AK TAKKA
09 Aralık 2012
21:07
1850 Kez Okundu

AK TAKKA  =  ABİ

 

            Mehmet AKBAŞ’ ın babası Halil amca beyaz bere veya takke giydiğinden Halk arasında ak takkalı diye anılırken zamanla aktakka olarak lakap kalır.

 

            Aktakka Yemen harbine  katılır. 4 yıl Arabistan çöllerinde İngilizlere karşı Osmanlı için, mukaddes topraklar için, vatan toprakları için harp eder. Fakat Arapların İngiliz oyununa gelerek Osmanlı askerine sırt çevirmesi ve ordunun zayıf kalıp geri çekilme emrinin gelmesi ile Bir çok askerimiz gibi geri çekilirken esir düşer. İngilizler bu askerlerin içinden güçlü kuvvetli olanları seçer ve onları İngiltere’ye götürürler. Orada altın madeninde üç yıl esir olarak çalışır ve sonra serbest bırakılınca kendi topraklarına döner.  

            Aktakka Sandıklıya geldiğinde Savran’da DEVRET KAHVESİNİ kiralar. Fakat o yıl kış çetin geçmektedir. Kar çok yağmış, Kocatepe ve damlalı kardan geçilmez olmuştur. Yolda kalanlar ellerindeki malı (kuru üzüm, tahin, arpa, buğday, nohut, fasulye, vs. kimin elinde ne malı varsa onu Aktakka’ya satarlar. Kimi peşin kimi veresiye kimi senetle elindeki malı ucuz pahalı demez  malı verir. O kış günü malımı sattım diye satanda memnun alanda memnundur.   Aktakka aldığı malları boş evlere, aharlara depolar. Sonra peşin ve veresiye aldığı mallar ona çok para kazandırır. Orada sermeye edinmiş. İyi birikimi olmuştur.

            Savran’dan dönen,  Aktakka O tarihlerde yapımına başlanan mezarlığın ihata duvarı ihaleye çıkmıştır. Mezarlığın ihata duvarı için taş ve kum çakıl taşıma işini üstlenir. Aktakka nın üç adet çift atlı at arabası vardır. Sivriden kesilen taşları devamlı inşaatlara taşırdı. O günleri hatırlayanlardan birisi Atın birinin adı Yaşar’dı Yaşarım veya Yaşar dedi mi o mübarek hayvan kulaklarını ofurtur. Sesin geldiği yöne bakardı. O hayvanda insan gibi hissiyat vardı diye anlatırlar. AKTAKKA mezar ihata duvarını alırken Hamamcı Kazım, Aktakka bu işi ortak yapalım der. İş başlamış ve bitmiştir. Fakat Hamamcı Kazım hiçbir işe elini sürmez hiç işle ilgilenmez. Kazancı gelir %50 fifti fifti bölüşürler. Aktakkaya’ya durumu bilenler kızar.

Aktakka

-Abi haklısınız ama başında ortak dedik. Bende olur dedim. Söz ağızdan çıkar. Bakın dört şey geri gelmez. Söylenen söz, atılan ok, geçen zaman, kaçırılan fırsat geri gelmez. Ben sözümdeyim. Menfaat uğruna sözümü yemem abi. Der.

Yine o tarihlerde Ali Çetinkaya, okul ihalesi ve Eski Afyon yolunun ihalesini kendisi alır ve yapar.

            Aktakkanın kendilerine ait hanı vardır. Burada kalanlar yemeklerini yer, işlerini görür, eğer köye dönecek paraları yoksa Mehmet’a bizim köyü dönecek para’ yı da ver derler. Oda hiç alınmadan köye geri dönüş para’larını da verir. Aktakka yanında hiç para taşımaz eline geçen parayı mutlaka bir şey alır. Bir şeyler yaparmış. Ondan ödünç para isteyenlere hiç itiraz etmez. Ödünç para verir. Ve çalışan esnafı çok severmiş. Çalışan demir pas tutmaz diye konu komşuya maddi/manevi yardımcı olurmuş.

            *****                            *****

            Aktakka büyük oğlunu Afyon’a okuması için gönderir. Fakat oğlu orada okumak istemeyince geri gelir. Sandıklı’ya orta okul açılınca oraya gönderir. Fakat Sandıklı’da da okumaz.

            Handa beş çocuğu ve yeğenleri ile okuması için Bekir Hocayı tutar. Bekir hoca bunlara hem eski yazı hem yeni yazıyı öğret der. Fakat o tarihler Han sık sık baskına uğrar. Bu durumdan Aktakka rahatsız olur. Bir seferinde Gelenlere bak abi ben söyleyeceğim sen yazacaksın. Tamam mı abi. Hanı aramak kontrol etmek yerine yaz bakalım der.

-Oğlum İsmail’i okusun diye Afyona gönderdim Abi okumadı Sandıklıya orta okul açıldı burada da okumadı abi. Bende cahil kalmasınlar diyerek beş çocuğum ve yeğenlere Bekir Hocayı ücretle tuttum. Abi Çocuklarım cahil kalmasınlar diyerek hem eski yazıyı hem yeni yazıyı okutmasını ben istedim. Abi Yanlış yaptımsa hatam tarafıma bildirilsin der.

            Bu arada Bekir Hoca durumdan rahatsız olur.

-Aktakka benim adım olmasın beni okutuyordu falan ücretli falan diye yazdırma kardeşim der. Ortam buna müsait değil. Benim başımı yakma deyince Aktakka

-Bekir Hocam Abi Sana bir zarar getittirmem. Sana maddi manevi bir zarar gelirse ben karşılarım. Bunda korkulacak sıkıntıya düşülecek bir durum yok abi der. Bekir Hocayı sakinleştirir.

            Hanı aramaya gelen görevliler. Aktakkanın handa tutulan tutanağı Ankara’ya gönderirler. İki aya kalmadan cevabi yazı gelir. ‘’ Evet çocuklarınızı Bekir Hocaya okutturabilirsiniz. Diye resmi izin yazısı cevap olarak gelir. Sonra han baskına uğramaz. 

Bu olaydan sonra handa Bekir hoca çocukları rahat rahat okutmaya devam eder. Han da dört oda çocukların okuması için ayrılır.

***                   ***                   ***

            Aktakka konuştuğu herkese Abi diye hitap eder.

Bir gün numune fırınına gelir

-Abi iki ekmek versene der.

Fırıncı. –Mehmet amca sen benim babam yaşındasın hatta ondanda büyüksün ben senin evladın yaştayım. Oğlum iki ekmek desene olmaz mı? Der.

Aktakka orada o tarihi sözünü eder.

-Abi dedikte küçüldük mü? Abi der.

***                               ***                               ***

             Komşularına Aktakkayı sorduk. Bir çoğu Aktakkanın canı sıkıldığı zaman ‘’DE BE ABİ BE’’ diye bağırır, sıkıntısını gidermeye çalışırmış. Bir komşusunun Aklına gelmiş. Aktakka sıkıntısını bağırarak atardı ben de bi bağırayım/nara  atayım. Dedim Arkadaşlarım ne oluyor lan. Kendine gel. Bi şi mi oldu. Ne var diye hayıflandılar. Sonra dedim ki  ‘’Haa demek ki herkesin kendine göre durumu varmış hatta ortamı kişiliği önemli. Bir daha bağıramadım. Bağırmak bile kişiye hasmış. dedi.

***                   ***                   ***      

Aktakka bayram öncesi arefe günü kayın annesine gider. Damadım gelmiş diyerek, Bayrama yaptığı Baklavayı gösterir. Tadına bakmasını ister kayınannesi .

Aktakka uçundan, kıyısından bicik alırken tepsinin sonuna gelivermiştir. Kayın validesi bakar ki baklava bitmiş. Damadına bakar Mehmet Ne yaptın oğlum deyince Eeee ne yapayım bekyemselmiş uçundan bicik alırken bitiverdi Ana der.

Zaten aktakka. çorba olsun, sulu yemek olsun, çok zaman yemeği kabı ile dikiverdiği bilinir. Niye böyle yaptığı söylendiğinde koltuklarımın altı eskimesin diye cevap verirdi.

***                   ****                  ***

            Aktakka ve arkadaşı Kozanların Rahmetli Halil amca ikiside ağırsiklet kilolu, cüsseli örklü,  her bayram sürme beşiğe binerlermiş. Onlar bayram yerine sürme beşiğe binecekleri zaman Del lal bağırırmış.

-Duyduk duymadık demeyin. Bugün Aktakka ve arkadaşı Halil amca bayram yerinde sürme beşiğe bineceklerdir. Meraklılarına haber verilir.  Diye ilan olurmuş.

Onlar beşiğe binince herkes onları seyreder. Onların beşiğin içine oturmaları, beşiğin ğiçir gacur ses çıkattırması bir hoş olurmuş. Yarım saat süren bu olay günün mevzusu olurmuş.

Onlar hayatını yaşamış. Yaşar iken de kimsenin ayıp olur kocaman adam diye kınamalarına kulak asmamışlar. Hayat bir oyundur. Günlünce yaşamasını bilmelisin. Onlar yaşamış

***                   ***                   ***

            Aktakkanın hana her zamanki  müşteriler (Yörükler) gelir. Yanlarında develeri de vardır. Muhabbet esnasında deveye binip Sandıklıyı gezersin gezemezsin diyerek iddia ederler. Yabancı müşteriler Aktakkanın zengin olduğundan, deveye binip Sandıklı içinde gezeceğine ihtimal vermezler.  Fakat o Aktakkadır. Gurur kibir sahibi değildir. Zengindir, yaşlıdır. Yaşantısına kısıtlama getirmez, gamsız tasasız, Aktakka Deveye binip Sandıklıyı her sokağından geçmek üzere gezer. İddiayı kazanır. Sebze halinin karşısındaki kahvede sade  kahvesini söyler, nargilesini  de içer. İddiayı kazanır. Tabii ki bu durum herkesi ilgilendirir. Çoluk çocuk büyük küçük devenin arkasında Aktakka’yı izlerler.

***                   ***                   ***   

            Aktakka rahatsız olur İzmir’e hastaneye giderler. Orada başka hemşerilerini de görürler. Akşam yaklaşmaktadır. Basmahane de Bir otele varırlar. Odalarını kiralarlar. Yemek yiyelim biraz gezelim sonra yatarız derler. Aktakka otelin karşısında müsait bir gölge yere oturur. Oğlu ve diğer hemşeriler. Kavun Karbuz üzüm peynir soğan zeytin ekmek ne varsa mevsimin meyve ve sebzelerini alır bir güzel sofra oluştururlar. Akşam yemeğini yerler. Aktakka otele bakar. Bir çok pencere açıktır. Hava da sıkıcı sıcaktır. Aktakka der ki Benim yastık ve pikeyi buraya getirin. Ben burada yatacam. Der. Oğlu ve hemşerilerimiz abi ayıp olur. Etme gitme deselerde. Bir türlü Aktakkayı razı edemezler. O derki – Abi ben kurtardım burayı Yunan’dan. Bana burada kimse bir şey yapamaz. Burası benim memleketim Abi Der.

Orada bulunan İzmirliler bile aktakkayı alkışa tutarlar. Yatak yastık yola indirilir. Kaldırımda Aktakka sabaha kadar mışıl mışıl yatar.

***                   ***                   ***

            Aktakka hana fırın yaptırır. Fırının taşını akdağdan bütün olsun diye özel getidtirilir.  Gelen taş kapıdan sığmaz bir çok kişi yüklenir yüklenir olmaz. Aktakka bakar ki taş kapıdan sığacak ama güç lazım aktakka bir omuz kor taş kapıdan geçer. Daha sonra o fırında kelle paça pişirilir. Fasulye pişirilir. Pişirilen et yarı yarıya yağlıdır. Çalışmasını bilen aktakka yemesinide bilirdi.  Han müşterileri ve hizmetkarlar, komşular Cümle alem cümbür cemaat orada yemek yer. Aktakkanın yedi tane çalışanı vardır. Ev halkı ve çoluk çocuk gelen giden han müşterileri derken ekmek çok  tüketilmektedir. Daha rantıbıl diye hesap eder ve ekmeği kendi kara fırında yaptırır.

            ***                   ***                   ***

            Aktakka balık pazarının önüne ikinci sonrası hasırı serer. Kendi elleri ile hazırladığı nargilesinin tömbekisini  yakar arkadaşları ile fokurdatırdı. Narğiliyi mutlaka kendisi hazırlardı. İşin reconu bu derdi.

            Her sabah kış yaz kafayı, balık pazarının çeşmesinde soğuk su ile yıkar. Abdesdini alırdı. Namazını kılardı.

***                   ***                   ***

           

            Cebinden hiç kuru üzüm,fındık fıstık  eksik olmazmış sinemanın arkasında oturur.sinemaya gelen polis zabıta veya tanıdık birisi geldimi hemen elini aktakkanın cebine atar bir avuç fındık fıstık, leblebi vs alır yermiş. Zaten aktakka da bu duruma alışmış ki cebinden cerez eksik etmezmiş.

            ****                             ****

            Geçenlerde bir esnaf abi diye hitap etti. Merak ettim. Hangimiz abi diye sordum. Çünkü o benden çok büyüktü. Esnaf dedi ki. Biz aktakka’ nın  komşusuyuz. O rahmetli herkese abi derdi. Nur içinde yatsın. Abi bize ondan mirasta öyle abi dedik  Dedi.

            ****                             ****    

            1887 (1303) doğumlu olan  aktakka üç evlilik yapar. 20/08/1978 tarihinde vefat eder. Resmi kayıtlarda 91 yıl yaşamıştır. Ama daha uzun yaşadığı söylenmektedir. Hayat bir hikaye gibidir, ne kadar uzun olduğu değil ne kadar güzel olduğu önemlidir. Aktakka İlçemizde iz bırakan şahsiyetlerden birisidir. Yaşantısı, mert oluşu, söz senettir demesi. çalışması, yemek yemesi ve sözleri geleceğe ışık tutmaktadır.

Abi nur içinde yat abi 

 

 

 

 

 

Ali Özeski hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme
İstanbul escort