AZİME NİNE
16 Kasım 2012
11:20
864 Kez Okundu

AZİME KOÇPINAR (25.04.1927 Doğumlu – 28 Mart 2012 Ölümü)

Ramazan Bayramında kaynatamlara mutat bayramlaşmaya gittim. Kaynatamın annesi rahatsız olduğundan onu ben eşim ve çocuklarım hep beraber ziyaret ettik. Eşimin babaannesi olan Azime ninenin odasına girerken selam verdik girdik. Bana hoş geldin oğlum Ali diyerek selamımızı aldı, buyur etti. Sonra eşime adı ile sonra oğlum ve kızıma da adı ile hoş geldiniz dedi. Bayramlaştık sıra ile ninemizin elini öptük. Cenabı Allah Rabbim nice bayramlara hayırlısıyla, sağlıcakla kavuştursun diyerek bizlere dualar etti.

 

Ben ninem nasılsın maşallah adımızı, kim olduğumuzu hatırlıyorsun. Maşallah dedim. Ninem kaç yaşındasın diye sordum. Kafa kağıdına göre 84 yaşında olduğunu hayatın hiçbir devresinden şikâyeti olmadığını hayatında hiçbir şeyin zoruna gitmediğini ama yaşlılığın çok zor geldiğini beyan etti.

Çocukken köyün sırtındaki dağda koyun güttüm. Hiç zoruma gitmedi.

Köyden koca inekleri Abdi çeşmesine sulamaya götürdüm getirdim de hiç zor olmadı.

Anama babama kardeşlerime harmanda sabahlara kadar aç susuz yardım ettim çalıştım da hiç gücüme gitmedi.

Düvene atı bağladılar sabaha kadar döndüm durdum. Samanı kağnıya yükleyip samanlığa getirdim. Samanlığı doldurdum. Bide onu sıkıştırmak için çiğnemek lazım. Samanı getirmek atmak zahmetlidir.  Hiç zoruma gitmedi bunlar.

Hep kendi ihtiyacımı kendim gördüm. Kimseden bir şey istemedim.  Ayaktasın şunu ver bi demedim. Kalktım kendim aldım. Sofrada bile suyu, ekmeği, kaşığı çatalı, ben vermeye çalıştım.

Ama herkese yardımcı oldum.

Zamanı geldi evlendik. Çoluk çocuk sahibi olduk onları büyüttük.

Hastalandılar da sabahlara kadar başını bekledim. Sabah oldu. Aharda hayvanları sağdık. Sütü yoğurt çaldık. Peynir ettik. Sonra tarlaya gittik. Akşama kadar çalıştık. Bi başıma değildim tabii ki. İşten hiçbir zaman yılmadım. Başladığım her işi bitirdim. İş benden korkardı. Hayatı hiç ayağıma dolamadım.

Eve döndüğümüzde bir de kocamın gönlünü ettik. Derken eşim üzerime kuma aldı. O bile zor gelmedi de…

Torunları severken onları da evlendirmeye başladık. Daha dün eşini kucağıma alıp adını ben verirken şimdi; Fehmi, Fatma Nisa torunumun çocukları onlar bile bak, kocaman oldular yaa…

Birde Mehmet Ali’m iyi olup gelse de yüzünü görsem. Yavrum telefon edip duruyor Anam nasılsın deyip hal hatır soruyor hastaneden. Doktor taburcu edince iyileşmiş olarak gelecek yavrum. Ya Rap çocuklarıma derman ver Yarapbim. Dua edip duruyorum. (Oğlu Mehmet Âlinin öldüğünü bilmiyor. Hala oğlunu sağ biliyor. Söylemediler oğlun öldü diye. Hastanede oğlun gelecek dediklerinden onu dört gözle bekliyor.)

Oğlum Ali şimdi bir tas su verirlerse içeceğim. İstemek çok zor, Bi kap yemek verirlerse yiyeceğim. Ben böyle alışmadım.

Ninem seninle ilgilenmiyorlar mı? Dedim.

Hayır. Allah var. Bağrıma cehennem ateşi konur ilgileniyorlar. Ben ilgisizlikten yakınmıyorum. Ben hep kendi işimi kendim gördüm. Kimseye eyvallah etmedim. Şimdi ise ayaklarım beni taşımıyor gayim. Kendi işimi kendim göremiyorum. Ben başkalarına hep hizmet ettim.

Başkaları dedim. Kime diye sordum.

Eşime, çocuklarıma, anama, babama, kardeşlerime yani dedi.

Evet dedim. ‘’İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.’’ dedim.

Ya; Ben herkese faydalı olmaya, yardımcı olmaya çalıştım. İşlerini gördüm. Bir şey istediler verdim. Şimdi ‘’şunu ver’’ demek kadar zor bişi yok. Hayat hep güzeldi. Öyle devam edecek sandım. Yaşlanıncaya kadar. Ali yaşlılık zor be oğlum, yaşlılık çok zor. Yaşlılık çok gücüme gidiyor.

Ninem yanındakiler kızın, gelinin, oğlun, torunun niye bişi istemek zoruna/gücüne gitsin. Hiçte gitmesin ninem dedim.

Olsun Allah kimseyi başkasına muhtaç etmesin. Alan el olmayasın. Veren el daima üstündür yavrum dedi. Hayatım da fedakârlığı hep ben yaptım. Kimseden fedakârlık beklemedim. Şimdi şu odadan çıkmak, o dağları, Koca kumalar yaylasını, çeşmeleri, Abdi çeşmesini, Mırtızaoğlu çeşmesini, hıdır boğazındaki çeşmeyi, harman yerini görmek, karasığırı sağmak istiyorum. Koyunların kuzularını doğurunca yalamasını görmek istiyorum. Kuzuların ilk zamanlarında zar zor ayağa kalkmasını görmek istiyorum. Ama elveda be… Ne güneşe yar olduk, ne gölgeyle arkadaş kaldık. Çıktık hayat yoluna, var ise az çok hayır hasenat işte onlarla yolun sonuna az kaldı be. Avuç ambarı tüketirmiş. Saatlerde ömrümü tüketti dakika, dakika.

Azime ninenin gözleri yaşardı. Yaşmağının/tülbendinin kenarı ile gözyaşlarını sildi. Eh be Elveda dedi….

Azime nine bize bayramda bunları anlatınca bizde duygulandık.

Hoşuma da gitmedi değil. Paylaşmak istedim.  30 Ağustos 2011

Azime nine 28 Mart 2012 Çarşamba günü hakkın rahmetine kavuştu. Nur içinde yatsın.

Ali Özeski hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme