MENTEŞ KASABASI TÜRBELERİ -1
24 Kasım 2013
12:43
2801 Kez Okundu

menteş

Sandıklı-Dinar karayolunun 17.km. itibaren batı yönünde 5 km.daha içerdedir. Afyonkarahisar iline 86, Sandıklı ilçesine ise 26 km. mesafededir. 2010 yılı nüfus sayımlarına göre nüfusu 879 kişidir. Orman sahası yakınında bulunması sebebiyle geçim kaynakları sınırlı olup çok az sayıda kuru tarım ve hayvan besiciliği yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak köyden dışarıya göç oldukça fazladır. Afyonkarahisar ilinin sınır kasabasından birisidir. Menteş Kasabası, Sandıklı’ya bağlı ,Örenkaya,Sorkun kasabaları,Alamescid Köyü ile Kızılören İlçesi’nin Ekinova Köyü, Çivril İlçesi’nin Düzbel Köyü ve Homa İlçesi ile çevrilidir. Sandıklı ilçesine bağlı bir köy iken Bakanlar kurulu kararı ile 1991 yılında kasabaya çevrilerek belediye teşkilatı kurulmuştur.

Menteş Kasabasının Kısa Tarihçesi: Kasaba sınırları içersinde yer alan, Koca Höyük, Kultuyan, Bucuk Ören mevkilerinde bulunan harabeler bu bölgeye iskanların  arkaik devirde başladığını göstermektedir.

Sandıklı ovasında kurulmuş olan Roma-Bizans döneminin meşhur Pentapolis şehirlerinden birisi de günümüz Menteş  kasabası sınırları içersinde bulunan Stecterion şehridir.

Antik Stecterion şehri: Sandıklı’daki Pentapolis ismi ile ün yapan 5 antik şehirden birisidir. Şehir Menteşe Kasabası yakınlarındaki Koca Höyük   mevkisine Frigyalılar döneminde kurulmuştur. Şehir Roma Döneminde  çok gelişmiş, yarı özerk olarak para basmıştır.

Şehrin kurucusu olarak ise Amazonlarla yapılan savaşlara  katılan  Phrygralı  iki prensten biri  olan Mygdon‘dur”.Ünlü İgngiliz  Tarihcisi W.  Ramsay,  Mygdon’un  mezarı   konusunda araştırmalar  yapmış  olup  Eucarpeıa  (Emirhisar)’ ın  kuzeyindeki  tepelerin alçak bir sırtında  yer  alan  üç  tümülüsün  en  büyüğünü Mygdon’un mezarı olduğu  kabul etmiştir.

Menteş kasabasının yakınlarında Koca Höyük denilen mevkide kurulan bu şehirden, geriye  tiyatrosu ,bina temelleri,su kanalları,steller,kale kalıntıları,kilise kalıntıları ve imparatorlar adına yapılmış anıtların kitabeleri günümüze kadar gelmiştir.

Menteş Baba Türbesinin  duvarında Ünlü Roma İmparatoru Nerva  onuruna  dikilen anıtım kitabesi vardır.  Bu yazıtın tarihi ise M.S.90-96 yılları olarak kabul edilmektedir. Daha sonraki yıllarda ise Mnteş köy camisi yenilenirken bulunan iki yazıtta daha Stecterion adına rastlanmıştır. Yine komşu köy olan Alamescid Camisi giriş kapısı önünde bulunan kitabe de Stecterion şehri harabelerinden getirilmiştir. Bu kitabe Roma Döneminde bu şehrin önemini gösterir. Grekçe kitabenin çevirisi: “Efendimiz İmparator Marcus Aurelius  Valentiniaus Augustus”

Stecterion şehrinin kurulu olduğu bu mevki o dönemde,Apemia’dan Hieropolis ve Eucarpeia’ya kadar uzanan yol üzerindedir.

kitabe-1

 

Latince kitabenin çevirisi:   Stektorion  halkı  İmparator Nerva’ya  saygılarını sunar.

DAŞ

Grekçe kitabenin çevirisi:   Efendimiz İmparator Marcus Aurelius  Valentiniaus Augustus

 Pausanias’a göre  Friglerin lideri olan  kahraman Mygdon’un mezarı Stecterion şehrindedir. Stecterion şehir bu dönemde sikkeler basmıştır. Bu sikkelerde dikkat çeken en önemli şey ise şimdiki Türk sancaklarındaki gibi ay-yıldızlı alem bulunmasıdır.

STEKTORİON’da  üzerine  yazılı sikkeler Lucius Verus adına 161-169 da basılmıştır.M.Aurelius ve Philip arasında STEKTORİON’da sikkeler  basılmıştır. STEKTORİON’da  sikkeler  üzerinde  görülen yönetici isimleri ise şöyledir; M.Aurelius,Faustina 2,Demos,Helios,Herakles,Saragis,Commodus, Philit

STEKTORİON sikkeleri üzerindeki başlıca tipler ise,Herakles başı,Sarapis,  Boule, Hiera  Boule, Demos, Helios, Dionysos, Aslepios,Hygeia, Bucranium  hilal  ve  iki  yıldız,  Zeus,  Athena, Kahraman Mygdon, Biga içinde Ares’i sayabiliriz.

Bölgeye Türk İskanı:  XII. asırda Büyük Selçuklu Devletinin çöküşü ve Harşemşahların yükselişi döneminde, Anadolu’ya büyük bir Türkmen göçü yapılmıştır. 1220 yılından sonra yıkıcı ve acımasız Moğol istilası Tümenlerin yoğun bir şekilde Azebeycan ve Anadolu’ya göçmesine sebep oldu. Anadolu Selçuklu beyleri akın akın gelen aşiretleri sınırlara yerleştirdi.

Moğollar 1230 yılında Azerbeycan’daki Maraga, Erran, Moğan gibi geniş ve zengin otlakları  istila edince, Türkmenler Sivas, Amasya, Bozok yaylalarına göçtüler. Toroslara indiler. Moğollara vergi vermek için, Türkmenlerden ağır vergi toplayan bürokrasiye karşı Vefâiyye Tarikatından Türkmen Şeyhi Baba İlyas 1240’da ayaklandı. Bu korkunç Türkmen ayaklanması Anadolu Tarihine yön veren önemli olaylardandır. İsyan bastırıldıktan sonra Türkmenler batıya göçtü. Osmanlı devrinin önemli simalarından Aşık Paşa ve Muhlis Paşa  Baba İlyas’ın soyundandır. 1235 yılında Selçuklular Moğolların üstün egemenliğini tanıdı. 1243 yılında Moğol komutanı Baycu Noyan 1243 Anadolu’yu istila etti. Bu olay Anadolu’daki aşiretleri dağıttı. 1240 yılında Malatya’da oturan Germiyanlılar, 1260’da batıya göçerek Kütahya’ya yerleştiler. Sonra Sandıklı civarına hakim oldular. Sandıklı kalesini yeniden yaptılar. Camilerle ,türbelerinle, hamamlarla,çeşmelerle süslediler.Menteş Baba  türbesi de Germiyan oğullarının eseridir.

Ebu el-Fida’nın tespitlerine göre, XII. asırda Antalya’nın kuzey batısında Denizli’nin Dağlarına, Menderes havalisinde 200.000 çadır halkı aşiretin yaşadığını söyler. Eskişehir civarında 100.000 fazla Türkmen akını olmuştur. Aynı yüz yıl içinde yerleşik hayata geçmişlerdir.[1] Aynı devirde Suriye, el-Cezire, İran, Irak ve Azerbeycan’da  kesif Türk kitleleri vardır. Bizans Tarihçisi Anna Comneus “Alexia” isimli eserinde Anadolu’da aşiretlerin karınca Sürüsü gibi kalabalık olduklarını belirtir.[2] İbn-i Sait el Mağribi’nin tespitlerine göre Sandıklı, Denizli ve Menderes Havzasında 200.000 çadır, Kastamonu ve Ankara yöresinde 30.000 çadır aşiret olduğunu yazar. Ayrıca Uludağ’dan Tarsus’a kadar uzanan hat üzerinde ve Batı Anadolu Dağlarında kalabalık çadır halkı bulunuyordu.[3] Al-Umarî’ nin tespitine göre 14. asırda Denizli Bölgesinde 200.000 çadır, Kastamonu ucunda 100.000 çadır, Kütahya’da 30.000 çadır aşiret yaşıyordu.[4] Selçukluları çöküşü sırasında Türkmen boylarının akını daha da arttı. Moğolların önünden “sel gibi akan” Türkmen Boyları bilhassa Batı Anadolu’ya Bizans hudutlarına kadar geldiler. Devrin kaynaklarına göre 3 milyondan fazla Türkmen yığılmıştır.[5]

H.1121 M.1709 yılı Avarız defteri kayıtlarında köyün ismi Karye-i Menteş Baba olarak geçmekte olup, 8 gerçek hanesi 40 nüfusu bulunmaktadır. Menteş Baba köyünün bu tarihlerden itibaren Sandıklı Kazasına bağlandığını görmekteyiz.

Cumhuriyet döneminde ise Sandıklı ilçesine bağlı bir köy iken Bakanlar kurulu kararı ile 1991 yılında kasabaya çevrilerek belediye teşkilatı kurulmuştur.

                                                   MENTEŞ BABA TÜRBESİ

DSC_0004

 

 

Menteş Baba Kimdir:Türklerin Anadolu’da görünmesi ve yerleşmesi ,tarihte ki rolü  itibariyle , İslâm’ın  doğuşunu  andıran bir  olaydır. Anadolu’da açılan  yeni bir vatanda ;yeni bir milliyet ,kültür ve medeniyet  maddi kuvvet;Türk ırkının askeri ve siyasi  dehası ile  manevi kuvvet ,İslam’ın yüce ruhunun  birleşmesi  ile mümkün olmuştur.

İlk ışıkları Horasan ‘da Hoca Ahmet Yesevî  yaktı. Orada aydınlananlar akın akın Anadolu’ya gelmeye başladılar. Geldikleri her yerde  ışık oldular, aydınlattılar .  ”Gaziyan-ı Rum “,”Âhiyan-ı Rum “,”Bacıyan-ı Rum” adıyla dertlilere derman , gönüllere ışık oldular.

      Menteş Baba ,13.asırda  Horasandan  gelmiş, kolanizatör  Türk dervişlerindendir. Kurdukları zaviyelerde etrafına ışık olmuşlardır..Ayrıca Orta Asya’dan akın akın gelen Türk Aşiretlerini  köyler kurup,iskan etmişlerdir.Sandıklı civarında aşiret ismi taşıyan köylerin, mezraların,mevkilerin çok olması bu iskanı belgeler. Mevlana Celalettin Rumi’nin arkadaşlarından olduğu ve Horasan’dan göç ettiği rivayet edilmektedir. Bedri Noyan’a göre ise Bektaşi evliyasıdır.

Menteş Baba Türbesinin içerisinde Menteş Baba olduğu söylenen bir mezar bulunmaktadır. Türbenin içersinde antik çağa ait süslemeli taşlar bulunmaktadır.

Menteş Baba Türbesi: Sandıklı – Dinar karayolunun 17. kilometresinden itibaren batıya doğru, yaklaşık 4-5 km. gidildikten sonra Menteş  kasabasına  ulaşılmak­tadır. Türbe köyün kenarında yer alır.

DSCF1473

Menteş Baba Türbesi: Sandıklı – Dinar karayolunun 17. kilometresinden itibaren batıya doğru, yaklaşık 4-5 km. gidildikten sonra Menteş  kasabasına  ulaşılmak­tadır. Türbe köyün kenarında yer alır.

Mimari Özelliği:Kare plan üzerine kübik gövdeli, kubbeyle örtülü bir yapıdır. Üze­ri sonradan kırma çatıyla kaplanmıştır. Oturtmalığı ve kriptası yoktur. Doğu, batı ve güney duvarlarının üst kısımlarının ortasında birer

DSCF1486küçük mazgal pencere açıklığı bulunmaktadır. Basık kemerli kapısı, kuzey cephenin ortasına yerleştirilmiştir. Duvarın üst kısımları onarim gör­müştür. Yapının üstü sonradan kiremitli kırma çatıyla kapatıldığı için dış örtünün nasıl olduğunu, kubbenin kasnağa oturup oturmadığı-nı anla­mak mümkün değildir. İçerde çamur sıvalı bir mezar vardır. Doğu ucu­na devşirme taştan bozma bir şahide dikilmiştir.

Küçük mazgal pencerelerden gelen zayıf ışık nedeniyle loş bir at­mosferin hâkim olduğu türbenin iç köşelerinde, sonradan yerleştiril­dikleri anlaşılan devşirme sütunların çevresi taşlarla örülmüştür. Kub­beye (V-_) tarzı Türk üçgenleriyle geçilmektedir.

DSCF1487

Türbenin duvarları, çoğu devşirme olmak üzere, taş malzemeyle yığma duvar tekniğinde inşâ edilmişlerdir. Taşların arasında tek tük  tuğlalar dikkati çekmektedir. Pencere ve kapı söveleri de devşirme taş­arla teşkil edilmiştir. Geçiş sisteminde taş ve tuğladan düzensiz bir ör­güyle karşılaştırılırken, kubbede tamamen tuğlanın hâkim olduğu tespit bilmektedir. Duvardaki tuğlaların boyutları ortalama 29x?x4 cm.dir. Süsleme açısından kayda değer bir şey yoktur.

Türbenin kitabesi yoktur .İçindeki  mezarda da kitabe bulunmamaktadır.
Germiyan Devri eserlerinin tipik özelliği olan Türk Üçgenlerinden müteşekkil geçiş sistemleri ,tuğla boyutları  XIV.yüzyıl ikinci yarına işaret eder..  aktadır.Kapının sol tarafından devşirme bir taşta H.985/M.1577-1578 tarihi vardır.Bu da türbenin kesin tarihi sayılmaz.

 

DSCF1494

 

Menteş Baba Belgeleri: Menteş Baba ile ilgili zaviye kayıtları Menteş Baba’nın bölgedeki etkin gücünü göstermektedir.

blg a

Menteş Baba tekkesine Hacı Bektaş Veli asitanesi seccadenişini Esseyyid Eşşeyh Feyzullah’ın arzıyla zaviyedar tayini (VGMA, Hurufat Defteri, nr. 546, varak 51)[6]

EV.MH, 1415-187 MENTEŞ BABA EV.MH, 1080-13 MENTEŞ BABA EV.MH, 1080-14 MENTEŞ BABAEV.MH, 1080-14 MENTEŞ BABA

 

blgdefter

            H.1299/ M.1881 tarihli Vakıf Defteri kayıtları

Esami-i Liva ve Kura Esami-i Hayrat-ı Evkaf Tahakkuk Eden Tahsil Olunan Kuruş-para

Sandıklı Kazası          Menteş Baba Vakfı              10.27                          10.27

 

Menteş Köyü’nde Menteş(e) Baba Zaviyesi mütevellileri Ali olup yıllık geliri 78,5 kuruştur[7].

Evkaf-ı Zaviye-i Mentaş Baba der karye-i Menteş tabi-i Sandıklı. Ba-berat-ı âli hasadiyye mutasarrıfı Ali. Hâsılat: Burçak Kile 2 Baha 6. Şair kile-ölçek 3 Baha 40. Hınta kile 3 baha 127. Gelir yekûnu: 174,15 Masarifat: 127,10.Mizan: 174,15–127,10 Masarifat-ı minha = 47,8 kuruş-para vürüd-u zaviye-i dâr berâyı it’am[8].

Halk İnaçları: Menteş Baba türbesinde alıç ağacından yapılma[9] “sıvazlama” ismi verilen aletler bulunmaktadır.

Bu tür türbelerde bulunan alıç ağacından yapılma sıvazlama ile türbe, felç, inme gibi hastalıklardan dolayı ziyaret edenlerin üzerine, eline yüzüne sürülmek suretiyle şifa bulacağına inanılmaktadır. Aynı zamanda hastalık tedavisi olmasının yanında koruyucu olarak da sürüldüğü görülmektedir.[10]

Menteş Baba Türbesi yöre halkı tarafından çok sevilen ve saygıda kusur edilmeyen türbelerden birisidir. Özellikle askerlik çağı gelen gençler tarafından toplu olarak ziyaret edilerek hayır dua da bulunulur. Askere veya gurbete gidecek olanlar Menteş Baba türbesinden toprak alarak yanında taşırlar. Bu sayede kötülüklerden, kaza ve belalardan uzak kalınacağına inanılır. Yöre halkının ifadesi ile türbeden toprak alarak askere giden herkesin sağ salim evine kavuştuklarıdır. [11]

[1] M. Karazeybek , Afyonkarahisar’da Zaviyeler , Evkaf Defterleri, III, Nu: 12348 ve 13904 nolu defterleri,

[2] H.1256/M.1840  tarihli ve EV. d.11426 nolu  Muhasebe Defteri

[3] Dr. Muharrem Bayar’ın ifadesine göre alıç ağacı  motifi kalenderiler tarafından kudsiyet atfedilen bir ağaçtır.Biz bunu Hacı Bektaş-ı Veli-Yunus Emre arasında geçen alıç olayından da bilmekteyiz. Bu da  Menteş Baba’nın da Yunus Emre gibi Kalenderi olduğunu göstermektedir.

[4] K.K.Osman Seyman,Sandıklı Mrk.Araştırmacı

[5] Ali Osman Karakuş”Sandıklı Türbeleri”

6] Fahri Maden, Sandıklı Araştırmaları Sempozyumu,Sandıklı Bektaşi Tekkeleri isimli bildirisi

7] Dr. Muharrem Bayar ,Sandıklı Tarihi isimli basılmamış kitap çalışmasından alınmıştır.

[8] Anna, Comnenus. “Alexiea” s. 248-249.

[9]  Z. V. Togan. ”Umumi Türk Tarihine Giriş” c: 1, s. 188.

[10] H. İnalçık. ”Osmanlı Tarihine Toplu Bakış” (Osmanlı). C: 1, s. 38.

[11] O. Turan. ”Selçuklu Tarihi ve Türk–İslam Medeniyeti”. s. 304.

 

Kaynak:Ali Osman KARAKUŞ,Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları, Syf.233-246,Sandıklı Belediyesi Yay.Ankara 2013,

 

 

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme