RAMAZAN HATIRALARI
25 Temmuz 2014
14:31
1799 Kez Okundu

Marangoz İbrahim ve Hacı Hakkı

Ramazanda vaaz, teravih, tespih duası derken camiye erken giren hem vaaz dinleyen, hem teravih kılan yaşlılarımız veya hastalarımız haliyle sıkışırlar. Vitir namazı kılındı mı sıkışanlar veya gençler hemen dışarı çıkarlardı. İşte bu arada bi kargaşa olurdu. Yine o sahnelerden birinde O gün ulu camide müezzinin yanında Mollaların Hacı Hakkı amca vardı. Hakkı amca arkadaşlar vaazımızı, dinledik teravihimizi kıldık, tespih duamızı da yapalım sevaplarımızı toplayalım gidelim. Ne var dışarıda niye çıkıyorsunuz sıkın dişinizi şurada iki dakika daha kalsanız canınız mı çıkacak. Oturun tespihi de çekiverelim dedi. Hacı Hakkı bu konuşmayı yapınca kimileri yerine oturdu. Gençlerden çıkanlar oldu ama Marangoz İbrahim amca ayakta kaldı, çıkmak istedi. Hacı Hakkı ile göz göze gelince Hacı Hakkı oturmasını ima eder. Marangoz İbrahim amca  ‘hacı valla ben çıkmayacağım ama (eli ile önünü işaret ederek) bunu ne yapacağız Valla bu durmayacak/durdurmuyor ki ’ der. Sıkışmıştır. Zaten vaazdan da önce camiye girince hayli zaman geçmiş bir de yaş ve rahatsızlık vardır. Hacı Hakkı başı ile çık dercesine karhen izin verir. Çıkmak zorunda olduğundan çıktı. Mollaların Hacı Hakkı amca namazdan sonra cemaatin tespihe kalmalarını arzu ederdi. (İbrahim UĞURLUTİRYAKİ)

 

KAHVELERDE  TOMBALA OYNANIRDI

Sene 40 lı, 50 li yıllardı. Kahvelerde tombala oynamak meşhurdu.

Radyo televizyon bilgisayar yoktu ki. İnsanlar eğlencelerini kendileri icat ederdi.

Tombala oynanan yerde oyunda birinci Çinko’yu yapan ‘’Çinko’’ diye bağırır.

Oyunu idare eden birinci Çinkonun hediyesini verirken

’’Al aslanım anana bi damalı fıta, ver giysin.’’

İkinci Çinkoyu yapana hediye ‘’Al aslanım sana da bi kara kıvrak, ver anana giysin.’’diye bağırırdı.

Diğer oyunlardaki çinkolarda ise hediyeler ‘’bakır kalaylı dığan, söyle anana bununla ıspanak kavuruversin. Üstüne yumurta çakıverirse bekte güzel olur yani.’’derdi

Diğer  Hediyelerde  ise ‘’ Al sana ilikmen, baban gaz yağı alıverirse, aydınla cık olur her yer.’

Amanın ne hediyeler olurdu, ne hediyeler. Mesela yün çorap, kenarı işlenmiş mendil, yağlık, süpürge, tenekeden saat kabı,  hamam tası, fare kapanı, büyük küçük sepetler, mum, çıra, defter, kalem  hediye edilirdi. Her hediyeye de mutlaka bir laf eklenir oda oyunun tadını getirirdi.

Nerde o zamanlar paramı var millette. Onbeş kuruş  yirmi kuruş para… Ama hediyeler o zaman kullanılacak şeylerdi. Kahveci hediyelerden para kazanmazdı. Kahveye müşteri çekmek için taa o zamandan bunlar olurdu. Yani şimdi ki promosyon demi.

Eğer oyunu idare eden lafazan ise oyunun tadı çıkardı. Bir çok kahvede tombala oynanırdı. Zevklide olurdu. Çinko yapanlar hediye aldım diye sevine sevine evlerine giderdi.

Oyunlar sahura kadar sürerdi.

Hey gidi günler hey, Zaman testere gibi ömrümüzü biçmişte haberimiz yok.

Şimdi bunları anlayan bile kalmadı…ULU CAMİ

Ali Özeski hakkında:
"RAMAZAN HATIRALARI" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    Faruk GENÇER

    Kardeşim
    yazılarını zevkle takip ediyor geride kalmış güzellikleri hatırlattığın için teşekkür ederim.

  2.  
    MUTLU KAVAK

    Yine muhteşem yazmışsın Ali Abi..Emeğine sağlık…

  3.  
    tevfik SARIKAYA

    Yazılarınızı her okuduğumda gözlerimin dolduğunu yüreğimin sızladığını hissederim . Bizlere bu anları yaşattığın için teşekkür edein

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme