HİTİT (ETİLER) DÖNEMİNDE SANDIKLI VE ÇEVRESİ-2
02 Aralık 2012
14:43
1531 Kez Okundu

HİTİT (ETİLER) DÖNEMİNDE SANDIKLI VE ÇEVRESİ-2

Telepinu  Mezopotamya’da ki Temmuz  gibi Hititlerin öncesi inançlarda  görülen  Tabiatın ve  Bitkilerin  Tanrıçası Teleffeni’nin soyundan geldiğine inanıyordu. Tanrıça adına krallığını sürdürüyordu.Annesinin Yer Tanrıçası Wurunsima, babasının Gök Tanrısı Taru olduğuna inanmıştı.Tanrısal kibiri gösteren çivi yazısı dokümanları, kralın adını  taşımakta ve Telepinu Fermanı olarak eski Hitit tarihinin en önemli belgelerinden sayılmaktadır. Telepinu’dan sonra kızı Harapsili’nin kocası Alluwaman’a krallığını ilan etti. M.Ö. 2000’lerden  1400’lere  gelindi-ğinde  Hititler  çok  gerilemişlerdi;  fakat  bu tarihlerden  sonra  yeniden  toparlandılar  ve  bölgenin en  güçlü devleti oldular.Bu gücü Hititler komşularından hatta Hititlerle akraba  boy  olan  ve  Mezopotamya’nın kuzey doğusunda yaşayan Mitanni İmparatorluğunun  içerisindeki  unsurlardan , Hurilerden aldılar. Hitit Kraliyet Kadınları Hitit adını taşımaktadırlar. Bu adlar, Mezopotamya’nın  uzak  kuzey  doğusunda bulunan ve hala pek çok gizle örtülü olan Mitanni İmparatorluğu kökenliydiler. Burada  yaşayanlar, kendilerine  özgü  Hurrice  dilini konuşan Hurri kökenli bir halktı. Harapsiliden  sonraki Hitit Kraliçelerinin adları da Hurri kökenliydi. Hurri Devleti, M.Ö. 2000’in ortalarında  Mitanni – Hitit  İmparatorluğunun yıpranması ve doğudan gelen saldırılarla  sahneye  yeni  bir güç olarak çıkmıştı.Hititlere  saldırmış, başkent Hattuşa’yı yıkmışlardı.Hititler bu istilaları geri püskürtebildiler. Bu savaşlardan da yeniden başarıyla çıktılar. Kral Supplulima başa gelmişti. (M.Ö.1370) Supplulima Mitannilerle savaşa  girdi. İşte  bu  sıralar büyük Hitit İmparatorluğu doğmuş oldu, Hititler  Anadolu’ya hem inanç tapınırları  hem  de kültürel olarak damgasını vurdular.

Aynı  süreçte Mısır da güçlü bir yapı Hititlerin karşısına çıktı. Mısırlılar ve Ramses Suriye’de etkiliydi. Ramses, Firavunun ölümün-den sonra  dul kalmıştı. Mısır halkı Ramses’in kölesi sayıldığı için Mısırlı hiçbir kimseyle evlenememişti. Hitit  kralının  üç oğlundan  en  küçük  olanıyla evlenmek istediğini Sipplulima’ya haber verdi. Kral küçük  oğlunu Ramses’e gönderdi. Fakat Mısırlılar kraliçelerinin yabancı biriyle evlenmesini istememiş,  Sipplulima’nın  oğlunu  öldürmüşlerdi.  Bunun  üzerine Sipplulima  Mısırın  denetimindeki  Suriye’ye  savaş açtı. Sonunda Suppluilma, Ramsasle karşı karşıya gelmiş anlaşmaya varmışlardı. Bu yıllarda  Asurlular’da güçlenmiş ve Hititlerin Mısırlılardan elde ettikleri bölgeleri kendileri almışlardı.Mısır-Hitit çelişkilerini,Hititli’ler  Mezopotamya’nın Babil Krallığı eliyle çözmek istemişlerdi.

M.Ö. 1300’lerde Asurlular da batı topraklarına girmiş, gümüş ve kalay ticareti Asurlu tüccarların denetimine geçmişti.Artık buyüzyıllarda Hitit  tahtında Tuthaliya oturuyordu.  Ve   kendisini “Herkesin  Kralı” olarak  ilan etmişti. Herkesin Kralı Tuthaliya’dan sonra Hitit yönetimine iki kral daha gelebilmişti. (M.Ö.1200) Hitit İmparatorluğu aldığı peş peşe aralarla zayıflamış, güçten düşmüştü. Her tarafta egemenliklerini kaybediyor ve çöküşe doğru gidiyorlardı.    Anadolu’da o yıllar bir kıtlık başlamış ve halk ayaklanmıştı. M.Ö. 1190’da  Hititlerin  başkenti Hattuşa’da, Hitit uygarlığı da yok oluşu yaşıyordu. Bir yok  oluş  başlamıştı  fakat Hitit mirası kendisinden sonra yüz yıllarca  yaşadı. Anadolu’da Hititlerden önce ve Hititlerden sonra  dinsel kültürel  olgu tarihe ardıllarına kalmıştı.Hititlerin ismine Tevrat’da  geniş yer vermektedir. Tevrat’a göre Hititler Anadolu’da  değil de Filistin de yerleşik olarak gösterilmektedir. Tevrat onları “Heth”diye isimlendirir.

İbrahim Peygamber’in soyu ile birlikte yaşadıklarından söz eder.Tarihe ters bir yaklaşım gibi ortada duruyor bu sorun. Oysa tüm kaynaklar  Hititlerin Anadolu’da yaşadıklarını ve  Anadolu’ya  Karadeniz’in  Kuzeyinde, Kuzey Kafkasya’ dan geldiklerine  işaret  etmektedir. Dil  bakımından  da  Hititler Kenani dilleri değil kendine özgü dilleri konuşuyorlardı. Mimari bakımından da farklı bir yapı tarzları vardı. Babil, Akat, Elam  gibi  Mezopotamya’daki yerleşim birimleri su kıyılarında ve düzlük, ovalık alanlarda kurulu  iken  Hititler  daha  Anadolu’ya  ayak basar basmaz tepelik ve dağlık alanları mesken tutmuşlardı. Dağlı olmak onların karakteriydi.  Dağ  etekleri  yerleşim  birimleriydi, zaten M.Ö.

Anadolu’da var olan tüm yerleşim  alanları  tepelik  ve dağlık yerlerdeydi. Anadolu’da o yüz yıllarda düzlük ve ovalık  alanlarda köy yerlerine rastlanılmamıştır. Başkentleri Hattuş bile tepelik bir alana kuruluydu. Bu bir kültürel anlayıştan ileri geliyordu.Yüksek dağlar, kayalıklar Hatti,Hitit,Hurri, Mitanni dinsel tapınırlarına da uygundu.Hititlerin, Güneşe Taparlılığı ve Gök  Tanrısı  inançları  Hurrilerin, Tesup ve Hepat  inancı hemen  hemen  aynıydı.  Hititlerin  tanrı  inancı  ibadeti  Hurrilerin ve Mezopotamya’da ki Tanrı inancı biçimleri birbirlerine benziyordu. Mitanni-Hurri İmparatorluğu M.Ö.2. binlerde son bulan Sümer, Akad  dünyası ile Hititler Tanrı inancını  yaymışlardı. Bu yüz yıllarda Sümer-Mitanni arasında da dolaylı  olmayan  bir  ilişki  kurulmuştu. Suriye’nin kuzeyi Hurrilerin inanç kapılarının merkezi olmuştu. Hurriler,  eski  ve yeni Tanrı tapınırlarını kaynaştırıp birleştirdiler. En çok bu dönemde Tanrıtapınırları  birbirine karıştı. Büyük olasılıkla aynı dönem Hurrilerin Kürt bölgesine  ait  pek  çok  Tanrı adına rastlanılmasi bu süreçte oluşmuştur. Mezopotamyalı pek çok Tanrıça adı da karşımızda gözükmektedir. Gök  Tanrısı  Tesup ve Hurrilerin Tanrıçası Savuska gibi Babil  Tanrıçası  Istar  ya da  Astarla da  karışmıştır.  Hurrilerin  ilk tanrısı Kumarbi  ile  ilgili Babil,  Akat kaynaklı çivi yazılı tabletlerde anlatıldığına göre;  Anu’yu  gökyüzünden  yer  yüzüne  indirmiş ve onu karanlığa yer altına gömmüştür.

 

 

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme
İstanbul escort