1.AKİN(Ağ-İn)( ﺍﻴﻥ ﺍﻍ )
05 Mart 2014
22:14
2229 Kez Okundu

23099619

1.Konumu:Merkez Yunus Emre Mahallesi ve  Selçik Köyü ile sınırlıdır.Sandıklı’ya 8 km, Afyon’a 69 km.dir. 2010 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 285 kişidir.

2.Tarihi:İsmini çevresindeki  kaya  mezarlardan almıştır. Alan çalışmasında tespit ettiğimiz malzemeler, arkaik devirde yerleşim olarak kullanılmıştır.Arşiv kayıtlarına göre İslami Devirde önemli yerleşim merkezidir.           H.937/M.1530 tarihli vesikada Ağ İn ismi ile geçer.Aynı vesikaya göre  13  hanede 25 neferan oturur.Ayrıca 1 mücerret,1 pîr-i fani,1 imam,1 sahib-i berat muaf bulunmaktadır [1]. Geliri.2550 akçadır.[2]H.1032/M.1623 yılında  7 hane olup, 2 avarız hanesi bulunurken H.1124/M.1709 yılında 9 haneye yükselmiş,2 avarız hanesi vardır.[3] 2567 Numaralı Avarız Defteri kayıtlarına göre,1623 yılı tahrir defterlerinde Akça-İn olarak geçmektedir. Bu yılda 7 gerçek hanesi,1 avarız hanesi ve 35 nüfusa sahiptir. 1709 yılı tahrir defterlerinde ise gerçek hane sayısı 9’a, avarız hanesi 2’ye nüfusu ise 45’e yükselmiştir.

10-11

Köy civarında tespit ettiğimiz Yörük mezarları, buranın Sarı Keçili Yörük Aşiretinin iskan olduğunu gösterir.Köyü kuran aileler:Kerimler(Can),İnceler(İnce),Dedeler(İnce),Hamzalar(Akbulut).Karahasanlar(Şahin)         Akin Köyü’nün kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır.[4] Bu tarihlerde orta büyüklükte bir köy olduğu gözükmektedir.[5]Aynı zamanda Akin Köyünde çiftlik vakıfları da mevcuttur.   Yusuf  Dede Türbesi köyün girişinde yol kenarında yer almaktadır.Asırlık dut ağaçlarının olduğu, etrafı duvarla çevrili bir bahçenin içersindedir.Türbenin hemen kıyısında eski yaşam izlerini taşıyan inler (mağaralar) bulunmak tadır.Türbede iki mezar bulunmakta olup birisi kendisininz diğeri eşi Satı Sultan’a ait olduğu rivayet edilmektedir. Mezarlar yan yana ve üstü açıktır.İlçemiz türbeleri içersinde en çok ziyaret edilen türbeler arasındadır. Yusuf  Dede’nin  kişiliği ile ilgili yeterli bilgi ve belge bulunmamakla beraber bir çok kaynak onu Yunus Emre ile çağdaş olarak göstermektedir. Yusuf Dede ile ilgili iki önemli belge ise 1880 tarihli Hüdavendigar Vilayeti Salnamesidir. Salnamede Yusuf Dede Türbesi ziyaret edilen türbeler arasında gösterilmektedir. Bir diğer kaynak ise Şeyh Hamza tarafından yaklaşık 16.Yüzyıllarda kaleme alındığı, Sandıklı ile ilgili uzun bir manzumesinde Sandıklı Evliyaları arasında göstermesidir. Horasan Erenleriyle birlikte Anadolu’nun Türkleştirilmesi İslamlaştırılması çalışmaları için görevlendirilerek buraya geldiği sanılmaktadır. Yine türbenin yakınlarında eski bir mescit bulunduğunu kaynaklar belirtilmektedir. Günümüzde bu mescit yoktur.Yöre halkından yaşlıları bunu doğrulamaktadır.Yusuf  Dede’den dolayı Akin Köyünde Yusuf ismi oldukça fazladır. Yusuf Dede’ye gösterilen hürmetten dolayı yöre halkı çocuklarına onun ismini vermiştir. Türbeyle ilgili Halk İnançları: Horasan erenlerinden olan Yusuf Dede Türbesinin Sandıklı ve çevresinde en çok ziyaret edilen türbelerden birisi olduğunu yukarıda belirtmiştik.Bilhassa Akin Köyü’ne komşu olan köyler burasına hürmet göstermektedirler.Yusuf Dede Türbesine genellikle çocuğu olmayanlar veya erkek çocuk isteyenler gelmektedirler. Türbede dua ederek dilekleri gerçekleşenlerin, sonradan her yıl burada düzenli olarak adak kesmektedirler. Yusuf Dede Türbesinde adak merasimleri oldukça kalabalık yapılmaktadır. Dileği hâsıl olan kişi bir iki araba dolusu yakınları ve tanıdıklarıyla buraya gelerek kesilen adaklar kazanlarda pişirilerek ikram edilir. Topluca bu Allah dostu vesile kılınarak dua edilir. Adak geleneği günümüzde hala sürmektedir. Asırlık dut ağaçlarının gölgesin de ailece veya arkadaş çevrelerince buraya piknik yapmaya gelenler de görülmektedir. Türbe ve çevresi oldukça temiz olup içersinde su da bulunmaktadır. Türbe içersinde antik çağa ait yapı parçaları mevcuttur. Genellikle sunu taşları bulunmaktadır.

Menkıbelerle Yusuf Dede Türbesi: Sandıklı ve çevresinde eskiden beri anlatıla gelen bir Çekirge istilası olayı vardır. Çekirge istilası 1916 yılında meydana gelmiş ve Sandıklı’da yıllar süren bir kıtlığa neden olmuştur. Çekirge istilası Sandıklı ve çevresindeki ekinlere büyük zararlar vermiş o yıl çiftçinin ambarları boş kalmıştı. Çekirge istilasında çekirgeler hemen hemen Sandıklı’nın bütün köylerindeki arazilere zarar vermiş,her ne varsa silip süpürmüş.Kıtlık hasıl olmuş.Çekirge sürüsü Yusuf Dede’nin türbesine yaklaştığında sanki bir işaret almışçasına durarak ilerleyemez. Bu olay Sandıklı ve çevresinde büyük yankı uyandırır. Yusuf Dede manevi bir işaretler Çekirge sürüsünün ekinlere zarar vermesini önlemiş. Bu olaydan sonra nerden geldiği belli olamayan çekirge sürüsü yine nereye gittiği belli olmadan kayboluvermiş.[6]

İlçeye bağlı Akin Köyünde bulunan Yusuf Dede ve eşi Satı Sultanlara ait olduğu söylenen yatır çevre köyler tarafından da toplu olarak ziyaret edilen yatırlardan birisidir. Genellikle harman sonrası ziyaret edilen Yusuf Dede ve Satı Sultan yatırlarında kazanlar kaynatılarak yemekler pişirilmekte evliya vesile kılınarak dilekler tutulmaktadır. Çocuğu olmayanlar veya çocuğu yaşamayanlar tarafından ziyaret edilen yatır Sandıklı Halk kültüründe önemli yer kaplamaktadır. Ziyaret sonrası erkek çocuğu olanların Yusuf, kız çocuğu olanların ise Satı yada Safiye koydukları görülmektedir.Çevre köylerinde bundan etkilendiği bilinmektedir. Akin köyünde Yusuf ve Satı isimlerinin oldukça fazla olması da bunu göstermektedir.

3.2.2-Cirim Baba: CİRİM BABA

“Münafıklar Cirim babayı göremez

O pirin mezbele olmuş mezarı”[7]

Öyle  bir  yere  gidiniz  ki  manzara  sizi  mest  etsin. Dibi görünmeyen uçurum kenarlarında saatlerce cıvıl cıvıl kuş seslerini dinleyin. Göremediğiniz  suyun  gürül   gürül  akan  sesleri   sizi  de  başka   dünyalara götüreceğinden eminim. Burası  da  neresi?  Su  olmadan  su sesi gelir mi hiç dediğinizi duyar gibiyim.Gerçektende böyle bir yer varmı sorusuna vereceğimiz  cevap elbette ki var olacaktır. İlçemiz Akin ve Karkın Köyü arasında bulunan Cirimbollu’dan bahsettiğimi herhalde anlamışsınızdır[8]. Adından da anlaşılacağı  gibi Cirim[9]: Hacim anlamındadır. Bazıları Cirim ile Cürüm kelimelerini aynı anlamda kullanmaktadır. Oysa Cürüm:kabahat-suç anlamlarına gelmektedir. Cirimbollu

ise hacmi bol anlamına gelmektedir. Cirimbollu çevresinde bulunan köylerde   burasıyla  ilgili  çeşitli  söylenceler  bulunmaktadır. Bu söylenceleri  anlatmadan  önce Cirimbollu ve çevresinden kısaca bahsedelim;

Cirimbollu  denilen  yer  Kumalar dağ  silsilesinin Çal Dağı eteklerinde bulunmaktadır. Çal Dağı, Çöl Ovası  ile Sandıklı Ovası’nı bir bıçak gibi ayıran büyük  bir  dağdır.  Çal Dağı’nın  eteklerinde  onlarca  tepe  ve Karkın, Akin, Gökçealan  köyleri ile  Kusura, Ballık Kasabaları yer almaktadır. Dik ve sarp  kayalıklarla  dolu  olan  Cirimbollu da  maalesef  hiç ağaç bulunmamaktadır.  Yalnız dereler boyunca uzanan bolca söğüt ağaçları vardır. Cirimbollu’nun  en  yüksek  yerinde   küçük  bir  kale kalıntısı bulunmaktadır. Bu kalecik ile ilgili anlatılan hikaye ise şöyledir;

Zamanın  birinde  kral  çok  güzel  olan  tek  kızını kıskandığından, kimseciklerin gitmeye bile cesaret  edemeyecekleri  bir  yer  bulunmasını  buraya küçük  bir  kale  yapılmasını  emretmiş.  Her yeri gezmişler böyle bir yer aramışlar.  Burasının tam istenilen yer olduğuna karar vermişler.

Kral, “yapın madem” demiş.  Kral  kızının  herkesten  uzak burada  kalmasını

istemiş istemesine amma her  ne  olduysa  kale  tamamlanamamış.  Bu  yarım kalmış  yapı  aradan  yıllar  geçmesine  rağmen  adeta bir uç gözetleme kulesi gibi hala ayakta durmaktadır.

Cirimbollu’dan geçen ve görünmeyen su ise Kumalar  dağından doğmakta ve  Akin  köyüne  varmadan  kaybolmaktadır.  Konuyla  ilgili  görüştüğümüz köylüler suyun kaynağına  saman döktüklerini ertesi gün ise bu saman çöplerinin  Çivril  Işıklı  gölünden  su yüzüne çıktığını gördüklerini ifade etmektedirler. Cirimbollu ile ilgili anlatılan bir başka efsaneye gelince;

Bu sarp ve her tarafı uçurum olan yerde görünmeyen bir girdap olduğu,buraya düşen yada giren canlıları içine çektiği,cirimbolluda kaybolanların bir  daha izine bile rastlanmadığı söylenmektedir. Özellikle koyun ve keçi çobanları buranın  yakınına  bile sürülerini getirmekten kaçınırlarmış. Bir gün keçilerini güden çoban üç keçisini Cirimbolluya kaptırmış. Aradan 2-3 yıl geçtikten sonra yine buraya sürüsünü getiren keçi çobanı daha önce kaybolan keçilerinden türeyen bir keçi sürüsünü görmüş. Çıkarmak için ne kadar uğraşmışsa  başaramamış.  Yakın  köyler  burada  eskiden  çok  kişinin  kaybolduğunu, kaybolan insanlarında burada yeraltında gizli bir köy kurdukları bile söylenir olmuş.  Velhasıl  görünmeyen  bu  suyun  her  canlıyı  içine  hapsettiği    hala anlatılmaktadır.

Cirim Baba:Cirim Baba’nın mezarı yukarda anlattığımız kaleye varmadan ağaçlarla kaplı bir derenin kenarında iken günümüzde bu mezar kaybolmuştur. Yöre halkının ifadesine göre Allahın büyük veli kullarından olan Cirim Babaya yakın zamana kadar halkın büyük teveccühü varken son yıllarda ziyaretler unutulmuş.Bununla birlikte Cirim Baba’nın mezarı da bugün kaybolmuştur.Bunun da Cirim Baba’nın bir kerameti olduğuna inanılmaktadır. Çünkü Cirim Baba’yı herkes göremezmiş. Cirim Baba’yı sadece kalbi saf ve temiz olanlar görebilirmiş.Bazı kaynaklar da ise şu ifadeler yeralmaktadır; “Cirim Baba’yı herkes göremez.” Bu ifadeler bize Koçgazi Dede türbesi kuyu suyunu ve Selçik köyündeki Balıklı Pınar’ı hatırlattı. Buralarda da suyun herkesin görünmediğine inanılmaktadır.[10]

İlçeye Bağlı Akin Köyü Cirimbollu isimli mevkide bulunmakadır. Mezarı günümüzde kaybolmuştur. Mezarının yerinin bilinmemesine dair bazı kaynaklarda:

Münafıklar Cirim babayı göremez

O pirin mezbele olmuş mezarı”

denilmekte ve Cirim Baba’yı kalbinde kötülük olmayanların görebildiği ifade edilmektedir. Koçgazi Dede türbesinde olduğu gibi yatır yakınında bulunan suyun şifa verici özelliği olduğuna inanılmaktadır.

AKİN-1

                                                                                    Akin Köyüne ait,Osmanlı Nüfus Atik Defteri

 


[1] 438 nolu MVAD(937/1530)Ankara.1993s.177

[2] BA,MAD. Nr.439  s.178

[3] BA. AVARIZ . nr.2567

[4] Cengiz Orhonlu’nun Aşiretlerin yerleştirilmesiyle ilgili eserinde verilen 1691-1696 yıllarına ait Osmanlı İmparatorluğunda aşiretlerin iskan teşebbüsüyle ilgili haritalarda köyün adı Akçain olarak gözükmektedir. Orhonlu’ya  köye yerleşme bu tarihlerde başlamıştır.

[5] 2567 Numaralı Avarız Defteri kayıtlarına göre,1623 yılı tahrir defterlerinde Akça-İn olarak geçmektedir.Bu yılda 7 gerçek hanesi,1 avarız hanesi ve 35 nüfusa sahiptir.1709 yılı tahrir defterlerinde ise  hane sayısı 9’a

Avarız 2’ ye nüfusu ise 45’e yükselmiştir.

[6] Akşehir-Çakırlar Kasabası’ndaki Şeyh Abdullah Efendi Türbesi ile ilgili benzer çekirge efsanesi anlatılır.

[7] Sandıklılı Şair Şeyh Hamza’nın yaklaşık 16.yüzyılda kaleme aldığı manzumeden

[8] Aynı ismi taşıyan bir köprü Isparta İlinin Uluborlu ilçesinde de bulunmaktadır. Cirimbolu Su Kemeri” Türklerin yaşadığı bölgeye yani kale mevkiine su taşımak amacıyla yapılmıştır. İlk yapı yıkılmış ve tamiratı Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in emriyle 1872 yılında tamamlanmıştır.

[9] Bkz. TDK-,Türkçe Sözlük

[10] Ali Osman Karakuş,Sandıklı Folklorundan Damlalar,s;16

Dr.Muharrem Bayar hakkında:
Şair ve yazar.1945 yılı Bolvadin doğumlu. Bolvadin Akçeşme İlkokulu (1956), Bolvadin Lisesi (1962), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (1966) mezunu. Edebiyat öğretmeni olarak Diyarbakır (1966-67), Adala(Salihli) (1967-68) ve Rize'de (1968-69) çalıştı. Daha sonra mesleğini Keçiborlu (Isparta, 1971-75), Sultandağı (Afyon, 1975-77), Bolvadin (Afyon, 1977-86), Sinop (1986-87), Akşehir (Konya, 1987-92) Bolvadin (Afyon, 1992-) Edebiyat Öğretmeni ve idareci olarak sürdürdü. Halen Bolvadin Anadolu Lisesi ve Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Arapça,Farsça.Grekçe , Latince ve Fransızca bilir. Öğretmenliği yanı sıra Osmanlı Devlet Arşivlerinde ve noterliklerde Osmanlıca yeminli mütercimlikler yapar. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve EGAY-DER üyesidir. Makalelerini Türk Kültürü, Bakış, Beldemiz (Afyon), Yeşil Akşehir, Pervasız dergi ve gazetelerinde dergisinde yayımladı. Topladığı yazma kitaplar, cönkler, fermanlar, beratlar ile çeşitli illerde sergiler açtı. 1996'da Vesikalara Göre Türkmen Aşiretlerinin İskânı adlı çalışması ile Kültür Bakanlığı Onur Ödülü'nü, 1998'de Afyon - Bolvadin'de Milli Eğitimin Tarihi ile MEB'den takdirname, yaptığı çalışmalardan dolayı 2001 FAK Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'nü, Karekeçili Yörük Aşiretinin Tarihi ve İskânı ile Yörük-Türkmen Dernekleri'nin Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü, En iyi Araştırmacı-Yazar Ödülü, Balkan Türkleri Hizmet ödülü ile elli civarında çeşitli ödüller aldı. Yurt dışı ve yurt içinde çeşitli üniversite yer aldı. Eserlerinin tamamı değerlendirilerek “Fahri Doktorluk” unvanı verildi.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme