ÖRENKAYA TÜRBELERİ-3
07 Şubat 2014
07:46
1400 Kez Okundu

 

ÖREN DEDE ZİYARETGAHI

DSCF1949

Eski bir yerleşim yeri olup günümüzde ören yeridir. Burada Örence isimli bir köyün olduğu söylenmektedir. Ören Dede’nin ise bu köyün kurucularından olduğu sanılmakta olup, H.1032/M.1623 yılına ait Avarız Defteri kayıtlarında Sandıklı Kazasına bağlı köyler arasında Örence isimli bir köy olup köy nüfusu 33 kişidir.

Yeri Örenkaya kasabası içersindedir.Yol kenarında etrafı duvarla örülü kare şekilli bir ziyaretgah olup içersinde bir adet ahlat ağacı bulunmaktadır. Burası yöre halkı tarafından  “Kör Kuyu” olarak da bilinmektedir.  Ziyaretgah çevresinde yaptığımız incelemeler sonrasında burasının eski bir yerleşim yeri olduğu kanısına vardık. Nitekim çeşitli arşiv belgelerinde aynı adı taşıyan köy kayıtları da bulunmaktadır.

Ören Dede’nin köyüm kurucularından olduğu ve burasını yurt haline getirmesi için görevlendirilen Alperenlerden olduğu söylenmektedir. Ören Dede ile ilgili anlatılanlar Nur Kadın yatırı ile orantılı olduğu için menkıbelerden bahsetmeyeceğiz.

 

ÇALI (HENHEN)DEDE ZİYARETGAHI

Örenkaya Kasabası Bahçeli Mahallesinde çalılık bir dere içersinde yer almaktadır. Bu sebeple yöre halkı tarafından Çalı Dede de denilmektedir. Maçil köyünün ilk kuruluş yıllarında tek su kaynağı burada bulunmaktaymış.  Suyun Henhen Dede’nin bir kerameti olarak çıktığına inanılmaktadır. Hen kelimesi, dişi kuş,delice doğan, mavi doğan anlamındadır. Selçuklular döneminde kullanılan Çağrı Bey’inde ismi çağrı ismi Türkçe’de harfi harfine doğan ve Bozdoğan anlamındadır[1]. Divan-ı Lügati’t-Türk isimli eserde ise çağrı, doğan kuşu, çakır kuşu anlamında yazılmıştır[2]. Bundan yola çıkarak Henhen yani Han Dede’nin selçuklu’nun bölgeyi fetih tarihi olan 1172 yılından sonra burada görevlendirilmiş olabileceği akla yatkın gelmektedir.

Kelime yapısı olan Han kökünden gelmekte olup Han Dede manasındadır. Han kelimesi Türklerde kullanılan ve idare eden , başı çeken anlamındadır. Bu sebeple burada yatan şahsın bölgenin iskanı için görevlendirilen Alperenlerden olduğu sonucuna varmaktayız.

Henhen Dede ziyaretgahı genellikle çocuğu olmayanlar ve işleri iyi gitmeyenler tarafından ziyaret edilmekte olup inancın uygulaması, bağlılığın bir simgesi olarak çaput bağlamak şeklindedir[3]. Henhen Dede ziyaretgahının etrafı taşlarla örülü olup belirgin bir mezar yoktur. Ziyaretgahın olduğu yerde alıç ve incir ağacı bulunmaktadır.

YUMURTACI DEDE

Örenkaya Kasabasında bulunan ve yeri günümüzde tam olarak bilinmeyen ziyaretgahlardan birisidir. Yumurtacı Dede ismi onunla ilgili anlatılan menkıbeden dolayı verilmiş olup gerçek adı bilinmemektedir. Halk yanık Ardıç mevkisinin olduğu yeri göstermektedir. Yumurtacı Dede ile ilgili bildiklerimiz sadece menkıbelere dayanmaktadır. Yumurtacı Dede ile ilgili anlatılan bir menkıbe köyün eski yerleşim yeri olan Meymun köyü ile doğrudan ilgilidir. Anlatılanlara göre[1], Yumurtacı Dede bir fincan çorba ile kırk gün dururmuş. Meymun denilen köyde bir düğün varmış. Yumurtacı Dede düğünün olduğu yere gelerek Gelincik kayasında dikelen bir geline , “-Aman kızım. Canım yumurta istedi.Allah rızası için bir yumurta kaynatıver” demiş. Gelin ise,”Hadi git şuradan deli sende” diyerek yumurtalarını çalanın kendisi olduğunu söyleyerek bağırıp çağırmaya başlamış. Gelinin feryat figanını duyan köylüler ne olup bittiğini anlamadan Yumurtacı Dede’nin üstüne yürümüşler.Onu hırpalayıp dövmüşler.Yumurtacı Dede her ne kadar, “yapman,etmen günahtır” dese de kar etmemiş. Yumurtacı Dede üzerinden kanlar sızarak Yanık Ardıçların yanına gelmiş. Meymun köyüne doğru dönerek; “Nahi evinizi yılan, çıyan bassın. Elinizin,ayağınızın değdiği yer yılan olsun.Ekininiz bitmesin,ambarınız boş kalsın” diyerek beddua ederek oracıkta can vermiş. Bu olaydan sonra Meymun köyünü yılanlar çıyanlar sarmış. Her ne yapsalar yılanların hakkından gelememişler. Günler geçtikçe hayat daha yaşanmaz hale gelmiş. Orada yaşayan halk çareyi köyü terk etmekte bularak dağılmış. Yanık ardıcın yanında can veren divanenin adı ise halkın belleğinde anlatılan bu menkıbe ile Yumurtacı Dede olarak anılır olmuş.


[1] K.K.Örenkaya Kasabasından Rabia Kunt,1930 Doğl. Okuma yazması yok


[1] Çağrı:Birini çağırma,davet- Doğan, çakır kuşu,-Rütbe, ünvan, şan TDK Kişi Adları Sözlüğü

[2] Besim Atalay,Divan-ı Lügati’t-Türk C.1 Syf.421, C.2 Syf.343 C.3, Syf.332 Ankara,2006

[3] K.K.Örenkaya Kasabasından Hasip Gököz,1942 Doğ. Emekli

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme