Sandıklı ve çevresindeki Tekke ve Zaviyeler
19 Kasım 2012
18:23
1749 Kez Okundu

Sandıklı ve çevresindeki Tekke ve Zaviyeler:Sandıklı türbe ve yatırlarını incelerken zaman zaman bu zatlara ait tekke ve zaviyelerden de bahsedeceğimiz için Sandıklı’da ki tekke ve zaviyelerden de kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.

XIV-XV. yüzyıllara kadar zaviyelerin genellikle, şehir, kasaba ve köylerde veya yollar üzerinde kurulan, içinde belli bir tarikata mensup şeyh ve dervişlerin yaşadığı, gelip geçen yolcuların bedava misafir edildikleri belli bir müesseseyi ifade ettiği görülür.  Zaviye terimi, XV. ve XVI. yüzyıllardan başlayarak gittikçe köylerde ve şehirlerdeki küçük tekkeleri belirtmek için de kullanılır olmuştur. Bunun yanında, şehirlerdeki imaretlere ve geçitlerde, derbendlerde ve yol üzerinde yolculara bir sığınak niteliğinde olup yiyecek,içecek ve yatacak yer sağlayan ufak misafirhanelere de yine zaviye adı verilmekteydi. Bunların başlangıçta tasavvufî hüviyete sahip oldukları halde zamanla bunu kaybederek sadece birer misafirhane durumuna geçen zaviyeler oldukları düşünülebilir.[1]

Afyonkarahisar çevresinde Osmanlılar zamanında pek çok zaviye bulunmaktadır. Bu zaviyelerin birçoğunun kuruluşu, bölgenin fetih dönemlerine dayanmaktadır. Türkler Myriokefalon (Bu savaş Sandıklı sınırları içersinde ,Sandıklı ovasında meydana gelmiştir.) Savaşından sonra bölgeyi tamamen kontrol altına aldıklarında, yerleşim merkezlerini büyük ölçüde boşalmış halde bulmuşlardır. Bölgenin iskanının sağlanmasında ise zaviyeler vasıtasıyla, Ahî teşlkilatları ile çeşitli tarikatların önemli rol üstlendikleri anlaşılmaktadır. Bu husus, Afyonkarahisar bölgesindeki zaviyelerin incelenmesi Sonucunda ortaya çıkmaktadır.Zaviyeler hakkında geniş bilgi bulabildiğimiz en eski kayıtlar XVI.yüzyıla dayanmaktadır.  Afyonkarahisar vakıflarının kayıtlarını içeren 1575 tarihli Vakıf Tahrir Defteri’nde 6, Karahisâr-ı Sâhip Sancağı’nda en az 105 zaviyenin bulunduğuna dair kayıtlar mevcuttur. Bu zaviyelerin isimleri incelendiğinde 20’sinin Ahî, 25’inin şeyh, 5’inin Dede,12’sinin Baba, 2’sinin Abdal, 4’ünün Fakih, 1’inin Gazi olduğu görülmektedir. Bunlardan da açıkca anlaşılacağı gibi zaviyeler büyük oranda Ahî birliklerine bağlı insanlar ile tarikat mensubu insanlar tarafından kurularak faaliyet gösteren teşekküllerdir. Bu zaviyelerin ekseriyeti kırsal alanlarda yer almaktadır. Bunlardan bir kısmı, kimsenin bulunmadığı ıssız yerlere kurulmuş, bazıları yine hiç iskanın bulunmadığı geçitlere kurularak gelen ve geçenlerin güvenli bir şekilde yolculuk yapmalarını ve konaklamalarını sağlamaktadırlar. Hiç iskanın bulunmadığı bölgelerde yapılan zaviyeler, önceleri sadece zaviyedar ve evlatlarının oturduğu mekanlar olmasına rağmen camii veya mescidi halini almışlardır. Bazılarında ihtiyaçlar yüzünden birtakım değişliklikler de yapılmıştır.

XVI. yüzyıldan sonra zaviyeler hakiki fonksiyonlarını tamamen kaybederek sadece birtakım tarikatlara bağlı müessseler şeklini almaya başlamışlardır.Daha sonraları zaviyelerin yerini tekkeler almıştır. XVI. yüzyıldan sonra, aslında zaviyeli cami olarak yapılmış binalar normal mahalle mescidi veya cami haline getirilirken bunlardan bazıları tamamen yeni baştan inşa edilmişlerdir. [2]Böylece eski ahşap zaviye-camilerin yerlerinde normal mescitler veya günümüze kadar gelen tekkeler inşa edilmiştir.  Arşiv belgelerine göre, Sandıklı Nahiyesi’nde, 6’sı şehir merkezinde ve 29’u Sandıklı’ya bağlı köylerde olmak üzere 35 zaviye mevcuttur. şehir merkezinde, Ahî Bâyezid,Ahî Osman (Kâsım Mahallesi’nde),Ahî Arab, Karkun Baba,Kulacık (Kulacık Ali) ve Yalıncak Baba zaviyeleri vardır.

Sandıklı şehir merkezindeki 6 zaviyeden 3’ünün Ahîler tarafından kurulduğu görülmektedir. Bu husus ahîlerin şehirlerde ne kadar etkili olduğunu da açık bir şekilde göstermektedir.  Sandıklı’ya bağlı köylerde ise[3], Koçhisar Köyü’nde Ahî Hızır, Dola Köyü’nde Ahî Sinan ve  Mevlânâ Tâceddîn Fakih, Kuyucak Köyü’nde Ahî Şihâbüddîn, Çorhisar  Köyü’nde Ahî Elvan Seydî, Baş-Konduklu Köyü’nde Ali er-Rûmî, Kazanpınar Köyü’nde Güney-ağıl, Yağdı Köyü’nde Hacı Yunus, Kızılcık Köyü’nde Kızılcık, Maçil Köyü’nde Mukbil, Koçhisar Köyü’n-de Murad Baba (Murad Fakih), Güdübez Köyü’nde Mûsâ Fakih ve Rasül Fakih, Koçhisar Köyü’nde Sülü Hacı, Kızılviran Köyü’nde şeyh Aydın, Susuz Köyü’nde şeyh Hamza, Ahmet Köyü’nde şeyh İbrahim, Ürküt Köyü’nde Şeyh İlyas, Hacı Köyü’nde şeyh İsmail, Sandıklı Köyü’nde Şeyh Kavak,Meymûn Köyü’nde Şeyh Mehmed, Kızılcaviran Köyü’nde Şeyh Mûsâ, Klandıros Köyü’nde Şeyh Safâ, Tavîl Köyü’nde Şeyh Süleyman, Belkavak Köyü’nde Şeyh Tûbâ,Mami Köyü’nde Şeyh Yusuf, Yumru Köyü’nde Tokatlı baba,Todurgacık Köyü’nde Yeniceoğlu, Beyyurdu Köyü’nde ise ismi belli olmayan bir zâviye bulunmaktadır.

Sandıklı’daki zaviye sayısı XVI. yüzyılda 35 iken XIX. Yüzyılda 43’e çıkmıştır. Diğer taraftan XIX. Yüzyılda, XVI. yüzyıldaki zaviyelerin ancak 15’inin isimlerine  rastlanmaktadır. Diğer zaviyeler farklı isimlerde zaviyelerdir. Sandıklı Kazası’ndaki zaviyelerden Sandıklı şehir merkezinde bulunan Ahî-Bâyezid, AliRûmî (tekke de denmektedir) , Kulacık Ali ve Yalıncak Baba zaviyeleri ile Koçhisar Köyü’nde Ahî-Hızır (şeyh-Hızır), Çorhisar Köyü’nde Elvan Baba , Alacamescit (Alamescit) Köyü’nde Karkun-Baba (şeyh-Karkın,şeyh Karkın-Baba), Güdübez Köyü’nde Rasül-Baba (Rasül-Fakih), Tavîl Köyü’nde Selman-Baba (Selman-Dede) , Susuz Köyü’nde şeyh Hamza, Ahmetli Köyü’nde şeyh-İbrahim, Ürküt Köyü’nde Şeyh-İlyas, Maçıl Köyü’nde şeyh-Mukbil (Mukbil-Baba), Kalandıras Köyü’nde şeyh-Safâ ve Kuyucak Köyü’ndeki şeyh Şihâbüddin zaviyeleri hem XVI. hem de XIX. yüzyıl belgelerinde geçmektedir. Ancak diğer 28 zaviye XVI. yüzyıl kayıtlarında bulunmayıp XIX. yüzyıl belgelerinde mevcuttur. Bu zaviyeler şunlardır: Sandıklı şehir merkezinde Bal-çık Baba, Hoca-Fakih, Mürüvvet-Baba ve şeyh Muslihüddin (aynı zamanda tekkedir) zaviyeleri ile Cebe (Yavaşlar) Köyü’nde Cebe-Sultan (Cebeseki), Kırka Köyü’nde Hangâh-ı Halvetî, Kozluca Köyü’nde Işık-Yahşî, Koçhisar Köyü’nde Kâsım-Bey, Yağdı Köyü’nde Koyun Baba, Karasandıklı Köyü’nde Köse-Seydî, Kartı Köyü’nde Kumral-Baba (Kumral-Dede), Ahurhisar Köyü’nde Kurâcık, Menteş Köyü’nde Menteş-Baba, Selçuk Köyü’nde Nureddin şeyh-Nureddin,tekke olarak da geçmektedir), Koçhisar Köyü’nde şeyh Hatîbİvaz (İvaz,Hatîb-İvaz), Mami Köyü’nde Şeyh Mehmed ve Şeyh Ömer, Âşık-Yahşî Köyü’nde şeyh-Yahşi, Hırka Köyü’nde şeyh-Yahşî (Yahşî-Efendi), Yumruca Köyü’nde Yumru-Dede ve Hacı-köyü Köyü’nde [4]Yunus Emrem zaviyeleri bulunmaktadır..    Bunların dışında Sandıklı Kazası dahilinde bulunan ancak yerlerini tespit edemediğimiz zaviyeler devardır. Bunlar da Caba-Sultan, Derviş-Dede, Germiyan-zâde, Karaca-Ahmet, Kızılviran, şeyh-Ali ve şeyh-Zekeriyyâ zaviyeleridir.19.Asırda faaliyet gösteren Elvan baba zaviyesi diğerlerine göre yeni inşa edilmiş olsa da ayakta kalan ender yapılardan birisidir. Elbette ki zaviyenin diğer bölümleri günümüzde yok olmuştur. Buna rağmen zaviyenin şeyh odası ve türbe kısmı  günümüzde hala ayakta olup acil olarak tamirat gerektirmektedir.

  Şeyh Saltuk Zaviyesi: Şeyh Saltuk Zaviyesi Vakfı arazisinin on bin dönüm yer, bağ ve Oyan Özü Çiftliği ve diğer zaviye gelirlerinin bir kısmının zaviye gelirlerinden

alınarak GANİ YAHYA PAŞA’ya verilmesine ilişkin kayıtlar mevcut olup Kanuni Sultan Süleyman dönemi 740 n. Kütahya evkaf defterinde yazılıdır.

Şeyh Elvan Zaviyesi: Şeyh Elvan Zaviyesi vakfının yeniden bu ocağa verilmesi için Şeyh

Elvan soyundan gelenlerin padişaha müracaat ederek tekkenin evkaf gelirlerinin dedeleri ve babaları döneminde olduğu gibi yine kendilerine de verilmesini isterler. Kanunu S.S. dönemidir. (740 nolu evkaf defterinde kayıtları mevcuttur. )

Kolu Açık Hacım Sultan ocağına ait arazilerin çevredeki değirmenlerin çevrede yerleşmiş tüm yerleşimde ki mükelleflerin gelirlerinin belli bir payının ….. Bu ocak’a vakıf olarak verilmesine ilişkin kayıtlar mevcuttur. (Vakıflar bölümü. Belge No. 140’dır. )

Tekke ve Zaviyelerin tamamı 1924 yılında kapatılmıştır. Tarihi mirasımızın da bu kapatılmanın ardından yine hoyratça yok edildiğini görmekteyiz. Zira, buralarda bulunan değerli eserler ve kütüphaneleri yağmalanmış, binaları mezarlığa dönüştürülmüş yada taş üstünde taş koymayarak yok edilmiştir. İlçemizde bulunan bu tür dini ziyaretgahları incelediğimizde çoğunluğunun Horasan’dan gelen alim ve evliyalar olduğunu görmekteyiz.

Sandıklı ve Çevresinde bulunan türbe ve yatırların sayıca çok olmasının Sebepleri: 13.yy. en karanlık çağlardan birisidir.Moğol saldırıları,otoriter zayıflık ve kargaşanın dorukta olduğu bir dönemdir.Bu zamanda Moğol saldırılarına uğramayan,iç karışıklıkları olmayan bir beylik tarafından yönetilen 13.yy. Sandıklı’sı aynı zamanda bir derviş yatağıdır.Yüzlerce Alpereni Sandıklı’ya getiren sebeplerden birisi Germiyanoğlları Beyliğinin dervişlere kucak açmasıdır.[5] Bu sebeple Germiyanoğulları Beyliğinden kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.

Çoğunlukla yüzlerce Alperenin Sandıklı ve çevresine geldiği çağ Selçuklu’nun yıkılış dönemi,Osmanlı’nın ise Beylikler dönemidir.Selçuklu yönetim otoritesini kaybetmesi sonucu bu coğrafya’da bir sürü derebeylikler ortaya çıktı.Bunlardan biriside Germiyanoğulları Beyliğidir. Bu dönemin eserleri incelendiğinde belki de Beylikler devri Türkiye’sinde  askeri ve siyasi gücü, devlet teşkilatı ve Türk kültürünün  gelişimine katsı sağlaması bakımından beylikler arasında önemli bir yer tutmaktadır.[6]

Moğalların 1277 yılında Selçuklu’yu hakimiyeti altına almasından sonra Türkiye Selçuklularının parçalanması ve 1318 yılında Selçuklu beylerinin uç beyliklerine sığınması sonucu devlet siyasi istikbalini kaybetmiştir. Afyonkarahisar’da bulunan Sahipataoğulları Karamanlıların ve Moğolların tecavüzlerine karşı Kütahya’daki Germiyanoğullarının himayesine girdi.[7] 13.yy.da  Afyon kalesi Germiyanoğullarının eline geçmiştir.[8]

Bu dönemdemin Sandıklı ise; İlhan hükümdarı Ebu Said Bahadır Han Anadolu Genel Valiliğine Emir Çoban’ın oğlu Demirtaş beyi göndermiştir. Demirtaş bey 1318 yılında Konya’ya gelip yerleştikten sonra kendisine itaat etmeyen beyleri cezalandırmak için kuvvetlerini toplayarak üzerlerine yürüdü. İlk önce Beyşehir’de Eşrefoğlu Süleyman Beyi yakalayıp göle attırdı.Daha sonra Hamitoğulları üzerine yürüdü.Bu sırada Karahisar-Devle’de Sahipoğlu Ahmet bey sıranın kendisine gelmekte olduğunu görerek Germiyan Beyi Hüsamettin Yakup beyden yardım istedi.Germiyan beyi yardım etmekle kalmayıp kızını da vererek Ahmet beyi kendisine damat edindi.[9] Kızının düğün hediyesi olarak Sandıklı’da olmak üzere bazı topraklarını da verdi. Germiyan Beyi’nin sık sık Sandıklı’ya geldiğini ve Sandıklı’da önemli eserler yaptığını kaynaklar[10] bildirmektedir.

Sonuç olarak;  1243’teki Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu, XIV. yüzyıla kadar “kaos ve anarşi” içerisine yuvarlanır. Ülkedeki bu kaosa bağlı olarak Selçuklu yönetimi Afyonkarahisar’ın huzur ve sükun ortamına sığınır. Devletin hazinesi burada korunur. Yönetimle iyi ilişkiler kuran Mevleviler de yönetimle birlikte Afyon’a intikal eder. Bu sebeple Yunus Emre gibi bazı dervişlerin Mevlevilerle ilişkisi ve ülkenin politik durumu ve kaos içinde olmasına bağlı olarak Afyonkarahisar’a geldiği, siyasi çevrelerle uzaklığı sebebiyle Sandıklı’ya geçtiği düşünülebilir.[11]


[1] Prof. Dr.Mustafa Kara-Tekkeler ve Zaviyeler-Dergah Yay.İst.1999

[2] Rüya Kılıç, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sufî Geleneğin Taşıyıcıları,Dergâh Yayınları,2009

[3] Mustafa Güler-Gülay Karadağ-VII.Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri S.82-83 .Afyon Bld.2005

[4] Hacı Köyünün yöre halkının da işaretiyle ve vakıf senetlerine göre ilçemiz eski Afyon Yolu Üzerinde bulunan bir köyümüzdü.438 Numaralı Musabe-i Vilayet-i Anadolu defteri 937/1530 yılına ait defter kayıtlarına göre Sandıklı’ya bağlı bir köydür.

[5] Mustafa Özer,Yunus Emre Sandıklı’dadır.Sandıklı Sesi Gazetesi 4 Mart 1985 sayı.7

[6] A.Osman Uysal,Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari eserleri,Atatürk Yüksek Mrk.Yay.Ankara 2006 s;13

[7] Dr.Naci Şahin,6.Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri,Afyon Bld.Yay.Afyon 2002 s;517

[8] Besim Darkot,İslam Ansiklopedisi,Milli Eğt.Bak.Yay.İstanbul C.6 s;278

[9] Geniş bilgi için Bkz.Mustafa Özer,A.g.e. Sayı:1-18

[10)A.Osman Uysal,A.g.e. muhtelif sayfalar

[11] İrfan Görkaş,Afyonkarahisar Tasavvuf Hareketleri Düşüncesi isimli makale

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme