KARACA AHMET SULTAN 1
02 Aralık 2012
18:35
2972 Kez Okundu

Arşiv Vesikalarına Göre: ÜNLÜ  HALK  HEKİMİ  KARACA AHMET SULTAN ve HALK TEBABETİ              

        Anadolu’nun her köşesi evliya yatağı ,erenler ocağıdır. En büyük şehrinden. en küçük köyüne kadar nereye bakarsanız bakın:mutlulukların gülümseyişini,çaresizliklerin tükenişini görürsünüz. Bir türbe,bir küçük mezar sizi geçmişe geçmişteki mutluluğa götürür.

Hicretin ilk yıllarında düşünce olarak ortaya çıkmaya başlayan züht ve takvâ anlayışı tasavvuf hareketini doğurdu.9.asrın sonlarında tasavvuf hareketi İslam alemini etkiledi.11.asır da tarikatlar doğdu.13.asırda olgunlaştı ve İslam. Dünyasını kapsadı. İlk ışıkları Horasanda Hoca Ahmet Yesevî yaktı. Orada aydınlananlar Anadolu’ya akın akın gelmeye başladılar. Geldikleri her yerde ışık oldular, aydınlattılar “Gâziyan-ı Rum”,”Ahiyan-ı Rum “,Bâcıyan-ı Rum” adıyla dertlilere derman,gönüllere ışık oldular.

O devir Anadolu’sunda birer kurtarıcı olarak,Anadolu insanın elinde tutup kaldırmış, dayanağı,desteği olmuştur. Daha sonra kurulan Osmanlı Devletinin kuruluşunda ve gelişmesinde birer manevi mimar olarak tarihi sahnesinde görülmüşlerdir. Anadolu’ya vurulan Türk Mühründe,milli benliğimizin mayasında ,güzel Türkçe’mizin ahenginde ,zenginliğinde hep onları görüyoruz

Bu ünlü kişilerin isimleri ,şöhretleri Anadolu insanın ruhuna sinmiş nesillerden nesillere aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Adlarına  muazzam kabirler, türbeler ,tekkeler yaparak,köyler kasabalar kurarak hatıralarını ebedi kılmışlardır.

.           Bu yiğit,bu kahraman ,bu cengaver velilerin eğitim kurumlarına tekke deniyordu. Tekkeler tasavvuf düşüncesinin doğduğu,geliştiği,olgunlaştığı,yalgınlaştığı halka sunulduğu yerlerdir. Buralar kimi yerde Bukâ,Düveyra kimi yerde Ribât, Zâviye,Hângâh kimisinde Dergâh,Asitâne isimleriyle anılmışlardır. Asırlarca dini,içtimâi askeri,ve ilmi hizmetler görmüşlerdir. Bu yerlerde pek çok sanat adamları yetişmiştir. Musikide Mustafa Itrî,İsmail Dede;şiirde Mevlâna, Yunus Emre,Sultan Divanî Şeyh Galip bunlardan birkaç tanesidir.

Afyonkarahisar içinde barındırdığı yüzlerce türbeden uzanan manevi ellerin kanatları gölgesinde insanlığa hayat vermiş,ruh vermiştir. Bu türbeler ki her biri ayrı bir dede deva,ruha şifa olmuştur. Her gelen Afyon’da şifa bulmuştur.

Bu manevi alemin yıldızlarından biriside İscehisar İlçesinin Seydiler Kasabasında türbesi ve şifahanesi bulunan Seyyid Hasan bin Basri bin Habib’tir. Bu ünlü hekim aşireti ile beraber Selçuklular Döneminde Anadolu’ya gelerek Barçın’lı(Bayat)Kazasının İnlice Köyüne yerleşmişlerdir.

Devrin ünlü alimlerinden Sivrihisar’lı Şeyh Seyyid Nureddin okumuştur. Menakıpnamelere göre Karaca Ahmet Sultan,Hayran Veli ve Yargeldi Sultan okul arkadaşıdır. Tahsilini tamamladıktan sonra İnlice Köyüne gelmiş,tekke kurmuş ve çevresine şifa dağıtmaya başlamıştır. 

            1.KARACA AHMET SULTANIN HAYATI:Efsanevi bir hayat serüveni olan Karaca Ahmet Sultan hakkında menâkıp kitaplarında çeşitli bilgiler vardır. Bazı tekke vakfiyelerinde ismine rastlıyoruz. Bu kaynakları şöyle sıralayabiliriz.

a)Revnak Sultan Vakfiyenâmesi:H.773/M.1371 tarihinde Saruhanlı Oğullarının son hükümdarı İshak Çelebi’nin Manisa’da Şeyh Revnak’a vakfettiği arazi için düzenlenen vakfiyenâmede Karaca Ahmet Sultanı şahit görüyoruz. Vakfinâme de “Süleyman Horasanî oğlu Karaca Ahmet “diye ismi geçer. Bu kayıt bize Karaca Ahmet’in bu tarih de hayatta ve Manisa‘da olduğunu gösterir.

b)Hoşkadem Paşa Vakfiyenamesi:Manisa İshak Çelebinin vezirlerinden Murtaza Bey oğlu Emir Bekir Hoşkadem Paşa’ nın  H.800/M.1379 tarihide düzenlediği vakfiyenamede Karaca Ahmet hakkında şunları söyler.”Gökağaç  denilen iki kıta arazinin cem‘isinden gelen hâsılat eş-Şeyh ârif-i bîllâh Karaca Ahmet tekkesinin(Horoz Köyün de)misafirleri ile tekkenin sâkinlerine orada yapılmış merkade gelenlere merkadın hizmetçilerine gelip-gidenlere halin iktizasınca it‘âmiye  sarfedilecektir.”Yine bu vakfiyenâmenin tanziminden 20 sene sonra Rumeli Fatihlerinden Timurtaş Paşa oğlu Ali Paşanın Manisa’da H.821/M.1418 tarihinde Hoşkadem Paşa evlatları için yaptırdığı vakfiyede “Medine-i mezbure kurbünde  Karaca Ahmet Sultan kaddese-Allahü sırrehü’l-azizin tekkesi için iki mezra vakfettiği “yazılıdır.

c)Karaca Ahmet Kasabasının komşu köylerle olan olayları konu alan fermanlarda Karaca Ahmet ve Tekkesi konu edilir. Sultan III. Selim’e ait  H.1217/ M.1802 tarihli fermanda “Karahisar-ı Sahib’a tâbi Karaca Ahmet karyesi ahalileri südde-i saadetime arz-ı hal  idüb karye-i mezbure ile kaza-i mezbureye tâbi Muratlar karyesi sınırındaki İleğen suyu”olayından dolayı Karaca Ahmet Tekkesi ve vakıflarından söz edilir.

d)Tevarih-i Âli Osman:Aşık Paşa bu ünlü eserinde; Şeyh Tapduk,Yunus Emre ,Ahi Evran ve Karaca Ahmet adındaki velilerin Orhan Gazi devrinde yaşadıklarını ve Gazi Murat Hüdâvendiğar zamanında öldüklerini belirtir.

 

            e)Mecmua-i Tevarih-i Mevleviyye:Şeyh Seyyid Sahih Ahmet Dede bu kaynak eserinde Karaca Ahmet’in Afyonkarahisar civarında yaşadığını , öldüğünü  ve mezarının Afyonkarahisar civarında olduğunu söyler.”H.677/M.1278 salinde Acem diyarından validesi ile beraber gelen Karaca Ahmet Sultan tahminen 50 yaşında cânib-i diyarı hâk-i Rum’a gelüb  belde-i Türkmen Kırşehrin kurbünde Sulucakarahöyük karyesinde Hacı Bektaşî Horasanî canibi 37 yaşında olup yanından geçerken Karaca Ahmet Sultan canibinde  “hâlât-ı âcibe ve hârekâti gâribe ve tavrı etvarı pesendide gördükde Karaca Ahmet’in bir yerde mekanı olsun,kırk yerde çerağı yansın “buyurdu bâdehu Karaca Ahmet Sultan vefat eyledi Karahisar-ı Sahib havalisinde defn’olundu. Türbesi andadır          

                f)Seyyahatname:Evliya Çelebi bu ünlü eserin “Hazreti Karaca Ahmet Sultan H.660/M.1262 senesinde Sultan Orhan asrında intikal edüb bu âsitanelerinde defn- edilmişlerdir. Halen ziyaretgâhı âmü’l-hâs meşhur-u âlemdir.” 

g)Şâkayık-ı Numâniyye:Karaca Ahmet hakkında şunları söyler:”Eş-Şeyh ârif-i billâh  Karaca Ahmet rahmetülallahi meliki’l-âhet pederi Huceste siyer-i diyar-ı Acem’in malükünden idi.Zikr olunan bîlâdda vücuda gelib dâye-i zevk ü safa nın hücresinde perveriş buldukdan sonra  galeyan ve cezâbatı  ilâhiyesiyle mevtaani âsliyesini terkedüb bîlâdı şark-ı Rum’a geldiler. Vilayet-i Anadolu’da Akhisar nam kasaba  muzafatından bir mevzide tevattun edib”diyerek tanıtıyor.

Kâmusu Âlam gibi diğer biyografik eserlerde  Karaca Ahmet Sultan hakkında verilen bilgiler diğerlerinin benzeridir.

Yukarıdaki kaynak eserler ve çeşitli rivayetlere göre Karaca Ahmet Sultan Horasan Erenlerindendir. Horasanda  hükümdarlık yapmış olan Süleyman Horasaninin oğludur. Orta Asya’da Moğol tehlikesi başlayınca aşireti ile birlikte Anadolu’ya gelmiş, Afyonkarahisar civarına yerleşmişlerdir

Bektaşi Menakıplarına göre;devrin ünlü âlimlerinden Sivrihisarlı Seyyid Nureddin’de okumuştur. Hacı Bektaşi Veli’ den hüccet almıştır .İscehisar İlçesinin Seydiler kasabasında metfun Hasan Basri Hazretleri ,Çobanlar İlçesinin Göynük köyünde metfun Akşemseddin Hazretleri,Kayıören köyünde metfun Hayran Veli Hazretleri,Karaca Ahmet’in okul arkadaşıdır. Bir rivayete göre:Bu dört arkadaş okulu bitirdikten sonra Afyon’a gelmişler kale civarında gezerlerken,çok susarlar ,bir türlü su bulamazlar Karaca Ahmet Sultan elindeki asayı :”-Burada su olacak”diye toprağa vurunca ,su fışkırır,gürül gürül akmaya başlar. Kana kana su içerler, abdest alıp namaz kılarlar. O tarihten sonra bu suyun olduğu yere bir çeşme yaparlar. Bu çeşmenin o günden bu güne ismi Olacak Çeşmesidir. Tahsilini tamamlayan bu 4 arkadaş nasip olan yerlere giderler. Tekkeler kurup,insanlığa hizmet ederler,dertlilere derman,gönüllere ışık ve ümit olurlar. Bu faaliyetleri manen günümüze kadar sürdürmüşlerdir Bizler den sonrada sürecek ve yaşayacaktır.

Karaca Ahmet Sultan:Eski Kağnıcılar Köyüne gelir. Tekkesini kurar .Delileri tedavi eder. Bu köyün ismi sonra Karaca Ahmet olur.

Seyyid Hasan Basri Sultan:Eski İnicili Köyüne gelir. Tekkesini kurar. Kuduzları tedavi eder. Zamanla Köyün isim değişir Seydiler ismini alır.

Hayran Veli Sultan:Kayıören köyüne gelir. Tekkesini kurar Yara ve bereleri  tedavi eder.

Akşemseddin Sultan:Çobanların,Göynük köyüne gelir. Tekkesini kurar. Ateşli Hastalıkları tedavi eder.

2.KARACA AHMET’İN KAĞNICILAR KÖYÜNE YERLEŞMESİ

Bir rivayete göre,Karaca Ahmet Sultan aşireti ile Afyonkarahisar’dan kalkarak  İhsaniye ilçesinin Tezhöyük yakınlarına konaklar. O devirde burada güçlü,oldukça zalim bir aşiret beyi yaşıyormuş,kuş uçurtmuyormuş. Karaca Ahmet’i aşireti ile görürünce .Hemen kahyasını gönderir.

Git gör bakalım,kaşı tepelere bir yabancı aşiret konaklamış. Niçin gelmiş sor sonra buraya getir. Anlayalım ,demiş. Kahya yanında yardımcıları ile birlikte atları ile Karaca Ahmet’in konakladığı tepeye gelir. Bir gecede beliriveren,rengârenk Yörük çadırlarına hayran hayran bakar .Bu şaşkın bakışları arasında iri yarı nurani bir zatın kendine geldiğini görür. Donmuş,şaşkın bakışları arasında niçin geldiklerini,beyin kendisini çağırdığını söyler.

Karaca Ahmet:–Davete icabet gerek,boş gidilmez diyerek,Söğüt ağacından mevsimsiz kırmızı kırmızı iri,sulu elmaları toplar,heybesine doldurur. Gelenlerin şakın bakışları arasında düşmüşler yola. Varmışlar beyin huzuruna Kahya bir bir anlatmış,gördüğü olağan üstü olayları. Bütün huzurdakiler şaşırmışlar .Hele mevsimsiz elmaları görünce daha da şaşırmışlar. Elmaları büyülü diyerek el sürmemişler. O sırada beyin deliren,çıldıran hasta bir kızı varmış, zavallı genç kızın derdine hiç derman bulamıyorlarmış,bağıran,herkese saldıran saçını başını yolan,üstünü başını parçalayan genç kız, Karaca Ahmet’in merhamet dolu nurani bakışları karşısında sakinleşmiş,değişmiş. Bu olaya herkes şaşırmış. Ve nihayet bey,hoş geldin deyip,hatırlarını sormuş. İkramda bulunmuş.

Hasta kızındaki bu değişikliği fark eden bey,Karaca Ahmet’in ellerinden tutmuş .aman beyim kızım dermanı sendedir Burada aşiretinle kal  sana istediğin kadar yer,yurt yayla verelim demiş. Karaca Ahmet Horasan erlerinden olduklarını neden Anadolu’ya geldiklerini anlatmış. Beyin ısrarı üzerine misafir olmuş. Üç günde hasta kızı iyileştirmiş,bu gün köye gelen hastaların üç gün kalıp. tedavi olmaları bundandır. Üç günün sonunda kızını iyileşmiş.           Karaca Ahmet bizim töremizde misafirlik üç gündür. Gidiyoruz diyerek vedalaşmak için geldiğinde. Bey,koyunlarını,sığırların bırak akşama kadar yayılsınlar. Gittikleri yere kadar sana verdim. Mülkün olsun sınır keselim demiş. O yerler sana ve evlatlarına yurtluk olsun demiş Kızını tedavisi karşılığı bey Kağnıcılar Köyü ve civarını Karaca Ahmet Sultan’a yurtluk olarak vermiş. Karaca Ahmet Sultan aşireti ile  buraya yerleşmiş. Tekke kurmuş hastaları tedavi etmiş. Işık olmuş aydınlatmış. Kısa zamanda şöhreti Anadolu’ya yayıymış,sınırları aşmış. Rumeli’ye ulaşmış,her taraftan yığınla hastalar Kağnıcılar köyüne akın akın gelmişler .Karaca Ahmet’in şöhreti o kadar etkili olmuş ki. köyün eski adı unutulmuş. Karaca Ahmet ismini almış. Günümüze kadar bu isimle gelmiş. İsmi Anadolu tekkelerinde ilâhilere karışmış,  ebedileşmiş.

 

Karaca Ahmet Ulu Veli,                                          Türbesinin önü ahlat,

Akıllanır gelen deli .                                                   Ahlat değil o bir hikmet.

Karşısında Hayran Veli.                                            İmdat eyle Karaca Ahmet.

Sultan Karaca Ahmet Sultan.                                  Sultan Karaca Ahmet Sultan,

Eşrefoğlu kâmil insan.                                               Eşrefoğlu kâmil insan.

 

Türbesinin önü yazı,                                                     Dervişleri giyer âba

Etrafı hep koyun kuzu.                                                  Anlar gezer,tekke türbe

Yetişince Bayram Gazi.                                                 Karşısında Gözcü Baba

Sultan Karaca Ahmet Sultan.                                       Sultan Karaca Ahmet Sultan

Eşrefoğlu kâmil insan .                                                  Eşrefoğlu kâmil insan

 

Dr.Muharrem Bayar hakkında:
Şair ve yazar.1945 yılı Bolvadin doğumlu. Bolvadin Akçeşme İlkokulu (1956), Bolvadin Lisesi (1962), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (1966) mezunu. Edebiyat öğretmeni olarak Diyarbakır (1966-67), Adala(Salihli) (1967-68) ve Rize'de (1968-69) çalıştı. Daha sonra mesleğini Keçiborlu (Isparta, 1971-75), Sultandağı (Afyon, 1975-77), Bolvadin (Afyon, 1977-86), Sinop (1986-87), Akşehir (Konya, 1987-92) Bolvadin (Afyon, 1992-) Edebiyat Öğretmeni ve idareci olarak sürdürdü. Halen Bolvadin Anadolu Lisesi ve Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Arapça,Farsça.Grekçe , Latince ve Fransızca bilir. Öğretmenliği yanı sıra Osmanlı Devlet Arşivlerinde ve noterliklerde Osmanlıca yeminli mütercimlikler yapar. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve EGAY-DER üyesidir. Makalelerini Türk Kültürü, Bakış, Beldemiz (Afyon), Yeşil Akşehir, Pervasız dergi ve gazetelerinde dergisinde yayımladı. Topladığı yazma kitaplar, cönkler, fermanlar, beratlar ile çeşitli illerde sergiler açtı. 1996'da Vesikalara Göre Türkmen Aşiretlerinin İskânı adlı çalışması ile Kültür Bakanlığı Onur Ödülü'nü, 1998'de Afyon - Bolvadin'de Milli Eğitimin Tarihi ile MEB'den takdirname, yaptığı çalışmalardan dolayı 2001 FAK Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'nü, Karekeçili Yörük Aşiretinin Tarihi ve İskânı ile Yörük-Türkmen Dernekleri'nin Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü, En iyi Araştırmacı-Yazar Ödülü, Balkan Türkleri Hizmet ödülü ile elli civarında çeşitli ödüller aldı. Yurt dışı ve yurt içinde çeşitli üniversite yer aldı. Eserlerinin tamamı değerlendirilerek “Fahri Doktorluk” unvanı verildi.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme