ULU CAMİ (Cami-i Kebir)
31 Ekim 2013
19:18
2127 Kez Okundu

ulucamii1

Yeri:Cuma Mahallesinde, Yukarı Pazar civanında  48 pafta, 241 ada, 2 nolu parselde yer almaktadır.

Mimari Özelliği:Sandıklı Ulu Cami, ilk olarak kare planlı tek kubbeli bir mescit olarak inşâ edilmiştir. Germiyanlı Devrine ait mimar adı bilinen üç eserden biridir. XVI. yy.da bir minare ilâve edilen ve onarılan eser; XIX. yy.daki onarım sırasında pencereler seviyesinden itibaren yeniden inşâ edilmiş; XX. yy.da kapalı bir son cemaat yeri ilâve edilmiştir. Güneybatı tarafında çeşme kuruluşları bulunmaktadır. Kuzey tarafındaki avlunun ortasına inşâ edilen şadırvan son cemaat yeri gibi yakın tarihlidir.

ulu cami

XVII. yy.da Sandıklı’ya da uğrayan Evliya Çelebi; “ve cümle üç yüz elli toprak örtülü evlerdir. Ve üç mahalle ve dört mihraptır, Cümle (den) Çarşı Camii kurşunludur Mamur binadır ve bir minare-i mevzunu vardır.[1] demektedir.

Caminin kuzey cephesi ile batı cephesinin bir kısmı XX. yy.da yapılan son cemaat yeri tarafından kaplanmıştır. Güney cephesinin alt kısmında, mihrabın yer aldığı sahanın iki yanında yuvarlak boşaltma kemerli, düşey dikdörtgen çerçevelî büyük birer pencere; üst tarafta yan yana dizilmiş sivri kemerli üç küçük pencere göze çarpmaktadır.

Doğu cephede de güneydekine benzer bir düzen söz konusudur. Yalnız ondan farklı olarak, alt kısımda üç büyük pencere vardır. Batı cephenin ortasında XVI. yy. ilâvesi minare bulunmaktadır. Minarenin iki yanında, diğer cephedekilerle aynı karakterde büyük birer penceresi vardır. Fakat, cephenin kuzey tarafı sonradan yapılan son cemaat yerinin içinde kalmıştır. Bu cephenin üst tarafında ki üç pencere, diğer cephedekilere benzer. Minare kaidesinin güney cephe­sine bitişik çeşmeden başka, kuzeybatı köşesine bitişik ve güneye bakan ikinci bir çeşme kuruluşu dikkati çekmektedir.

Kuzey cephe, düzen bakımından -ortasındaki kapı hâriç- güney cephe ile aynı özelliklere sahiptir. Ancak bugün kapalı son cemaat yerinin içinde kalmıştır.

Caminin duvarları, tek sıra testere dişi dizisi ve profilli taş silme­den oluşan bir saçak kornişi ile nihayetlenmektedir. Onikigen kasnağa oturan kubbe tam yarım küre biçiminde olmayıp birazcık sivridir. Kasnağın üst kenarı, iki sıra testere dişi dizisinden olan saçak kornişiyle sınırlanmıştır.[2]

ulucamiiçeşme

XX. yy. içerisinde ahşaptan yapıldıktan sonra yakın tarihlerde yenilenen kapalı son cemaat yeri, bir (L) oluşturacak şekilde, kuzey cepheyi ve batı cephenin minareye kadar olan kısmını kaplamaktadır. Duvarları, düşey dikdörtgen çerçeveli toplam on bir adet pencere ve kuzey cephesindeki düşey dikdörtgen çerçeveli, lentolu iki kapıyla çözülmüştür. Üzeri eğik çatı ile kapatılmıştır.

Kapıdan içeri girildiğinde; içten düz tavanlı son cemaat yerinin, minarenin kaidesine birleştiği kısımda, yarı dairesel planlı, yuvarlak kemerli, basit bir mihrap nişi görülmektedir. Son cemaat yerinin içinde kalan, caminin kuzey cephesinin ortasında, iki yandan profilli silmel­erle sınırlanmış, yuvarlak boşaltma kemerli lentolu kapı açıklığıyla karşılaşılmaktadır. Kapının iki yanındaki pencereler, diğer cephedekil­erle aynı formdadır.

Tek kubbeli, kare planlı harimi aydınlatan alt sıradaki büyük pencereler, içeriye doğru genişleyen mazgal biçiminde düzenlenmişlerdir. Üst taraftakiler ise şebekelidir. Kapı ve büyük pencere açıklıkları, içten yuvarlak kemer biçimindedirler. Batı duvarında, minare kaidesinin olduğu yere rastlayan kısma, sahte yuvarlak bir kemer işlenmiş, böylece âdeta doğu taraftaki pencerelerin simetriği vurgulanmak istenmiştir.

Kıble duvarının ortasındaki mihrabın sağında minber, kuzey tarafta kadınlar mahfili yer alır. Duvarları kaplayan ve kubbenin altında bir baldaken teşkil eden büyük yuvarlak boşaltma kemerlerinin zemine kadar dayanan kavisleri ve bunların arasını kapatan pandantifler, içeriye basık bir hava vermektedirler. Pandantiflerden hemen sonra başlayan büyük kubbe de bu atmosferi pekiştirmektedir. Kemerlerin yuvarlak formu ve hacimdeki oransızlık -aşağıda değineceğimiz inşâ malzemesiyle birlikte-, yapının geçiş ve örtü sisteminin XIX. yy. tami­ratının ürünü olduğunu anlatıyorlar. Yarı dairesel planlı mihrap nişi, üç taraftan profilli silme tarzında bordürlerle kuşatılmıştır. Niş, düz silmeden yuvarlak bir kemer içine alınmıştır. Kavsarası dilimli kemer formundadır. Ahşap minberi ve ahşap direkler üzerine binen, ahşap korkuluklu kadınlar mahfili yenidir. Batı cephenin ortasına bitişik, silindirik gövdeli tek şerefeli minarenin kaidesi, cami duvarının yarı yüksekliğine kadar kare prizma olarak yükselmekte; bu seviyeden itibaren sekizgene dönüşerek, saçak seviyesinin yaklaşık 110 cm. altında sona ermektedir. Kaidenin üst kenarındaki korniş, bir sıra testere dişi dizisi şeklindedir.

ulucamiiiçi3

Yukarıya doğru daralan pabuç, klasik dönem üslûbuna uygun olarak prizmatik üçgenlerle teşkil edilmiştir. Silindirik gövdenin başlangıcında ve sonunda, kaval silmeli birer bilezik bulunur. Şerefenin kornişi, çeşitli biçimlerde kesilmiş tuğlalarla elde edilmiş bir tür mukarnasla meydana getirilmiştir. Korkuluğu masif duvarlıdır. Gövdeden daha kısa ve dar olan petek silindiriktir. Minare konik külah ve alemle ona erer.

Minareye -bugün son cemaat yerinin içinde kalan- kaidenin kuzey tarafındaki kapıdan girilmektedir. Ondokuzuncu basamağa kadar çekirdeksiz olarak yükselen merdiven, bu seviyeden itibaren çekirdekli hâle dönüşmektedir. Bu durum minarenin aşağı-yukarı kaidenin yarı seviyesinden itibaren elden geçirildiği izlenimini uyandırıyor.

Caminin batı cephesine ve minare kaidesine bitişik çeşmelerden; kaidenin batı tarafında kalanın önüne geç dönem üslûbunda başlıklara  sahip çokgen sütunlara binen Bursa kemeri-konsol karışımı kemerlerle teşkil edilmiş düz örtülü bir revak yapılmıştır. Çeşmelerin önündeki alanın geriye kalan kısmı ise profil demir iskeletli şeffaf plâstikle örtülmüştür. Sözünü ettiğimiz çeşme, düşey dikdörtgen formda olup, üst kenarı, dilimli bir üçgen alınlıkla taçlanmıştır. Üç taraftan geniş bir bordürle kuşatılan nişin alt kısmında iki pirinç lüle; bunların üstünde ise iki tas nişi bulunmaktadır. Profilli yatay bir silme çeşme cephesini ikiye böler. Bunun üstüne kitabe panosu yerleştirilmiştir.

Minare kaidesinin güney cephesine kurulmuş diğer çeşme, iki lülesi üçgen alınlığıyla basit bir yapıya sahiptir. Ayrıca bu kısımdaki duvar yüzeylerine çok sayıda küçük lüle yerleştirilmiştir.

Yapının, pencerelerin lentoları hizasından itibaren XIX. yy.da yenilendiği, malzeme ve inşâ tekniğindeki değişmeden anlaşılmak­tadır. Söz konusu seviyeye kadar duvarlar, kaba yonu ve moloz taş ile aralarında yer yer tuğla kullanılarak yığma duvar tekniğinde inşâ edil­mişlerdir. Bu seviyenin yukarısında ise; küçük pencerelere kadar olan yüzeylerde kaba yonu taş ve aralarında üst üste dizilmiş küçük tuğlalardan ibaret bir tür almaşık düzen takip edilmiştir. Sonra tek sıra kesme taş – beş sıra tuğladan oluşan almaşık düzen gelmektedir. Batı cephenin güney tarafındaki pencerenin lentosu, üzeri işlemeli devşirme taştandır.

Duvarları ilk yapıya ait olması gereken alt kısımlarında tuğla boyutları; 26x?x3.5 cm., 30x?x3.5 cm., 30x?x4 cm. şeklindedir. Büyük pencerelerin taş lentoları ile tuğla malzemeli yuvarlak boşaltma kemerleri de XIX. yy. tamiratının ürünü olmalıdırlar. Boşaltma kemer­lerinin kavsaralarında tamamen tuğla kullanılmıştır. Kasnak sıvalı olduğundan malzemesi anlaşılamamaktadır. Fakat kasnağın saçak kornişinde tuğla kullanılmıştır. Cephelerin saçak kornişinde ise     tuğladan testere dişi dizisinin üzerinde taş silme vardır. Kubbe ve  kasnağın eteğindeki kısımlar kurşunla; betonarme son cemaat yeri ile Çeşmelerin üzeri dıştan ondülinle kaplanmıştır.

Mihrap ve kapının  bordürleri taştandır. Minber, kadınlar mahfili kapının  kanatları  ahşap malzemeyle  meydana  getirilmiştir.Minarenin kaidesinde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Pabuç, gövde petek sıvalıdır. Ama, herhalde tuğla malzeme kullanılmış olmalıdır.Şerefede de  tuğla malzeme söz konusudur. Konik külah, kurşun kaplıdır.   Çeşmeler ve  çevreleri  mermerle  kaplanmıştır.   Kitabeli çeşmenin önündeki revak betonarmedir.

Yapının dış duvarlarında dekoratif unsurlar görülmez. Sadece kapının iki yanındaki profilli silmeler plâstik unsurlardır.

Geçirdiği onarım ve yenilemelerle orijinal yapısını büyük ölçüde yitiren Sandıklı Ulu Camii; harimde duvarları ve kubbeyi kaplayan kalem işi süslemeleriyle ilgi çekmektedir.

Kuzey taraftakiler hariç olmak üzere, diğer pencereler birer bordürle kuşatılarak yüzeylerine bitkisel motifler işlenmiş; ayrıca üst pencerelerin arasına vazolu çiçek buketleri yerleştirilmiştir.

Duvarları kuşatan boşaltma kemerlerinin yüzeyi yumuşak hatlı zikzaklar ile bunların arasında devam eden kıvrım dal motifleriyle süslenmiştir. Bordürün üst kenarında palmeti andıran küçük motifler­den bir dizi vardır.

Harimin kuzey tarafındaki pandantiflerin ortasına yapılmış mada­lyonların içinde manzara resimleri tasvir edilirken, güney taraftaki pandantiflerin madalyonlarına “İhlas Sûresi” nakşedilmiştir.

Eteği çelenk motifleriyle kuşatılan kubbenin alt kısmındaki geniş bordürün içine “Sûretü’n-nebe” yazılmıştır. Bunun üstünde, bugün halkın kullandığı işlemelerde de karşılaştığımız türden kıvrım dallı yaprak ve çiçek motiflerinden müteşekkil bir süsleme kuşağı görülmektedir.

Kubbenin daha yukarı kısmının yüzeyinde içlerinde Allah’ın ve İslâm büyüklerinin adlarının yazıldığı kartuşların arasına vazolu çiçek buketleri işlenmiştir. Yalnız bunlardan mihrabın üstüne rastlayan kartuşların arasında iki tane cami tasvir edilmiştir. Sağ taraftaki tasvirin yanında “resm-i Sultan Ahmed Câmi-i Şerifi”, sol tarafındakinin altında ise “resmi-i Tophâne-i Âmire Camii Şerifi” yazısı okunmaktadır.[3]

Cami tasvirlerinin arasındaki kartuş, diğerlerinden büyük tutul-ve onlardan farklı olarak içine “yâ kadı el-hâhât” ibaresi  yazılmıştır. Altında H.1287/M. 1870-1871 tarihi dikkati çekmektedir.

Kubbenin ortasını kaplayan dev madalyonun dışı yine çelenk motifleriyle ve girlantlı bir bordürle kuşatılmış; kenar bordürü ile merkezdeki  küçük madalyonun arasındaki yüzeye; aralarına sekiz uçlu  yıldızlar  işlenmiş manzara tasvirleri yapılmıştır.

Barok karakterli girlantlarla kuşatılan merkezi madalyonun itasında altı uçlu bir yıldız ile bunun çevresinde yazı dekorasyonu yer almaktadır.

Duvarlar ve pandantifler beyaz badanalıdır. Kubbenin yüzeyi kirli san renkle boyanmıştır. Motiflerde ve manzara tasvirlerinde ise yeşil, san, mavi ve kırmızının tonlarıyla siyah kullanılmıştır.

Mihrabın bordürleri profilli silmelerden müteşekkildir. Bunların içindeki yüzeysel bordur boya ile meydana getirilerek içerisine beyaz boya ile geometrik motifler işlenmiştir. Nişi kuşatan yuvarlak kemer beyaza boyanırken, köşelikler açık mavi yağlı boya ile, kavsara sarı, yeşil ve morla boyanmış; nişin içerisine yeşil renkte perde motifi resmedilmiştir. Nişin üstündeki yüzeye siyah boyayla, mihrapla ilgili bir ayet yazılmıştır.

Ahşap minber orijinal olmamakla birlikte; yan kanatlarındaki, klâsik formları hatırlatan madalyonlar ve kenar bordürlerine işlenmiş soyut bitkisel motifleriyle güzel bir işçiliğe sahiptir.

Minarenin pabucundaki plâstik karakterli üçgenlerinden başka, Şerefe kornişinin alt ve üst kısımlarındaki türkuaz renkli çini parçaları süsleme adına söz edilebilecek şeylerdir.

XVIII. yy. ait bir kitabe taşıyan mermer çeşmenin nişini kuşatan bordürün iç kenarları palmet-lotus motifleriyle süslenirken, bordürlerin  ortasına iri birer çiçek motifi işlenmiştir. Bunların benzeri nişin üstün­deki yatay bordürün içinde de bulunmaktadır.

Mimli kemer biçimindeki tas nişlerinin altındaki konsolvâri akıntıların yüzeyine ise rûmî, palmet motifleri kabartılmıştır. Bütün bu  motiflerin üzeri sonradan yaldızla boyanmıştır.

Ortadaki yatay profilli silmeden başka, alınlığın ortasına yerleştirilmiş mermer parçanın iri palmeti; çeşmenin süslemesini tamamla­madır. Caminin kuzeyindeki avluda bulunan şadırvanın havuzundaki süslemeler XIX. yy. karakterindedir.

A

Kitabeler:Sandıklı Ulu Câmii’nde inşâ kitabesinden başka iki onarım kitabe­si vardır. Ayrıca çeşmenin ve şadırvanın da kitabeleri bulunmaktadır.

İnşâ kitabesi, onarımlar sırasında kapının sağ tarafına yrleştiril­miştir. Dokuz satırlık sülüs yazılı [4] Arapça kitabe şöyledir:

ﺒﺴﻢﷲﺍﻠﺭﺤﻤﻥﺍﻠﺭﺤﻴﻢ

ﻭﺍﻥﺍﻠﺴﺎﺠﺩﷲﻔﻼﺘﺩﻋﻭﺍﻤﻊﷲﺍﺤﺩﺍ

ﻋﻤﺭﻫﺫﺍﻠﻤﺴﺠﺩﺍﻠﻤﺒﺎﺭﻚﺒﺭﺴﻢ

ﺍﻻﻤﻳﺭﺍﻠﻛﺒﻳﺭﺍﺍﻠﺨﻄﻳﺭﺍﻠﻤﻧﻳﺭﺍﺒﻭﺍﻠﺨﻳﺭﺍﺖ

ﺒﻬﺎﺍﻠﺩﻭﻠﺔﻭﺍﻠﺩﻳﻦﻋﻤﺭﺒﻦﻋﻼﺍﻠﺩﻳﻦ

ﺍﻋﻠﻰﷲﺸﺎﻨﻪﻭﺼﻨﻪﻋﻤﺎﺸﺎﻨﻪ

ﻓﻰﻳﻭﻢﺍﻠﺴﺑﺕﺍﻠﺴﺎﺪﺲ

ﻤﻥﻧﻯﺍﻠﺤﺠﻪﺴﻧﺔﺛﻤﺎﻧﻳﻥﻭﺴﺑﻌﻤﺎﻴﻪ

ﻤﻌﻤﺎﺭﻩﺍﻴﺩﻤﺭﺑﻦﻋﺑﺩﷲﺍﻠﻧﺎﻴﺐ

Bismi’1-lahi ‘r-rahmani’r-rahmani’r-rahim

  1. Ve inne’l-mesâcide lillâhi felâ ted’u maa’1-lahû ahaden
  2. Ammere heze’l-mescidi’l-mübârek bi-resm
  3. El-emirü’1-kebir el-hatirü’1-münir ebu’l-hayrat
  4. Bahaü’ddevle ve’d-din Ömer bin Alâü’d-din
  5. Âla’1-lahu şânehu ve sanehu amma şanehu
  6. Fî’1-yevmi’s sebtu’s-sadis min
  7. Zi’1-hicce sene semanine ve seb’a mie
  8. Mimarühu Aydemir bin Abdullah en-naib[5]

Kitabeye göre cami, H.780/M.1378 yılında Germiyanlı emiri Ömer bin Alaüddin tarafından Mimar Aydemir bin Abdullah’a [6] yaptırılmıştır. Bu tarih, Süleyman Şah (1361-1387) zamanına rastla­maktadır. Emir Ömer bin Alaüddin hakkında bilgi yoktur.[7] Mimar Aydemir’in de bundan başka eserini bilmiyoruz.

Bundan sonra kronolojik sıraya göre XVI. yy.a ait onarım kitabe­si gelmektedir. Minare kaidesinin güney cephesindeki kaş kemerli nişin içinde yer alan kitabe “besmele”yle başlamaktadır. Fakat son­radan berbat bir şekilde boyandığından okumak mümkün olmamıştır. Kitabede, yapının, H.933/M.1526 yılında Abdullah bin Mustafa tarafından tamir ettirildiğinin yazılı olduğu belirtilmektedir.[8]

Kapının üstünde kavsaraya yerleştirilmiş diğer tamir kitabesi on  satır olup, Osmanlı Türkçesiyle yazılmıştır.  Üç tarafında “hüve’l-mu‘in Yâ müfettihü’l-ebvâb”, ve “iftahlenâ hayre’l-bâb” kelimeleri yer almaktadır,

Kitabenin metni şöyledir:

1.Sâl-i hayr olduğuna hiç şübhe yok kim işbu sâl

2Mülk-i İslam hayr ile alûde olmakda hemi

3.Cümleden işbu cami yeniden ma’mur olub

4.Hîn-i ikbâl-i şehenşâhiye çün oldu kain

5.Afv ider cümle günah-ı hazret-i Gaffâr-ı Hak

6.Sacidin oldukda… gelse bu makama Müslimin

7.Sıdk ile ihyasına himmet eden hayr ehline

8.Ya ilâhi rûzi kıl anlara firdev-i berin

9.Râşidâ dâl harfini zammile tâm târihdir

10.Oldı himmet ile inşâ kıblegâh-ı mü’minin

Kitabede ebcedle tarih düşülmüştür. Dokuzuncu satırdaki ifadel­erden, tarih satırını teşkil eden son satırın harf değerleri toplamına (ﺪ) harfinin değerinin eklenmesiyle tarihin bulunacağı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kitabe H.1256/M 1840-1841 tarihini vermektedir. Üçüncü satırda ise caminin, söz konusu tarihte yeniden yapıldığı anlatılmaktadır ki; zaten mimarî özellikleri de bunu açıkça göstermektedir. Günsel Renda tarihi bir sayı fazlasıyla; H.1257/M.1841 [9]şeklinde tespit etmiştir.

Ayrıca kubbenin yüzeyinde H.1287/M.1870-1871 tarihi okun­maktadır. Bu tarih kalem işi süslemelerin yapılışına ait görünüyor.[10]

Minarenin kuzeybatı köşesine bitişik çeşmenin kitabesi ise şudur:

l.Bismi’l-lahir-rahmani’r-rahim

2.ve sekîhüm rabbühüm şarâben tahûren

3.Külli şey’in hayyi mine’1-mâi

4.Nûş iden ihvan âb-ı hayât olsun

Ketebe el-fakir İsmail

sene 1186.

 

İsmail adlı birisi tarafından yazılan kitabe H.1186/M. 1772-1773 tarihini taşımaktadır. İnşâ kelimesi geçmemesine rağmen, bunun çeşmenin yapım tarihi olduğunu sanıyoruz. Bunun iki yanındaki

“Gafil olma sende göster bir eseri Sen ölünce yerinde yeller eser” ve “Hamiyetli Sandıklı halkının yardımı ile edildi inşâ, Cami ve Su derneği 1960″ ibareleri çeşmenin yeniden ihyasıyla ilgilidir.

Avludaki Şadırvanın mermer havuzunda “yaptıranl930, Gevrek O(ğlu) Mehmedin Halil” yazısı okunmaktadır. Şadırvan revağının kemerlerinin üstündeki yüzeylere yazılmış kitabe ise, yine şadırvanın tamirini belgelemektedir:

1

1. Bezi idüb malın Hacı Abdülkerim itdi bina

  1. Rûz’u mahşerde muayyen olsun âli zeynü’l- abâ
  2. Şirketiyle mer…..nun ziynetlenüb buldu hitâm
  3. Efzulu’1-amâl sukku almaya etdi ibtidâ
  4. Heb gayret idüb beldemiz eşrafıle esnafı
  5. Hizmetlerin meşhur ide ol cenâb-ı zul-atâ
  6. Sabri söyler târih-i tamir atşân olan ihvana hep
  7. Elde kâse nûş eylesün Hüseyin aşkına heba

Son satırın ebced hesabıyla toplamı H.1270/M.1853-1854’ü ver­mektedir. Fakat, şimdiki Bursa kemerli şadırvanın revağı betonarmedir. Her halde eski revağın üzerindeki yazı buraya yeniden yazılmıştır.

Caminin vakfiyesi bilinmemektedir.[11]

 

 


[1] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, C.IX, s.37.

[2] Süleyman Hilmi, “Üç Türk Mimar ve Eserleri”, Taşpınar, C.l, Sayı: 11, Afyon 1933, s.255; ANONİM, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, I s. 174.

[3] Yılmaz Önge bu yapıyı “Tophane Nusretiye Camii”, Günsel Renda, “Nusretiye Cami” adıyla vermişlerdir. Bkz.; ÖNGE,Y., “Anadolu Sanatında Cami Motifi” Önasya, C.4, Sayı: 38, 1968. s. 10; RENDA,G., Batılılaşma Döneminde Türk Resim Sanatı (1700-1850), Hacettepe Üniv. Yayınları, TTK. Basımevi, Ankara 1977, s.242. Fakat metinde de belirttiğimiz gibi, caminin altında “resm-i Tophane-i Amire Câm” Şerifi” yazmaktadır. Bu camii, eskiden şimdiki Nusretiye Câmiinin yerinde bulunmaktaymış. Bkz.; ÖZ,T, İstanbul Camileri, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Yayını* (Basım yeri yok), 1964, s. 106.

[4] UZUNÇARŞILU.H., Kitabeler, II, s.44

[5] Kitabe için bkz.; UZUNÇARŞILIj.H., a.g.e., s.44.; Süleyman Hilmi., a.g.m., s.225.; GÖNÇER,S., a.g.e., C.I. s.344-345; ANONİM, Türkiye’de Vakıf Abideler…, I, s. 175; SÖNMEZ, Zeki, Başlangıcından 16. Yüzyıla Kadar Anadolu Türk-İslâm Mimarîsinde Sanatçılar, TTK. Yayını: TTK Basımevi, Ankara 1989. s. 339. Kitabında, Sandıklı Ulu Câmiinin sadece adını ve inşâ tarihini veren A.Kızıltan; “bu yapı hakkında Malûmat edinemedim” demektedir. Bkz.; KIZILTAN,A., a.g.e., s.74.

   [6] Mimar Aydemir, L.A. Mayer’in eserinde de yer almıştır. Bkz.; MAYER,L.A.» Islamic Architecture and Their Works, Geneve 1956, p.56.

[7] Süleyman Gönçer, Emir Ömer’in babası Alaüddin’i Selçuknâme’de geçen bir isme dayanarak, Selçuklularla ilgili görmektedir. GÖNÇER,S., a.g.e., s.345-346.

[8] ANONİM, Türkiye’de Vakıf Abideler…,\, s. 173

[9] RENDA,G., a.g.e., s.242

[10] Renda, resimlerin M. 1841 onarımında yapılmış olabileceklerini belirtiyor. Fakat cami tasvirlerinin yanında H. 1870-1871 tarihi bulunduğundan, ikinci tarihi kabul  etmek daha doğru olacaktır. Ulu Camiinin kubbesindeki cami tasvirleri Yılmaz  Öngen  tarafından da ele alınmıştır. Bkz.; ÖNGE,Y., “Anadolu Sanatında Cami Motifi”, s.10.

[11] UYSAL,A,Osman ,Germeyan Oğulları  Beyliğin Mimari Eserleri, Ankara.2006 .s.184

Dr.Muharrem Bayar hakkında:
Şair ve yazar.1945 yılı Bolvadin doğumlu. Bolvadin Akçeşme İlkokulu (1956), Bolvadin Lisesi (1962), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (1966) mezunu. Edebiyat öğretmeni olarak Diyarbakır (1966-67), Adala(Salihli) (1967-68) ve Rize'de (1968-69) çalıştı. Daha sonra mesleğini Keçiborlu (Isparta, 1971-75), Sultandağı (Afyon, 1975-77), Bolvadin (Afyon, 1977-86), Sinop (1986-87), Akşehir (Konya, 1987-92) Bolvadin (Afyon, 1992-) Edebiyat Öğretmeni ve idareci olarak sürdürdü. Halen Bolvadin Anadolu Lisesi ve Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Arapça,Farsça.Grekçe , Latince ve Fransızca bilir. Öğretmenliği yanı sıra Osmanlı Devlet Arşivlerinde ve noterliklerde Osmanlıca yeminli mütercimlikler yapar. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve EGAY-DER üyesidir. Makalelerini Türk Kültürü, Bakış, Beldemiz (Afyon), Yeşil Akşehir, Pervasız dergi ve gazetelerinde dergisinde yayımladı. Topladığı yazma kitaplar, cönkler, fermanlar, beratlar ile çeşitli illerde sergiler açtı. 1996'da Vesikalara Göre Türkmen Aşiretlerinin İskânı adlı çalışması ile Kültür Bakanlığı Onur Ödülü'nü, 1998'de Afyon - Bolvadin'de Milli Eğitimin Tarihi ile MEB'den takdirname, yaptığı çalışmalardan dolayı 2001 FAK Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'nü, Karekeçili Yörük Aşiretinin Tarihi ve İskânı ile Yörük-Türkmen Dernekleri'nin Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü, En iyi Araştırmacı-Yazar Ödülü, Balkan Türkleri Hizmet ödülü ile elli civarında çeşitli ödüller aldı. Yurt dışı ve yurt içinde çeşitli üniversite yer aldı. Eserlerinin tamamı değerlendirilerek “Fahri Doktorluk” unvanı verildi.
"ULU CAMİ (Cami-i Kebir)" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    Anonim

    çok güzel

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme