ECİTLERİN BERBER MEHMET
15 Kasım 2013
15:39
1615 Kez Okundu

ECİTLERİN BERBER MEHMET

Mehmet amcanın dükkânı uzun çarşıda Süt Dana kasabı ile Ali SEYMAN’ın arasındaki uzun dar dükkândır. Mehmet amca işyerini herkes gibi sabah namazdan önce açıp sobayı yakar temizliğini yapar namazdan sonrada çayı demlerdi. O zamanlar dükkânlar sabah namazından önce açılır. Soba ateşlenir veya mangal yakanlar akşamdan hazırlarlar namazdan önce ateşleyiverirler. Namaz çıkışına kadar mangal veya soba belli bir ısıya ulaşırdı. Memurlar işine giderken traşını olur geçerlerdi. Traş olacaklarda erkenden olurlardı. Geç vakitlerde Öğleye doğru ise köyden veya dışarıdan gelenler traş olurlardı. Herkes bilirdi ki erken kalkanın nasibi gür olurdu. Her dükkân sabah namazla açılırdı. Hele kış günleri iş ikindi sonu biterdi.

Berber Mehmet amcanın arkadaşı her gün sabah namazına giderken berber dükkânına uğrar namazdan sonra da sobanın başına oturup bir saat hatta iki saat sobaya sarılır gibi fütursuzca oturan Halil amca vardı. Halil amca hiç berber dükkânına gelmemezlik etmezdi.

Berber Mehmet amcanın dükkân dardı. Kışın soba birde Halil amca oturdu mu berber traş olanın etrafında hareket edemezdi. Halil geçen bi deyince Halil amca inadına geçit vermezdi, duymazlıktan mı gelirdi ne.. Birde ha de şu çayı bardaklara koy da içelim demesi işin arasında ayrı bir sıkıntı verirdi. Buda çabasıydı. Bencillik, dostluğun zehridir denir ya. Bu durum bir gün iki gün bir ay iki ay değil üç/dört sene böyle devam eder.

Berber Mehmet amcaya bu durum gına gelir. İki dosttan biri diğerinin kölesidir der. Kızar ama bir şey diyemez. Arkadaşıdır kırmak istemez. Sabır taşıdır çatlamıştır artık. Kendi kendine bu duruma son ver artık Mehmet der. Ama ne yapabilirim arkadaştır der susar. Yinede benim değil iyi günümün dostu demekten kendini alamaz.

Fakat usanmıştır. Müşteri laf eder. Olmaz böyle Mehmet derler. Dost kazancına mani olmamalı falan derler. Gördükleri olaydan dolayı Halil’aya kızarlar, ayıplarlar. Bu durumu yaşayanlardan birisi de Taşçı Abdullah Öztürk’tür. Fakat araya kimse girmek istemez. Yine bir gün artık bardak taşmıştır. Mehmet amca bir gün sonrasına bir plan kurar.

Yine sabah namazına giderken Halil amca berber dükkânına uğrar. Selam verir. Namaza gideceğinden pek oturmaz. Bakar ki soba yanıyor. İçinden kızargınlık sızıyor belli ki yanıyor. Namazı kılar gelir. Her zamanki gibi sobanın başına oturur. Biraz zaman geçince ısınmadığının farkına varır.

-Mehmet senin soba yanmıyor mu? Hiç ısınamadım der. Berber

-Halil yanmaz olur mu bak yanıyo işte Halil…

Halil amca

-Valla hiç ısınmadım der. Yer değiştirir sobanın önünden arkasına dolaşır. Yine sobaya sarılıyor gibi ellerini sobaya dolar. Fakat yine ısınmaz. Tekrar.

-Mehmet senin soba ısıtmıyor aslanım. Deyince

-Halla halla her zaman ki soba yanıyor ya der.

-Aslanım hiç ısıtmıyor bu soba ne yakıyon deyince berber

-Yanıyo,  yanıyo der.

Halil amca sobanın kapağını açar bakar ki. Sobanın içinde denizci fennusu{feneri} yanmaktadır. Yanan o, ışık veriyor ama ısıtmıyor.

Halil amca ayağa kalkar

-Lee Mehmet sen bunu bana, beni gelmesin diye yaptın söyle öğle değil mi? İşte bende gidiyon valla da, bi daha gelmem artık bekle der çıkar gider.

Berber Mehmet arkasından söylenir.

-Halil’a şaka şaka lee …dese de Halil amca gitmiştir.

Dostlukları devam etse de Halil Amca bir daha berber dükkânına girmez.

Mehmet amca ağzında dili yok. Halim selim birisidir. Sobanın içine denizci fenerini nasıl koydu neye böyle yaptı kendiside olaya bir anlam veremez.  Sonradan pişman olmuştur. Şu fani dünyada arkadaşı kırdık ayıp ettik. Keşke sabırlı davransaydımda gönül kırmasaydım. der durur.

Bu hatırayı büyüklerimle konuşurken ‘’eskiden Berber dükkânlarında zulada bir kova ya da torba olurdu. Saç kesiminde saçları o kovaya ya da torbaya doldurulurdu. Torba ya da kova doldu mu berber o torbayı açık alana gider koca bir kuyu kazar saçları çukura gömer üzerini toprakla örterlerdi. Dediler. Bunu da bir bilgi olarak kayıt (anekdot) olarak düşeyim.

Bazı işyerlerinde okurum {senin boş vaktin benim iş vaktim}(fazla meşgul etmeyin)[en iyi dost en az meşgul edendir] falan diye. Bu olayı Hasan Abi anlatınca hoşuma gitti. Demek ki eskiden gelme demenin de bir yolu yordamı varmış.

Kaynak: Bolkepçe Hasan ÖZTÜRK (Yurt dışı emeklisi – Karacaören)

Ali Özeski hakkında:
"ECİTLERİN BERBER MEHMET" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    mustafa

    alim kalemine eline diline saglik süper valla duygulandim almanyadan selamlar

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme