FRİGYA, ROMA-BİZANS DÖNEMİNDE SANDIKLI
07 Aralık 2012
19:12
2805 Kez Okundu

FRİGYA, ROMA-BİZANS DÖNEMİNDE SANDIKLI 

     Sandıklı tarihi çok eskilere dayanmakta olan ve kuruluşundan bu güne  kadar  bir  çok medeniyetlere ev sahipliği yapan önemli şehirlerden  birisidir. İlçemiz  tarihini  Firikyalılar, Roma  ve  Grek zamanlarını inceleyecek olursak;

     Orta Asya’da  meydana  gelen  kaynaşmalar  ve  Karadenizin kuzeyinde  yer  alan  milletlerin  göçleri  sebebiyle yıkılan Kussar krallığı’nda bahsettiğimiz  Eti  İmparatorluğunun  yerine  bu sefer bölgemizde tarih sahnesinde Firikleri görüyoruz.

Bilindiği gibi Firikler;Orta Asya’dan olup Türk ırkındandır. Sakarya  kıyılarına  Miğden  ve  Otrus (Otre)  isimli krallarının önderliğinde gelip yerleştiler.Bunların Türk ulusundan olduklarına isimleri açıkça işaret etmektedir. Tarihte  de  yer  aldığı  gibi  Orta Asya’daki  Türklerin  dini  Totemizm dinidir. Totemizm,on iki burcu ve bunları temsil eden on iki hayvanı kutsal saymaktadır.Her ulus bir burcun temsili olan hayvanın adı ile anılmaktadır.

Örnek olarak verecek olursak, Koyunlu (tiyoniğno-Hun) ve bunların  kolları  olan   Akkoyunlu,  karakoyunlu, Keçili  (Akkeçili – Kara keçili),Ala yunlu (Atlı),Bula Yuntlu (Atlı), Baraklı… gibi  örneklerde olduğu gibi. Bundan  yola  çıkarak Firiklerin Anadolu’da yerleşmiş oldukları  ve  adlarını  da  yukarıda  bahsettiğimiz  on  iki  kutsal  hayvandan  birisi  olan Filik Keçisinden aldıklarını  söyleyebiliriz. Yine Orta Çağa baktığımızda Selçuklu Türkle-rini,oluşturan Oğuz, Türkmen Ulusları arasında Firikli Türkmen Ulusunun da bulunduğunu görüyoruz. Firikler (Roma ve Grek) dönemine bu bögede kurulmuş olan beş şehir (Pentapolis) göze çarpmaktadır ve döneminin en ileri şehirlerindendir.

Bu  şehirler; Bruzus ( Karasandıklı Köyü), Eucarpeia  (Emirhisar köyü),Hieropolis (Koçhisar Köyü), Otrus (Yanıkören Köyü),Stektorion (Menteş Kasabası) dır.

 Phrygia  pentapolisi  şehirlerine  geçmeden  önce  bu beş şehrin (Pentapolis’in) üzerine oturdukları vadiye ve çoğrafyasına bakmak şehirleri daha iyi tanımamız açısından daha sağlıklı olacaktır.

Glaukos Vadisi: Galukos (Klaudros) ırmağının esas kaynakları, Afyonkarahisar’a kadar  kuzeye doğru  uzanan  yüksek, çıplak  ve  kayalık olan dağ silsilesinden doğmaktadır. Bu dağ  silsilesinin esas  kütlesi Bruzus (Karasandıklı) ile SYNNADA(Şuhut) arasında yer almaktadır. Kuzeye  doğru  ise bu dağ silsilesi Afyonkarahisar’ın düz arazisinden  fırlamış  sutunlar  gibi  birbirinden  ayrı  ve tek bir hat üzerine dizilmiş  konik  tepeler  olarak son bulmaktadır. Güneye doğru ise Cihanlar Dağı yer almaktadır. Bu dağların yapısı ise diğerlerinden farklı bir özellik göstermektedir.

Burası her zaman otlarla  kaplı  yüksek  tepeler  ve  yüksekteki vadilerden meydana gelen sulak ve çok verimli topraklara sahiptir.Güneyden  doğru  yaklaşıldığında  ise  Kumalar  dağ  Silsilesi, Çöl (Çul) Ovasına (Metropolis) Dombay  Ovasından  (Aurokra)  ayıran daha çıplak yuvarlak ve alçak tepeler yer almaktadır.

Ramsay 1891  yılında  Hieropolis (Hüdai Kaplıcası ve Koçhisar Köyü)’ten  Metropolis’e giderken Gumalar (Kumalar) Dağı’nın yüksekliğini 2200 metre olarak ölçtüğünü belirmektedir. Dombay Ovasından Belkavak’ın çıplak düz sırtına ulaşmak istenirse Stektorion’un (Menteş Kasabası’nın) topraklarına gelinmektedir. Burası  genişliği  yer  yer  değişen bir vadidir. Güneyi ve yüksek kısımları verimsiz,fakat Akdağ ve Homa dağının arkasındaki şehirlerin bulunduğu aşağı kısımları bereketlidir.

Stektorion  vadisi  ise Kuzeye Sandıklı ovasının içine doğru genişlemektedir. Bu vadinin  daha  yüksek  olan  doğu  yakasında ise Sandıklı’nın  Orta  Çağa  ait  bir  kalesi  vardır.  Bereketli  olan Batı yakasında ise dört şehir yer almaktadır. Hieropolis, Otrous, Eucarpeia ve Bruzus.MOXEANOİ ‘nun tepelik  arazisi  ile batıdan çevrili olan  Sandıklı  Ovası  kuzey  yönünde  sarp bir sırta doğru yükselmektedir. Bu  sarp  sırtın  ortasında  ise  bir  geçit  yer almaktadır. Bu geçit Glaukos’un kollarından birinin Başağaç  köyü  yanında, Pentapolis vadisinin içinden güneye doğru yol almasından oluşmuştur. Bu sırtın  ötesinde  ise küçük bir vadide küçük  Sincanlı  Ovası yer almaktadır.  Burada  en  büyüğü Savran olan küçük ve yoksul birkaç köy yer  almaktadır. Savran  su  bendinin  iki  sırtı  arasındaki bölgede yer almaktadır.Bu iki sırttan biri Ahar (Ahır) dağına doğru batıya, diğeri  Pentapolis’i  Synnada’dan  ayırarak  güneye  doğru uzanır. Savran’dan  güneye  ve  Belkavak  sırtından  kuzeye akan ırmaklar; başta  doğudaki  dağlardan  gelenler  olmak  üzere   gür akışlı bir çok dere ile Eucarpia ( Emirhisar) yakınlarında birleşirler.

Bu birleşik  ırmak  Akdağ’ın kuzey  etekleri ve Moxeanoi’un güney kısmının oluşturduğu kırık bir bölgeden geçerek batıya akar. Bu arada  içersine  Ahır Dağı’ndan akan  Aram çayı’nı alır. Burgaz Dağları  ile  yukarıda  belirttiğimiz  tepelik  bölge  arasında sıkışan ırmak sonunda Menderes vadisinin açık düzlüğüne çıkmaktadır.  Burası ise Eumeneia’dan iki mil kadar doğuda yer almaktadır. Firkler dönemi’nde  Sandıklı Ovası’nda  kurulmuş  olan Pentapolis şehirlerinde şimdiye kadar bir arkeoloji çalışması yapılmamıştır. Ama  buna  rağmen  buradan  bulunan  eserler bu şehirlerin kendi dönemlerinde önemli şehirler olduklarını göstermektedirler.  Buralardan  çıkan  eserlerin  çoğu  Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi’nde,bir kısmı ise komşu illerde bulunan müzelerde sergilenmektedirler.Pentapolis ilçesi (Firikyasoloratis) isminden de anlaşılacağı gibi beş şehrin birleşik ilçesidir.Bu ortak  ilçe  yönetiminin  merkezi önce Eucarpia iken daha sonra Hierapolis olmuştur.

FİRİK DİNİ: Firikler  Anadolu’ya  girdikleri  zaman  Orta  Asya’da bütün Türk uluslarının ortak inançları olan natorizm (tabiat kuvvetleri)  ve  ona bağlı yıldız  ve burçların simgesi hayvanlara yani Tütemizm dinine bağlı idiler. Başlıca totemler şunlardır;

Baba: Firikler ve yerli halk öteden beri Müşteri Yıldızı’na en büyük tanrı  gözüyle  bakarlardı. Bu  tanrıya  Sümerler  Kum  Baba, Etiler Kubaba demişlerdir.Firikler ise sadece Baba veya Ata derlerdi.

Firikler ilk çağlarda  Baba’ya heykelsiz Karaağaç orman ve korularında  veya  dağ tepelerinde  taparlardı. Daha  sonra  ise Baba için tapınaklar  yapılmış, baba  ilah bir elinde mızrak diğer elinde kartal veya zafer perisi (Nike) tutan,saçlı sakallı bir ihtiyar  olarak heykellere  dönüştürülmüştür. Hemen  hemen  her şehir  ve  tapınakta bu heykeller bulunmaktadır.

Kübele: Firikler öte yandan Etilerden ve daha eski Neolitik çağlardan bu beri tapınılmakta olan  Toprak  Ana ve Bereket tanrıçası’na tapmayı öğrendiler.Buna Firikler,Nana(Nine) veya Kübele(Göbele) adını  vermiştir.  Bu  her  iki  isimde  Türkçe’de  Nine  ve  işlenecek bereketli   toprak   anlamındadır.   Günümüzde  bile  ekilmeyen  ve nadasa bırakılan tarlalara Göbele denmektedir.

Men:Firiklerin en çok ilgi gösterdikleri ilahlardan biriside Ay tanrısı, Men’dir. Bu ilahı Firikler Etilerden almışlardır.

İlk  zamanlarda  dağların  tepelerinde  kurulan  oyma  tapınaklarda heykelsiz olarak yapılırdı.

   Firikya’nın  yüksek  dağları  olan;  Sultan Dağları, Emir Dağı Bey Dağları, Murad  Dağları, Kumalar  ve  Akdağ  çevreleri   Men  (Ay) tanrısının  tapınakları  ile doludur. Firik  inancına  göre  Men ayrıca şifa verici bir  tanrı  da  olduğu için hastalar dua taşlarına hastalıklı organlarının  resimlerini  (göz, el, ayak.)  resimlerini  yaparak   dua ederlerdi.  Buna  en  güzel  örnek  ise  Stekteriom  (Menteş)   şehir sikkelerinde ay yıldızlı ve tutamaklı alem resimler gösterilebilir.

Müşteri (Baba),Ay(Men) demektir.Men ilahı hangi şehir veya dağın tapınağına dua ediliyorsa o şehir veya dağın adı ile anılırdı.

Örnek; Meni Kuvalius (Kumalar dağı) Bu isim Etiler çağında küçük krallık  başkenti  iken  halkı yakın  dağa  çekilmiş  olan  Kuvalya ile ilgilidir. Bahsedilen  Kuvalius  Dağı  ise Kumalar Dağı’dır. (Kuvalius ile günümüzde söylenen şekliyle Kumalar birbirine çok  yakın  olup zamanla bu  günkü   şeklini  almış  olduğu söylenebilir.)

Buralardan  çıkan  pişmiş topraktan  yapılmış   Men ilah   heykelcikleri   günümüzde,    Afyonkarahisar, Konya,Ankara ve İstanbul müzelerinde toplanmıştır.

Kaynak, Ali Osman Karakuş, Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı,s.28-36 Malatya 2008

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme
İstanbul escort