BİR YUNUS EMRE HATIRASI
21 Mayıs 2013
21:30
1363 Kez Okundu

yunus emre

Bu gün yorucu bir günün sonunda günün stresinden uzaklaşmak için bir yerlere gitmek arzusuyla bakınırken Osman hocam çıka geldi. Ne yapıyoruz derken “hadi Yunus Emre’ye gidelim. Hem o mübareği bir ziyaret edelim hem de Yunus Emre konusunda yapacağımız çalışmayı konuşalım” demesi üzerine ilk önce Tapduk Emre türbesinde soluklandık. O mübareğin ruhuna üç ihlas bir Fatiha okuyarak Yunus Emre’ye geçtik. Tapduk Emre’den hüzün içinde ayrılmıştık. Aynı hüzün ne yazık ki Yunus Emre’de de bizi bırakmadı.

Yunus Emre’de hava olabildiğince güzeldi. Tam piknik havası vardı. İyi dedim çay düzenlerimiz arabamızda hazır. Hemen bir çay demleyip Yunus Emre üzerine koyu bir sohbete daldık. Çaylarımızı içerken bir otobüs dolusu bayan ziyaretçi geliverdi. Yaşlı bir anamızın “hoş geldiniz sefa getirdiniz” sözü beni o kadar mest etti ki anlatamam. Gelen misafirlerinde hoşuna gitmiş olacak ki yaşlı kadınla bir süre sohbet ettiler. Biz uzaktan konuşmaları duyabiliyorduk. Gelen yabancı Yunus Emre hakkında sorular soruyordu. Burada namaz kılınacak yer olup olmadığını, çay içip içemeyeceklerini soruyordu. Yaşlı kadın ezilip büzülerek belki de okuyamadığına cevap veremediğine yanıyordu. Bizler de bu duruma çok üzüldük. Çay demişken, bizim çayımız vardı ama üç beş kişiye anca yetecek kadar. Gelen kafile yaklaşık kırk kişi kadardı. Onlar türbeye yöneldiklerinde biz onları rahatsız etmemek için adaklık bölümüne gittik. Onlar ziyaretlerini tamamlayıp ayrıldılar. Günde üç beş otobüsün mutlaka buraya geldiğini öğrendik.  Burada Sandıklı’yı ve Yunus Emre’yi anlatacak bir görevlinin olmamasına üzüldük. Bizler araştırmacıyız, yazarız diye geçinirken işin bu boyutunu hep atlamışız. Kimse gücenmesin ama bizim kadar kendi tarihine ve kültürüne kayıtsız başka bir toplum yoktur herhalde.

Günlük 150-200 kişinin ziyaret ettiği bir türbemiz var ama orada gelenlerle ilgilenecek, onları Sandıklı’ya özgü ürünlerle gönderecek bir yetkilimiz bile yok. Dikenler boy vermiş, ağaçlar dal budak sarmış. Düşündüm ki burası böyle mi olmalıydı. Her ortamda Yunus Emre bizde diyen bizler acaba Yunus’a layık olabiliyor muyuz?

Çok değil az bir çalışma bile bu durumu düzeltecektir. Türbe çevresinde yapılacak peyjaz çalışmaları hoş bir görünüm sağlayabilecektir. Çiçekler ve güller içersinde tertemiz bir Yunus Emre türbesi çok güzel olmaz mıydı? Çok değil,  kısık bir sesle kimseyi rahatsız etmeden musiki eşliğinde Yunus Emre’nin şiirleri dinletilse hoş olmaz mı?

Orada görevlendirilecek yetişmiş bir personel Yunus Emre’yi ve insanlara sevgiyi anlatsa güzel olmaz mı? Yunus Emre ve Sandıklı’nın manevi ve kültürel zenginliğini anlatan broşür ve kitapçıklar dağıtsak ne olur?

Burayı ziyaret edenler Sandıklı’yı hatırlatacak hediyelik eşyaları temin edebilseler iyi olmaz mı?

Çoğu illerde bu tür mekanlarda yapılanlar bu.

Ben bunları yazarken birileri alınır mı alınmaz mı diye çok kafa yordum. Ama inanın ilk alınan da ben oldu. Ben şimdiye kadar çok defalar gönüllü rehberlik ettim. Bunun sıkıntısını iyi bilirim. Bunda alınacak bir şeyin olmadığını da düşünüyorum. Çünkü bu tür mekanların sorumluluğunu bazı kurumlara yüklemek doğru değildir. Onlarında ellerinden geldiği kadar ilgilendiklerine inanıyorum.

Ama bu yeterli mi? Elbette ki hayır. Sandıklı’lıyım diyen her kişinin üsütne düşen bir görev olduğu kanısındayım. Zaman zaman bu tür toplantılara çağrıldığımız oluyor. Maalesef toplantılarda konuşulanlar daha toplantı bitmeden unutuluyor. İş lafa geldi mi mangalda kül bırakmıyoruz. Yunus Emre’ye külliyeler, medreseler yapıyoruz. Ama iş icraata gelince bir dikeni bile elimizle yolup atmaktan aciziz. Hıristiyan azizlerine gösterdiğimiz hassasiyeti Yunus Emre’ye göstermekten kaçıyoruz. Geliniz iş çıkışlarında ya da hafta sonlarında ailenizle veya dostlarınızla birlikte bu mübarek zatı ziyaret edelim. İkindi çayımızı burada yudumlayarak burasını şenlendirelim. Dediğim gibi Yunus hepimizin ise hepimize de düşen bir görev vardır. Sözlerimi Yunus’un bir dizesiyle bitirmek istiyorum:

“Doru yola gittinse

Er eteğin tutsunsa

Bir hayırda ettin ise

Birine bindir az değil”

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.
"BİR YUNUS EMRE HATIRASI" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    ALİ..

    ORALARDA TEMİZLİK YAPMIŞSINIZ. ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.İNŞALLAH HERKES YARDIMCI OLUR

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme