz için (aozeski@gmail.com)

 

 

images[10]images[2]images[6]

Ali Özeski hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme