YÖREMİZDE GEZEK 2
17 Kasım 2012
01:34
1148 Kez Okundu

YÖREMİZDE GEZEK (2)

Bu gün gezekte yemek konusunu ele alacağız. Yöremizde yapılan gezekler genellikle yemekli yapılmakta idi. Gezek yemekleri tamamen yöreye özgü yemeklerden oluşmaktadır. Buna sıra yemeği de denilmektedir. Böyle denilmesindeki sebep, yemeklerin sofraya belirli bir sıra ile konulmasıdır. Ev sahibi sofraya koyduğu yemeğin kabını yemek bitmeden kaldırmazdı. Sofraya konan yemek mutlaka sünnetlenecekti. Hem böylece israfta önlenmiş oluyordu. Sonra ki yemek ne ise ev sahibi veya Başkan, değnekçi, çavuş, yemekleri sırası ile söyler görevli kim ise yemeği getirirdi. Yemek sırası hiç bozulmazdı. Gezek sofraları 10-15 kişinin sığabileceği büyüklükte sini olarak da bilinen büyük tepsi etrafında yapılır. Gezek sofrasında bulunan herkes aynı kaba kaşık sallar. Buradaki incelik ise kaptan yemek kaşığın sağ yüzüyle alınır, kaşığın sol yüzüyle ağız’a götürülür. Sofraya konan yemek hakkında olumsuz hiç yorum yapılmazdı. Bu gezeklerde ne yemekler olurdu sırasıynan şöyle idi

*-çorba Mutlaka olurdu.(Togba çorbası olacak, başkası olmazdı….)

*-et (olursa şayet yanında turşu bi de salata)

*-börek (yanında hoşaf veya komposto bunlar erik vişne kaysıdan olmaktadır)

*-baklava (52 bezeden) bazen ortası kaymaklı olurdu.)

*-bamya ( yanında Goruk ekşisi, veya ekşi karadut kurusu)

*-dolmalar (yaprak sarma, biber dolması, kelem dolması,) [yanında yoğurt]

*-sütlaç *-en sonunda mevsime göre meyve ikramı? İlçemizde fasulye, nohut yemekleri ve pirinç, bulgur pilavları gezek yemeklerimizde, davet yemeklerimizde olmazdı. Ama sonradan yer sürsün diye ekonomik olduğundan bunlarda daha sonradan eklendi. Bizim onbeşliler bir arkadaşımızın veya bizim akran birinin düğünü varsa hep beraber giyinir kuşanır takım elbiselerle, fötrle, ayakkabılar boyalı cilalı, sinekkaydı traş olarak, hava ılık soğuk ise pardösülerle hep beraber gider, hep beraber oynar, hep beraber oturur kalkardık. Birimizin ölüsü varsa yine beraber üzülür beraber defin için her şeyi yapardık. Bizi görenler gıpta ile bakar hayret ederlerdi.

Ziyafet verilecek evde birkaç gün önceden seferberlik ilan edilir. Börek, baklava, sütlaç, dolmalar, ekmek önceden evin büyük hanımı (ana) tarafından bir organize halinde hazırlanır. Evin gelini, kızı, yetmez ise komşular yardım ederdi. Bazen arkadaşlardan evi, evimize yakın olanların eşleri yardım ederdi. Diğer et, çorba, bamya ve diğer ara yiyeceklerde pişirmeye hazır halde zamanı beklerdi.

Ziyafet için evde hazırlık zahmet sayılmaz, bilakis zevk ile yapılırdı. Zaten senede bir-iki sıra gelirdi. En fazla iki bunun neresi zahmet olacak canım. Hem bu sayede hatunlar bu işlerle maharetlerini ortaya koyarlardı. Kiminin babası ziyafetin harcını sorar. Kendisi alır gelirdi. Benim babam ben yaşayamadım yokluk, savaş, baba yok, savaşta kalmış. Hiç olmazsa evladım görsün denirdi. Ben anama alınacakları derdim. Babamda anama sorar şunlar, şunlar alınacak der babam getirirdi. Özellikle eti babam alırdı.

Öğrendim ki ön koldan et alırmış. Bende öyle devam ettim. Yemekleri evin büyüğü anam pişirirdi. Bazen de konu komşuda yardım ederdi. Evin reisi baba ise yemeklerde gurmelik yapardı, yani tadına bakardı. Yemeğin tadı tuzu kıvamı babamdan sorulurdu. Zaten babamda bunu kendine görev addetmişti. Hiç unutmam bir keresinde ete kekik yapılmamıştı. Babam kekik’i unutmuşsunuz dedi kekik eklemişti. Sandıklımızın âdeti yemeklerde çorba ile başlamak. Bolca et. Ziyafeti verecek olan, kişi başına bir kilodan fazla et alır giderdi. Bolca et olduğu zaman gerisi önemli değildi. Zaten herkes bilirdi ki et kanlı yiğit canlı olsun.

Yani et kıvamında pişirilirdi. Börek tepsisini bozmadan siniye getirmek önemlidir. Sofrada börek ortadan yırtılır ortasına hoşaf konurdu. Birkaç çeşit börek olurdu. Baklava da tepsi olarak bütünce gelirdi. Bazı evlerde yapılan baklavanın ortasına kaymak konurdu oda bir hoş olurdu canım. Dolma üç çeşittir. Yanında aperatif olursa olur olmaz ise aranmazdı. Sütlaç zengin ölüsüdür. Hemen yeniverir biter. Yemeği bamya ile bitirirdik. Nece sonra zamanın meyvesi konurdu. Bu işin ekonomik tarafı hiç düşünülmezdi. Zaten gezekte yer alan arkadaşlarımızın işi vardı çalışıyorlardı. Para kazanıyorlardı. Er olan ekmeğini taştan çıkarır denir ya hep çalışıyorduk.

Kazandıklarımızı harcamayacağız da ne yapacaktık. Gerçi kazandığımızın çoğunu atamıza getirir verirdik. Kendimize biraz harçlık ayırdıktan sonra! Masraf bu günkü gibi değildi. Telefon masrafımız yoktu. Telefonu bilmiyorduk. Düğünlerde davetiyede yoktu. Elektrik masrafımız yoktu

. Çünkü elektrik yoktu. Su masrafımız yoktu. Suyu her sokağın başında çeşmelerimiz, her evin içinde kuyularımızdan temin ederdik. Paranın değeri vardı. Kazandığımız kursaktan geçsin derdik. Helal para, helal mal zevkle harcanır, dostlarla yenirdi. Et padişah tatlı vezir, gerisi ıvır zıvır. Zaten Sandıklının mutfağı ya satırdan ya hamurdan oluşurdu. Bak; Sofranın süsü eti ile tatlıdır. O da misafirin hakkıdır. Geçmişi bu gün ile mukayese etmeye çalışmak doğruya götürmez. Her devrin kendine has güzelliği vardır.

Eski insanlar ‘Hoş gör de, hoşluğun artsın’ derlerdi. Geçmişi anlatmak peri masalı anlatmak gibidir. Acı söz, tatlı söz, ama yaşandı. Bu gün o günleri yaşayamayız. Sizde hoş görün hoşluğunuz artsın. Sağlıcakla Devam edecek

Ali Özeski hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme