Temeli Ahi Geleneğine dayanan Türbe ve Yatırlar
19 Kasım 2012
18:29
1282 Kez Okundu

Temeli Ahi Geleneğine dayanan Türbe ve Yatırlar:Bölgemizde yapılan Miryakefalon savaşından sonra bölge Türklerin iskanına açılmış olup yerleşen halkın dini ve ilmi ihtiyaçlarının giderilmesi için Ahmet Yesevi Dervişileri akın akın Anadolu’ya gönderilmiştir. Afyonkarahisar bölgesinde en fazla yoğunluğun Sandıklı ve çevresinde olduğunu görmekteyiz.Bunun sebebi o dönemlerde Sandıklı’nın güvenli bir bölge olması ve yolların kesiştiği geçiş alanında bulunmasıdır.Bu sebeple Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için Ahmet Yesevi, erenlerini görevlendirmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli’de kendi dervişlerinden Ahmet Er Veli, Hacim Sultan, Nurettin Sultan, Ahi Bayezid gibi Velileri Sandıklı’ya görevlendirmiştir. Bu velilerden bir kısmı başlıca mesleklerin piri olarak kabul edilmektedir.[1] Hacım Sultan ve Ahi Bayezid, silsilesi Hz.Ali’ye kadar uzanan ve Ahmed er- Rufai’nin kurduğu Rufai tarikatındandır.[2]

MURADİN TÜRBESİ: İlçe merkezindedir.Yapanı ve yaptıranı belli değildir.  Sandıklı Çay mahallesi, Dereboyu caddesinde bulunmakta olup geç döneme ait Muradin Camisinin [3]kuzeyinde yer almaktadır. Türbenin bulunduğu yerde yapı haliyle mescit olarak yapılan Muradin Camisi ise o zamanlar bir külliye görünümdedir. Türbe,cami,fırın,çamaşırlık olarak kullanılırken yakın dönemde yıkılmıştır.[4]

Mimari Özellikleri: Kare planlı,kubik gövdeli,kubbeyle örtülü bir binadır. Onarım geçirmiş olup[5] kuzey ve güney cepheleri tümüyle sağırdır. Güney cephesinin orta kısmının üst tarafında, küçük düşey dikdörtgen çerçeveli bir pencere açıklığı bulunmaktadır. Batı cephesinin ortasındaki boşaltma kemerinin içine,basık kaş kemerli kapı açıklığı yerleştirilmiştir.   Türbenin içinde toplam sekiz adet mezar vardır. Şimdiki halde beton sıvalı sandukalar,yerden73 cm. yüksekliğinde bir platform üzerine oturtulmuşlardır.Giriş ekseni üzerindeki sanduka diğerlerinden daha yüksek  ve uzundur.Kapı tarafıındaki kenarında  poligonal bir şahidesivardır. Fakat şahidede yazı yoktur.Türbenin kriptası ve oturtmalığı yoktur.İçerisi sadece güney duvarındaki pencereden ışık almaktadır. Kubbeye (V-_) tarzıTürk üçgenleriyle geçilmektedir.Geçiş sisteminin,duvarların ortasına rastlayan kısımlarında birer sivri kemerli niş göze çarpmaktadır.

Tarihlendirme:[6]Muradin(Muradım) Türbesinin kitabesi yoktur.Vakfiyesi tespit edilememiştir. Arşiv vesikalarında da hakkında herhangi bir bilgiye rastlanılamamıştır.Türbenin içinde Sandıklılı leblebicilerin piri olduğu kabul edilen Kutbul Aktap[7] Şeyh Nurettin gömülüdür.[8] Aynı zamanda zamanın kutbu olduğu da söylenmektedir. Bu tip kübik gövdeli kubbeyle örtülü türbelerle, 14.y.y. itibaren daha fazla karşılaşılmaktadır. Türbenin diğer Germiyanlı yapılarında olduğu gibi (V-_) tarzı üçgenlerine sahip bulunması,eserin tarihini 14.y.y.a  vermemizi kolaylaştırmaktadır.[9] Bol devşirme malzeme kullanımı bu devir eserleri için karakteristik bir özelliktir. Yapıda karşılaşılan tuğlaların çoğu 14.yüzyıl  ikinci yarısından itibaren tarihli Germiyanlı yapılarında görülenlerin boyutlarındadır.

Günümüzde ayakta kalan türbelerden birisi olan Muradin türbesi içersinde toplam sekiz adet mezar bulunmaktadır.Bu mezarların sahiplerini ise Nurettin Halifenin torunlarından Abdullah Halife’nin oğlu, Sandıklı’lı şairlerden olan Şeyh Hamza bir şiirinde şöyle anlatmaktadır:

“Onun namıdır Nuri Halife oluptur

Onu kutub eyleyüp sevmiş Hüdası

Olup dur oniki yıl kutbül aktap

Kutuptur evliyanın müktedası

Kutup olan ile olmayan bir değildir

Budur cümlenin kıble nüması

Ciavarında anın metfun olanlar,

Azabı kabri görmez yok cefası

Onun kardeşidir Musa Halife

Kim ola kim onun vasfın yazası.

Hem oğlu Şemseddin sağında hazır

Onun İbni Ali sahip vefası

Ali ebnası Abdullah Halife

Bu talip Hamza fakirin Atası

Cemal halife ebnası Musa

Benim canım bunun olsun fedası

Hidayet erdi bundan ben fakire

Dilimde zikr-ü tesbih ve duası

Dahi İsa Dedeme var niyazım

Onun Şevk-i derünumun ziyası ..”

Muradin Türbesi Halk İnançları:Türbeye genellikle çocuğu olmayan insanların geldikleri mahalle sakinleri tarafından anlatılmaktadır. Türbede mum yakma,bez bağlama gibi bir gelenek yoktur. Yine vatandaşlar tarafından eskimiş,okunmayan eski yazı diye tabir ettiğimiz Arapça harfli kitaplar da buraya getirilerek bırakılmaktadır.Çoğu yüzyıllar öncesine ait el yazması kitaplar,Kur’an-ı Kerimler düzensiz bir şekilde bırakılmaktadır.Bırakılan bu kitapları incelediğimizde, çoğunun dini ilimlerle ilgili kitaplar olduğunu görmekteyiz.Bunların tasnif edilmesi ve ilerde meraklılarının kullanabilmesi için koruma altına alınması gerektiğini düşünüyorum.

AHİ BEYAZID TÜRBESİ:Yeri, Kubbeli Camiinin yakınında bulunan fırının bitişiğindedir. (Fotoğraf-2) Burada yatan kişinin Beyazıd-ı Bestami olduğu söylenir.   [10]Ahi Bayezid hazretleri ilçemiz Ece mahallesi Meydan sokak No:2’deki mahalle fırınının yanında bulunan ve yöremiz halkı tarafından Tekke Odası olarak bilinen yerdedir. Ahi Beyazıd türbesi aynı zamanda Evkaf defteri kayıtlarına göre Zaviye olarak geçmektedir.Zaviyenin mütevellisi olarak Molla Ahmed,Mehmed,Osman,Mustafa isimleri geçmektedir.[11]

Yakın zamana kadar burası bir oda olarak kullanılmaya devam etmiş, mahalle sakinlerinin özellikle uzun kış gecelerinde toplanarak sohbetlerin yapıldığı bir mekan olarak görevini sürdürmüştür.

Sandıklı’da Rufailik tarikatı, ateşe girenler ve şiş sokulanlar olmak üzere iki koldur. Şiş sokulanlar Ali Çetinkaya ilköğretim Okulunun olduğu Hacım Sultan Tekkesi’nde, ateşe girenler ise Ahi Bayezid’in bulunduğu bu mekanda toplanmışlardır.

Ahi Bayezid Hazretleri debbağların [12]piridir.[13] Buraya bağlı olanlar gündüz kendi işlerinde çalışırlar, yatsı namazını yakınında bulunan ve bölgenin Türklerin hakimiyetine girdikten sonra ilk Cuma namazının kılındığı mescid olan Kabuli Baba mescidi (Kubbeli Cami) de  kılarlar sonra burada toplanırlar. Tasavvufi ve

ilmi sohbetler yapılır. Daha sonra iyice kızdırılan fırına birlikte girerler. Sabah ezanına kadar tuğun etrafında tesbih ve zikirle meşgul olurlar. Sabah namazı için birlikte camiye giderler. Ateş kimseyi yakmadığı gibi herkes mutlu bir şekilde evlerine dağılır.

Ahi Beyazıd Türbesi Belgeleri: 19387 numaralı ve H.1280 M.1865 tarihli Muhasebe-i Evkaf-ı Humayün defteri kayıtlarında Ahi Beyazıd Zaviyesinin mütevellileri olan Ebubekir ve Muhammed isimli şahıslarla yapılan H.1280 yılının Mart ayı başından Şubat ayı sonuna kadar gelir ve gider hesapları yapılmıştır.Yine zaviye gelirleri olarak Deri dükkanı ve hububat tarlaları gelirleri mevcuttur.

Menkıbelerle Ahi Beyazıd[14]:.Birgün Ahi Bayezid Hazretlerine bir kervan gelir. Ellerinde bir kervan  mal olup olmadığını sorar. Ahi Bayezid mal olduğunu söyler. Ama çırak, kalfa, ve ustaları Ahi Bayezid’a, Üstad elimizdeki mal bu kervanı doldurmaz. Derler. Ahi Bayezid kervancılar ile anlaşır malı yüklemek için çırak, kalfa, ustalarına malları getirmelerini söyler. Mallar develere yüklenir. Yükünü alan deve meydana çekilir öteki deve gelir. Bu develerin hepsi yükleninceye kadar devam eder. Son deve’de yükünü alınca Ahi Bayezid Hazretleri mal bittimi evlatlarım der. Çalışanları bitti üstad deyince bende içeriyi kontrol edeyim der. Ve duvara yürür.Orada kaybolur gider. Gidiş o gidiş bir daha haber alınmaz. Şimdi zaten türbesi duvarın içerisindedir.

Uncu Dede Türbesi: Sandıklı şehir merkezinde Hisar Mahallesi, Memişler sokakta bulunan bir evin içersindedir. Uncu Dede’nin yatırını ev sahiplerini bulamadığımız için fotoğraflayamadık.

Uncu Dede hakkında geniş bir bilgiye ulaşamamakla beraber onun  ahilik geleneğinde değirmencilerin ve uncuların piri olduğu kabul edilmektedir.[15]


[1] Leblebicilerin pirine Nuri Halife’yi,uncuların piri Uncu Dede,Debbağların Piri’ne Ahi Beyazıd’ı örnek gösterebiliriz.

[2] Rufai tarikatı Seyyid Ahmed er Rufai hazretlerinin kurmuş olduğu, kendilerine Resul-ü Ekrem Muhammed Aleyhisselamın sünneti ile Kuran-ı Hakimi rehber alan,Ehl-i Sünnet mezhebi içinde,Erkan-ı Aleviyye ve Zikr-i Cehri üzere süre gelen Sünni bir tarikattır.Vücudu şişlemek köz üzerinde yürümek gibi yöntemlerle zikir eden , insan bir bütündür ve dünyada yaptıklarından kendisi sorumludur anlayışına sahip tarikat. sonraları Bektaşîlik ile karışmış, şeyhlerinin birçoğu Bektaşî tarikatına girmiş olan tarikat. Rufai hazretlerinin yolu bilindiği gibi Cehri, yani sesli zikri benimseyen bir tarikattır.Tarikatında Ehl-i Beyte,Sahabe-i Kirama,On iki imamlara, Fukahaya, Fukaraya,Ulemaya son derece bağlılık vardır. Rufai tarikatında gerek zikir sırasında gerekse zikir haricinde adabın çok büyük ehemmiyeti vardır.Cezbe bu tarikatta sülükten sonra geldiğinden zikir sırasında dervişlerde adaba aykırı olarak bağırmalar çağırmalar gözükmez.Zikir büyük bir nizam ve intizam içinde ahenkli bir şekilde sürer Zikirler toplu olarak haftada bir veya iki kez Cuma veya Pazartesi geceleri tercih edilerek yapılır.
Sohbet meclisine girerken kapıya gelince sağ el kalpte, sol el belde çapraz bir biçimde bağlı olarak ve sağ ayağın baş parmağı sol ayağın üzerine basar vaziyette hafifçe eğilerek HUU! Diye selam verilir,Şeyh efendi ise; EyvALLAH der,içeriye girecek kimse ;İllALLAH der,tekrar şeyh efendi ;Muhammeden resulullah der.İhvan ise hep birden SallALLAHu aleyhi ve selem derler ve o kimse içeriye girip kendisine gösterilen yere oturur.

[3] Mescid olarak yapılan bu yapının Murat bin Murat’ın yaptırdığı anlaşılmaktadır. Yapılış tarihi tespit edilememiştir. 1876 yılında Hacı Veli İbn-i Osman tarafından tamir ettirilen camii, Hamam Önü Camisi gibi dikdörtgen planda ve ahşap tavanlıdır. Hamam Önü Camiine göre daha basit ve sanat değeri olmayan bir yapıdır.

[4]Geniş Bilgi için Bkz.A.Rıza Hakses,Sandıklı’yı bir ziyaret,Sandıklı Sesi Gazetesi 1985 yılı sayılılarında neşredilen yazı dizisi

[5] Anonim, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler1,s,175

[6] Ali Osman Uysal,Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri, s.245-246 Atatürk Kültür Merkezi Bşk.yay.Ankara 2006

[7] Kutb,merkez demektir.aktab yüce mertebe demektir.kelime anlamına baktığımız zaman da karşımıza çıkan sonuç yüce merkez denebilir.

[8] Anonim, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler1,s,75

[9] Anonim, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler1, s.75’de türbe,bir geç dönem eseri olan camiyle birlikte 18.y.y.a verilmektedir.Fakat türbenin mimari özellikleri nedeniyle bu görüşe katılmak mümkün değildir.

40- Bayezid onun künyesidir. Esas adı: TayfurBabasının adı: İsa olup Hicri 188’de Bistam’ da doğdu.Ali ve Adem isminde iki kardeşi olup, ikisi de züht ve takva ile süslenmiş ve tasavvuf yolunda idiler   Zahir ilimlerinde üstadının Kürdüstanlı olduğunu Nefahatül Üns bildiriyor Hocasına hürmet ve tazimi o kadar büyüktü ki vefatı sırasında, kabrinin üstadımın kabrinden daha aşağıda yapılmasını vasiyet eylemiştir. Beyazidi Bistami İslam tasavvufunda aşk ekolünün başı ve aşıkların piri olarak kabul edilir.O Allah’a yaklaşmada aşk yolunu seçmiş bir mutasavvıftır ayrıca nakşi tarikatınında peygamber sahabeler ve tabiinden sonraki ilk velisidir .Yani ilk nakşilik onu kendi şeceresine İmam Cafer’den sora yerleştirmiştir. Fana makamına erdiği yani benliğini yüce yaratıcının aşkında erittiğine kitaplarda yer verilmiştir.

[11] Abdülhalim Durma,Evliyalar şehir Afyonkarahisar,Amasya 2009 s,161

[12] Deri teknisyeni; ham deri veya yünlü deriyi çeşitli işlemlere tabi tutarak son ürün haline getiren kişilerin genel adı.
İşlenecek derinin seçiminden sonra ham deriyi temizleyerek işlenecek hale getirirler ve deride kalite ayrımı yaparak temizlenmiş derilerin boyama ve tabaklama işlemlerini yaparlar. Bu aşama ham derinin ıslatılması, tüy ve kıllarının temizlenmesi, derilerde kalan etlerin sıyrılması, salamura işleminin yapılması, sıkma ve traş işlemleri gibi ara işlemleri içermektedir. Son olarak deri kurutulup istenilen renge boyandıktan sonra belirtilmiş ölçülerde kesilerek satışa hazır hale getirlir.

[13] Ali Özeski,Sandıklı’da İzbırakanlar Ankara 2009 s,200

[14] Ali Özeski,a.g.e. s,200

[15] Ali Özeski,Teknolojiye Yenik Düşen Meslekler isimli araştırması

Ali Osman Karakuş hakkında:
Ali Osman KARAKUŞ 1977 yılı kışında Sandıklı'da doğdu. İlkokulu Bekteş Köyünde, Liseyi ise Sandıklı Lisesinde okudu. Yayın hayatına şiirle ilkokul sıralarında başladı. Şiirlerinde Ozan Çulsuz mahlasını kullanmaktadır. Türk Yurdu, Türk Yurtları, Türk Edebiyatı, Yesevi, Sevgi Yolu, Gülpınar,Ozanca,Beldemiz Afyon,Dört Mevsim Sandıklı, Pankobirlik gibi dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Bunun yanı sıra uzun yıllar çeşitli yerel radyolarda sunuculuk ve kültürel proğram yapımcılığı yaptı. Yerel araştımalara ağırlık veren yazarın araştırma ve şiirleri, Sandıklı Yurt Sesi, Sandıklı Sesi, Sandıklı Yıldızı, Sandıklı Termal gazetelerinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Şairlik yönü ağır basan yazar değişik antolojilerde de yer almıştır. Bunlardan bazıları şöyledir, Türkiye Ozanlar Antolojisi, Afyonkarahisarlı Halk Ozanları Antolojisi, Ozanlar Güldeste, Ozanlar Duygu Seli, Anonim Üç, Çam sakızı Çoban Armağanı. Sandıklı araştırmaları konusunda çeşitli komisyonlarda görev almıştır. Yayınlanmış Ortak çalışmaları: Yakamoz (Şiir) Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.1 Geçmiş Zaman Olur ki Fotoğraflarla Sandıklı cilt.2 Gün Olur Asra Bedel Sandıklı Kilimleri Yazarın yayınlanmış diğer serleri ise şöyledir; -Elif (Şiir) -Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Tarihte Sandıklı -Sandıklı Folkorundan Damlalar Cilt.1 -Şifalı Frigyanın İncisi Hüdai Kaplıcaları -Oku Beni Yaz Beni / Şehitler Destanı -Yunus Emre Türbesi -Sandıklı Ulu Cami -Tarihi Sandıklı Hisarı -Hüdai Kaplıcaları -Akdağ Tabiat Parkı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle ilgili Halk İnançları Cilt.1 -Dediler ki Vatan Sağolsun, Sandıklı'lı Şehitlerimiz. Araştırma çalışmaları devam eden yazar çeşitli bilimsel toplantılarda Sandıklı ile ilgili bildiriler sunmuştur. 2011 yılında yapılan Sandıklı Araştırmaları Sempozyumunda düzenleme kurulu üyeliğini de yapan yazar,“Sandıklı Türbeleri ve Halk Kültürüne Etkileri” isimli bir bildiri sunmuş olup sempozyum bildirileri Ege Üniversitesi tarafından aynı isimle kitaplaştırılmıştır. Yazarın hazırlığı tamamlanmış baskıya hazır eserleri ise şöyledir; -Geçmiş Zaman olur ki Fotoğraflarla Sandıklı Cilt.3 (Komisyon) -Şeyh Safa Hayatı ve Divanı -Sandıklı Türbeleri ve Türbelerle İlgili Halk İnançları Cilt.3 -Sandıklı Yöresinde Mani Söyleme Geleneği ve Sandıklı Halk Manileri -Sandıklı Efsaneleri -Sandıklı ve Çevresinde Masal Söyleme Geleneği ve Sandıklı Masalları -Sandıklı Folklorundan Damlalar-2 -Gurbette Yalnız bir Şair, Sandıklı'lı Fikri -Sandıklı'lı Şair ve Yazarlar Antolojisi -Sandıklı ve Çevresinde Eğlence Kültürü (Çocuk ve Yetişkin Oyunları) -Sandıklı ve Çevresinde Köy Odası Geleneği -Han Buyruğu (Şiir) -Zemheride Açan Çiğdem (Şiir) -Köyden Şehre Mektuplar (Şiir) -Sandıklı'da Sporun Dünü Bu günü -Kaybolan Değerlerimiz -Sandıklı Halkevi Kuruluş ve Faaliyetleri -Şiirlerle Sandıklı Antolojisi -Hikayeli Sandıklı Türküleri ve Yeni Türkü Derlemeleri Araştırması devam eden çalışmaları: -Sandıklı ve Çevresinde Halk Hekimliği ve uygulamaları -Tarih ve Folklor Açısından Kasaba ve Köylerimiz / -Sandıklı'da Kitabeli Yapılar ve Sandıklı Kitabeleri -Sandıklı ve Çevresinde Halk İnançları ve Uygulamaları -Meşhur Lakaplar ve Hikayeleri -Sandıklı Sözlüğü gibi araştırma çalışmaları devam etmektedir. Araştırmaya olan merakı ile ortaokul sıralarında Osmanlı Türkçesini öğrendi. Öğrenim hayatına ise Anadolu Üniversitesi Tarih Fakülte- sinde devam etmekte olan yazar halen Dinar Pancar Ekicileri Kooperatifi Sandıklı Satış Mağazasında görevli olup evli ve üç çocuk babasıdır.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme