KARACA AHMET SULTAN 2
02 Aralık 2012
18:36
6361 Kez Okundu

3.KARACA AHMET’İN HEKİMLİĞİ ve TEDAVİ ŞEKLİ

            Karaca Ahmet yıllarca şifa dağıttıktan sonra,yerini oğlu Eşref Sultan’a bıraktı. Saruhan iline gitti. Eşref Sultan babasından öğrendiği usulle gelen hastaları tedavi etti .O da kendisinden sonrakilere öğretti .bu töre günümüze kadar geldi Bu gün kasabada,Karaca Ahmet’in torunları atalarından öğrendikleri usulle gelen hastaları tedavi ediyorlar.

Yaptığım alan çalışmalarında olayları tek tek gözledim. Genelikle hastalar elleri ve ayakları bağlı olarak geliyor. Çılgınca bağırıyor. Üstünü başını yırtıyor. Çıldırmış olarak geliyor. Hastaları  halkın ocak dedikleri,karaca Ahmet’in torunları karşılıyorlar. Hasta erkekse Karaca Ahmet’in evlad-ı vakıf türbedarlarından en büyüğü karşılıyor. Kadınsa yine türbedarlardan en büyük olan kadın karşılıyor.[1]Hasta önce eve götürülür. Kendi usullerince bir takım basit sorular sorularak muayene edilir Saralı ve bunamış ise “bu bizim hastamız değil,Allah şifasını versin”diyerek kabul edilmez. Eğer hasta saldırıyor,çılgınca bağırıyor, üstünü başını yırtıyorsa”bu bizim hastamız”diyerek kabul edilir. Tedaviye başlanır. Bu gün Karaca Ahmet kasabasında tedavi işini Karaca Ahmet’in torunlarından Hacı Muratoğulları, Hacı Feyzullahoğulları,Hacı Hüseyinoğulları,   Küçük Hacı Ahmetoğulları Kocakafaoğulları, Kocabıyıkoğulları ve Hacı Mehmet Ağaoğulları yürütmektedir.

Hastayı bu ailelerden ilk gören veya durumu uygun olan birisi kabul eder. Hasta ,yakınları ve türbedarlar eşliğinde Karaca Ahmet oğlu Eşref ve 31 yakının yattığı türbeye getirilir. Türbenin içinde tahta parmakçıklarla çevrilmiş bölmede hücreye sokulur. Hücrede tomruk adı verilen yan kenarları ayak girecek kadar delinmiş ahşap hatıllara hastanın ayağı geçirilir. Üst kiriş kapatılır. Bu düzen hastanın çözemeyeceği şekilde düzenlenmiştir Hasta tomruğa bağlı olarak karanlıkta tek başına türbede geceyi geçirir. Sabahleyin tedaviyi üslenen evden iki kadın gelerek,hastanın yattığı yeri temizler. Hasta eve götürülür Burada dinlendirilir  Hafif çorba türü az yağlı ve tuzsuz çorba içirilir. Ayrıca türbenin kuyusunda alınmış bir bardak suya,“cüher”adı verilen kaya parçasından mercimek tanesi kadar atılır. İyici eritildik ten  sonra hastaya içirilir. Hasta dinlendikten sonra basit sorular sorulara kontrol edilir. Eğer düzelme belirtileri görülürse tedaviye üç gün devam edilir. Tedavi tamamlanınca sıkı perhiz verilir. Tuzsuz ekmek. yemek yemesi,bol sebze yemesi et ve ağır yemeklerden sakınması istenir. Hastaya et yağ ateş su isterse verilmemesi tavsiye edilir. Bir parça cüher verilerek Sabah ve akşam  aç karnına su ile içmesi istenir.

Eğer hastada iyileşme belirtileri görülmüyorsa üçer günlük seanslarla tedaviye iyi olun caya kadar devam edilir. En uzun tedavinin 40 gün sürdüğü söylediler Hasta tekrar kontrol edilir. Adı ,babası,memleketi,sevdiği şeyler gibi basit sorular sorulur. İyileşme belirtileri görülürse bağ,bahçeye götürülerek hafif işlerde çalıştırılarak,hayata intibakı sağlanır. Daha sonra tekkenin kuyusundan alınan su ile yıkanarak tedavi tamamlanır. Bu yapılan tedaviden hiçbir kuruş ücret alınmaz. Masraflar tekkenin vakıflarından karşılanır.

Cüher:Karaca  Ahmet Sultan ’ın bu civara geldiğinde ilk defa oturup,dinlendiği beyaz yumuşak tüf taşıdır. Yüzlerce yıl parça koparıldığı halde hiç eksilmediği inanılır.

Bazı zamanlar tedavi işleri türbedarların aileleri arasında periyodik olarak yapılır .Tedaviyi,kontrolü,öğütleri yine türbedarların en yaşlısı veya onun izin verdiği kişi yapar.

Osmanlı dönemi arşiv kayıtlarımdan öğrendiğimize göre ,karşılıksız yapılan bu hizmetin bedeli olarak bu köy halkı vergiden ve askerlikten muaf tutulmuştur. Karaca Ahmet Sultan ’ın yüzü suyu hürmetine çevre köylerde farklı ,imtiyazlar muameleler görmüşlerdir.

Genellikle kasaba halkının gelir durumu iyidir. Tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar. Köy halkının büyük bir kısmı birbiri ile akrabadır. Gelen herkese Türk töresinin en güzel örneği olan misafirperverlik gösterirler.

Hasta sahipleri,hastaları iyi olduktan sonra isterse Karaca Ahmet’in ruh-i mâneviyesine kurban keser .Kesilen kurban kasaba halkına dağıtılır. Karşılıklı helâllaşılır. Ve kasabadan ayrılırlar.

4.TEKKENİN TIBBA HİZMETİ:Tekke ve zaviyeler yılar boyu,ruh sağlığından mahrum kalmış insanlara manevi bir sığınak olmuştur. Bu olaylara hiç inanmaya insanlar dahi gelip,bu tedaviyi denemişlerdir.

Ünlü psikolog Prof. Dr. Rasim Adasal başkanlığında Ankara Üniversitesinden bir gurup profesörler kurulu 1967 yılında türbeyi ziyaret etmişler. Olayları izlemişler,ilmi metotlarla incelemeler yapmışlar. Bu folkloruk,mistik ve tıbbi .geleneğimizi dünyaya tanıtmak ve yansıtmak için şu bildiriyi  yayınlamışlardır:

“Bu tedavinin esası bu gün yaptığımız elektro şok da olduğu gibi direkt yani biyolojik şok değildir. Bu daha ziyade ruh hastasında olan inancı bulunan bir insanın gece tecrit halinde nefsi ile karşı karşıya gelmesi ,nefsi ile savaşması ,daha dorusu psiko-analizin öne sürdüğü ruh savunma mekanizmasını uyandırmak suretiyle bir manevi psikiyatrik ruh hastaları(sara ve bunama dışında)manevi inançları kuvvetli  bazı ailelerin daha çok günlük olaylara bağlı ,reaktif ruhi bozuklukları olan hastaları  mani ve melankoni gibi effektif ve manevi kamçılamalar ve çöküntüleri olanlardır.”

            5.KARACA AHMET KASABASININ MİSAFİRPERVERLİĞİ:

            Karacaahmet kasabası halkı hastalar dışında ,yolu düşen herkesi güler yüzle karşılarlar. Çevrenin merkezi durumunda olması nedeniyle misafir hiç eksik olmaz .Öyle zaman olur ki misafir kapmak için yollara çıkarlarmış,kasabaya gelen yolları paylaşırlarmış .Mesela Afyonkarahisar tarafından gelenleri Kocabıyık Hacı Mehmet Ağa Oğulları ,Muratlardan gelenleri Hacı Murat Ağa Oğulları,Eğret Yolundan gelenleri Hacı Kuşçu Oğulları, Kara 0mürsel’den gelenleri Hacı Feyzullah Oğulları,Osman Köy tarafından gelenleri Hacı Mevlit ler misafir ederlermiş .Misafire hürmette kusur edilmez Misafirsiz kalan evde eksiklik hissedilir ,huzursuzluk duyulurmuş .Misafir gelmesi için dualar edilirmiş…

6.KARACA AHMET ve ÇEVRESİNDEKİLER:Karaca Ahmet Kasabası mezarlığında halk arasında Gözcü Baba,Kaymak Dede isminde kitabesiz birkaç mezar taşı var ki Karaca Ahmet’in çağdaşı kabul edilir .Yine Karca Ahmet’in arkadaşlarından Kayıören köyün de Hayran Veli,Seydiler Kasabasında Seyyid Hasan Basri,Göynük Köyünde Akşemseddin  olduğu söylenmektedir. Bunlarda kendilerine özgü hastalıkları tedavi ederler.

7.KARACA AHMET SULTAN ve HACI BEKTAŞİ VELİ.

Karaca Ahmet Sultan,Bektaşi menkıbların da Hacı Bektaşi Veli ile beraber gösterilerek anlatılmıştır. Bunların en ünlüsü Karaca Ahmet Sultan ’ın ,Hacı Bektaşi Veli ’yi karşılama ola- yıdır.:”Hacı Bektaşi Veli Anadolu’ya gelince mâna âliminde .Rum erenlerine selam verdi .O sırada elli bin eren sohbetteydi. Anadolu’da gözcü olarak Karaca Ahmet görevliydi. Hacı Bektaşi Veli ’ nin selamını Seyyid Nurettin dergahında oturan ,erenlere yemek pişiren biricik sevgili bâkire kızı Fatma Bacı aldı .Fatma Bacının yanında Seyyid Nureddin ve Karaca Ahmet vardı .Fatma Bacı selamı aldığı yöne döndü. Onlarda döndüler. Seyyid Nureddin kimin selamını  aldığını sordu Fatma Bacı:–“Rum ülkesine bir er geliyor. Siz erenlere selam verdi. Onu aldım,dedi. Hepsinin içine bir ateş düştü,hepsi telaşlandılar. Aman O er gelirse ülkeyi alır .Halkı kendine dost edinir. O ’nu  Anadolu’ya sokmayalım .dediler. Kimisi,arştan,Sidreye kadar velayet kanatlarını gerelim ,giremesin ,dedi. Öyle yaptılar Velayet kanatlarını gerdiler. O hünkar Hacı Bektaşi Veli “Bismillâh”diyerek,sıçradı,arşın tavanından diyarı Rum’a girdi. Bir ak güvercin kılığında uçtu uçtu . Sulucakaraca Höyük’ de bir taşa kondu. O sırada Anadolu Erenlerinin içine bir korku daha düştü.[2]

Anadolu’da gözcü Karaca Ahmet Sultan idi. Deve yününden yapılmış meşhur hırkasını çekip başına murakabeye daldı .Anadolu’yu baştan başa taradı. Her canlıyı çift gördü. Yalnız Sulucakaracahöyük’de  bir ak güvercin ,bir taşın üstünde tek başına durur idi. Erenler o güvercin kılığına girmiş eri görünce dehşete düştüler. Hemen izin isteyip,Hacı Tuğrul ayağa kalktı. bir doğan kılığına girip,olanca hızı ile Sulucakaracahöyük’e gelip,güvercin kılığındaki Hacı Bektaşi Veli’ye saldırdı. O anda Hacı Bektaşi Veli insan olup,doğanı yakaladı. Sıkmaya başladı. Hacı Tuğrul çok korktu,aklı başından gitti. Özür diledi. Sonra gelip,gördüklerini Anadolu erlerine anlattı Anadolu erleri:

–Biz elli yedi bin Rum eriyiz.,çokluğuz ayağına gitmeyiz. Diye direttiler. Hacı Bektaşi Veli oturduğu yerden üfleyince çerağları söndü. Uzun bir uykuya vardılar .Kırk gün sonra uyandılar. Sonunda Hacı Bektaşi Veli ’ nin ayağına gittiler. Ol hünkârın elini öptüler. Kendi seccadelerini yayıp,kendi usullerince oturdular .Hünkâr Hacı Bektaşi Veli:

–“Horasan erlerindenim,Hz . Muhammed (S.A.V)soyundanım. Türkistan’dan geliyorum

Mürşidim Hoca Ahmet Yesevî ’dir .Aslım Muhammed Ali’dir. Nâsibim Hüdândır.”Dedi. Delil gösterdi. Rum erenleri makamlarına gitmek için izin istediler,hünkar hepsine nasip sundu.[3]

Bir gün Karaca Ahmet Sultan,bir aslana binip,eline ejderhayı(yılanı)kamçı gibi alıp,Hacı Bektaşi Veli ’yi ziyarete gitti. Sulucakarahöyük’e yaklaşınca .Hünkâr:

-“O gelen kimse canlıya binmiş,biz cansıza binelim “diye  Kızılca Halvet yanında bir kayaya (duvara)binde Allah’ın izni ile duvar yürüdü.[4]Karaca Ahmet hünkarın cansız duvara binmiş,geldiğini görünce ; aslandan inip,elindeki ejderhayı attı. İki eren tam bir hafta sohbet ettiler. yediler,içtiler,sema ettiler. Birde baktılar .ki etrafında binlerce aşıkı dolmuş buldular.

            Karaca Ahmet Sultan ,Hacı Bektaşi Velinin ölümünde hazır bulunmuştur. Hünkar  vasiyetini yapıp,Yasin-i Şerif okunurken ruhunu teslim etmiştir. Sarı İsmail vasiyete uyup,hırkasını yüzüne örttü .Halvetin kapısı açıldı. Erenler dışarı çıktı. Erenlerin başı Fatma Bacı ,karaca Ahmet Sultan,Seyyit Mahmut Hayrani,Kolu Acık Hacım Sultan,Resul Baba,Cemal Seydi,Sarı Saltuk nasılı bütün Anadolu erenleri atlı-yaya gelip,cenazeye katıldılar. Hünkarın vasiyetinde belirttiği gibi ;yüzü örtülü,eli mızraklı,beyaz bir atlı geldi. Selam verdi .Mızrağı yere sapladı. Atından inip halvete girdi. İçeri yalnız Sarı İsmail’i aldı .Başka kimseyi almadı. O mechûl kişi cenazeyi yıkadı .namazını kıldırdı,defin işlerini tamamladıktan sonra erenlerle vedalaştı. Erenler kim olduğunu bilemediler .Merak içinde beklerken,destur isteyip,Sarı İsmail’e kim olduğunu sordular .O boz atlı yüzünü Sarı İsmail’e gösterince,Hacı Bektaşi Veli beliriverdi. Sarı İsmail dona kaldı .Ol Hünkâr:

–Er oldur ki ölmeden evvel öle,kendi cenazesini yıkaya ve kıldıra. Sen de var buna gayret et,dedi .Ve birden kayboldu.

            8.KARACA AHMET SULTAN’IN SARUHAN SEFERİ:Mücahit,cengaver,veli,Karaca Ahmet Sultan  57 bin kişilik müridi ile Manisa üzerine yürüdü. O sırada Saruhan Bey ,Manisa ve civarını fethi ile uğraşıyordu. O ’ na yardım etti. Beraberce  Manisa,Akhisar,Eşme tarafların fethettiler .Karaca Ahmet Sultan  aldıkları yerlere tekkeler,zaviyeler kurdular. Halkı irşâd ettiler .Manisa

da Vakvak Tekkesinin bulunduğu Seyyit Hoca Mahallesinde bir türbe içinde şu rivayet vardır.”Manisa’yı fetheden Türklerin komutanı kırk kişi ile burada şehit düşmüştür .Bunlar içinde Karaca Ahmet Sultan,Gül Baba,Ayni Ali,Kırtık Baba ve Hakkı Baba varmış. H.773/M.1371 tarihinde düzenlenen  Revnak Sultan Vakfiyenâmesinde ismi geçen Karaca Ahmet’in ,H.80/M.1379 tarihli Hoşkadem Paşa  Vakfiyenâmesinde ismi geçmez. Karaca Ahmet Sultan ’ın vefatı bu iki vakfiye tarihleri arasındaki yıllardadır[5].

9.KARACA AHMET SULTANIN OĞULLARI

Bektaşi Menâkıplarına göre:Karaca Ahmet Sultan ’in oğullarından ikisinin ünü zamanımıza kadar gelmiştir. Birisi Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin  Dutluca Bucağının, Ocak Köyündedir. Yıllar sonra  Hüseyin isimli bir şair Hızır Abdal’ı şöyle anlatır.

“İstanbul’dan mermer taşını attılar

Vardı Aşutkaya  bir nişan ettiler.

Ocağın başına türbesin tuttular

Güzel pîrim Karaca Ahmet evladı.”

İkinci oğlu Karaca Ahmet  kasabasındaki türbesinde 31 arkadaşı ile yatan Eşref Sultandır. Kağnıcılar Köyünde zaviye yaptıktan sonra ,oğluna tedavi usullerini öğretmiş. Sonra Saruhan Seferine çıkmış. bir daha dönmemiştir. Arşiv Vesikalarında  ve Afyon Şer’iye sicillerinde Eşref ’in isim sık geçer[6].

 

10.KARACA  AHMET TEKKESİ

            Tekkenin kuruluşu çok eskidir .Tekke kapısının üzerindeki kitabede geçen  H.726/M.1325 tarihi Karaca Ahmet’in kendi adıyla anılan köyü ve zaviyeyi kurduğu tarihtir .Bazı kaynaklarda bu tekkede yatan Şeyh Eşref ve Oğullarıdır. Tekkede 31 sanduka vardır. Karaca Ahmet’in türbesi Manisa’dadır.

Tekkenin ilk şekli hakkında bilgimiz yoktur 1906 ve 1966 yıllarında tamir edilmiştir.

Mimari özelliği:Tekkenin kuruluşu çok eskidir. Kapının üzerindeki kitabe (H.726/M.1325) Tekkenin ilk yapılış tarihidir Mimari özelliği genç Osmanlı üslubudur  İçi ahşap bir tavanla örtülüdür Geniş köşelerde yer alan 4 adet tromp üzerine kubbe oturmuştur. Tromp aralarında dört duvara ,4 sağır kemer yerleştirilmiştir. Geriş kapısı kuzeyde olup,basık taş kemerlidir. Kapı üzerinde dört satır kitabesi vardır.

Yediyüz yirmi altı tarihinde Sultan Orhan Gazi zamanı saltanatında

Câlis-i post-nîşin irşâd-ı tarikat-ı âliyeye ve sahibü’l-harikü’l-âdat ca zahiri

Keramet-isneynene bulunan Karaca Ahmet kaddese sırrahü’l-gufran hazretle                

              rinin mebde –i tecdid türbe-i ıtırnak fatiha               

              Sene-i Hicriye:1324                                              sene-i rumiye 1322

 Kitabedeki H.1324            R.1322               l906 yılındaki tamir tarihleridir.

Kapı girişinin solunda,caminin kuzey batısında hastaları tedavi için tahta spartalarla (parmaklıklarla) çevrilmiş. araları dört tahta perde ile dört hücreye ayrılmış kısım bulunur. Hücrelerde tomruk adı verilen ,yan kenarları delikli  ahşap hatıllar vardır. Güneyinde cami ve müştemilatı vardır. Cami ile müşterek olan duvar da basit küçük bir mahfil vardır. Tekkenin üç duvarında ikişer,cami tarafındaki duvardı bir olmak üzere 7 penceresi vardır. Tekkenin büyük bir kısmını tekke içindeki mezarlar kaplar. Sultan Eşraf ve oğulları ile yakınlarında oluşan ahşap 31 sanduka vardır. Sandukamlar yerden 25-30 cm. yüksekliğindedir. 1925 yılına tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra sandukaların üzerindeki çok kıymetli örtüler ve sancaklar kaybolmuştur Sancaklardan iki tanesi ve örtülerden bir kısmı Afyon Müzesindedir.

11.KARACA AHMET SULTAN ADINA KURULAN TEKKELER-TÜRBELER-MAKAMLAR ve KÖYLER

Horasan illerinden gelerek Anadolu’yu şereflendiren iki gönül ehli bir gün sohbet ederken;birisi diğerine :”—Bir yerde mekanın olsun ,kırk yerde çerâğın yansın,Karaca Ahmet Sultan‘ım “dedi .Bu gönül ehli Hacı Bektaşi Veli idi .Pîrinden böyle himmet alan Karaca Ahmet Sultan bıkmadan,usanmadan diyar diyar dolaştı, Gittiği yere umut götürdü,ışık götürdü ,şifa götürdü. Halkın gönül sonsuzluğunda manevi taht kurdu “Kırk yerde çerağı yanması,kırk yerde makamı olmasınıi”femanına mazhar olan Karaca Ahmet’in belki daha çok makamı vardır. Anadolu ’dakilerinin dışında İştip Şehrinde türbesi vardır.

1.Afyon’un İhsaniye İlçesinin Karaca Ahmet Kasabasında adına yapılmış bir türbesi vardır .Mevcudun en meşhuru da budur. Bu türbede oğlu Eşref ve Eşref ’in çocukları yatar.

2.İstanbul’un Üsküdar ilçesinde Karaca Ahmet  adına kurulmuş meşhur mezarlık ve türbe vardır.

3.Manisanın ve civarında 3 tane teke,türbe vardır.

a)Manisa’nın içinde Seyyit Hoca Mahallesinde Vakvak Tekkesi,burada Karaca Ahmet’in gömülü olduğu yazılıdır.

b)Manisa’nın Horoz Köyünde:Köyün güneyinde çok eski bir türbedir. İhtişamlı bir kubbesi varır .Müştemilat olarak misafirhane,çeşmesi mezarlığı vardır. Türbede bir levhada şu satırlar yazılıdır.

                      Merdüm didesidir cümle ricâlı Allahın

Görünürse âceb Karaca Ahmet Sultan

               Methini kâbe-i settar ezdiğan-ı hakdır.      

Denilirse yeridir Karaca Ahmet Sultan

                           Evliya çok bu cihanda hali  değil hiç veli

                           Arada ben gibidir Karaca Ahmet Sultan

c)Akhisar’ın Karaköy:Akhisar’a 15 Km. mesafede bir tepe üzerindedir .Halk “Karaköy Dedesi”diyor .Mezar taşında kitabesi yoktur.1965 yılında Karaca Ahmet Sultan hayranları tarafından türbe tamir edilmiştir. Türbenin dışında Karaca Ahmet’e  ithaf edilen bir ayak izi vardır. Burada Karaca Ahmet’in gömülü olduğu söylenir. Bu türbede halen hasta tedavisi yapılıyor.

4.Uşak ilinin Eşme İlçesinde Karaca Ahmet Köyü:Türbede Karaca Ahmet’in annenin yattığı rivayet edilir. Bunların dışında  Sivrihisar. Bergama,Aydın illinin kasaba ve köylerinde Karaca Ahmet adına yaptırılmış,Türbeler,makamlar ve mezarlar vardır

Bolvadin – 15 .Mart.2002

KAYNAKLAR

1.Afyonkarahisar Müzesinde bulunan etnografik malzemeler. Ve  Şer’iye sicilleri

2.Arşivimİzde bulunan  konu ile ilgili ferman,berat,ilam vs.

3.Muharrem  Bayar “Afyonkarahisar’da Yaşamış Büyük Velilerden Karaca Ahmet Sultan”Afyon.1991

4.M.Çağatay Uluçay “Manisa’da  Saruhan Oğullarına ait vesikalar”İstanbul.1940

5.Edib Ali Bakı “Karaca Ahmet ve Deliler Tedavi Yurdu” İstanbul.1947

6.İsmet Binark “Osmanlı Türklerinde Vakıf Müesseseleri ve Yabancı Gözü ile Türk Vakıfları”(VD. nr.76 Ankara.1969.

7.Mehmet Yaman “Karaca Ahmet Sultan”İstanbul 1989

8.Dr.Kemal Yüce “Saltukname”Ankara.1987.

9.Evliya Çelebi “Seyyahatname” İstanbul. 1314.

 


[1] Vakfiyede,vakfın tevliyâtı evlad-ı ekbere bırakılmıştır .Görevi o yürütür. O olmaz ise takip eden büyük kişi görevi yürütür.

[2] Mir‘âtü’l-Makadis.s.183

[3] Seyyid Ahmet Sahih Dede”Mecmua-i Tevarih-i Mevleviyye”.s.45

[4] Saltukname  s.241

[5] M.Çağatay Uluçay”Manisa Ünlüleri”s.19

[6] Muhtelif  fermanlarda”Takrir-i kelam edüb ben Eşref Sultanın ebâ ced evlatlarından olan  H.1081/1670

 

Dr.Muharrem Bayar hakkında:
Şair ve yazar.1945 yılı Bolvadin doğumlu. Bolvadin Akçeşme İlkokulu (1956), Bolvadin Lisesi (1962), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (1966) mezunu. Edebiyat öğretmeni olarak Diyarbakır (1966-67), Adala(Salihli) (1967-68) ve Rize'de (1968-69) çalıştı. Daha sonra mesleğini Keçiborlu (Isparta, 1971-75), Sultandağı (Afyon, 1975-77), Bolvadin (Afyon, 1977-86), Sinop (1986-87), Akşehir (Konya, 1987-92) Bolvadin (Afyon, 1992-) Edebiyat Öğretmeni ve idareci olarak sürdürdü. Halen Bolvadin Anadolu Lisesi ve Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Arapça,Farsça.Grekçe , Latince ve Fransızca bilir. Öğretmenliği yanı sıra Osmanlı Devlet Arşivlerinde ve noterliklerde Osmanlıca yeminli mütercimlikler yapar. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve EGAY-DER üyesidir. Makalelerini Türk Kültürü, Bakış, Beldemiz (Afyon), Yeşil Akşehir, Pervasız dergi ve gazetelerinde dergisinde yayımladı. Topladığı yazma kitaplar, cönkler, fermanlar, beratlar ile çeşitli illerde sergiler açtı. 1996'da Vesikalara Göre Türkmen Aşiretlerinin İskânı adlı çalışması ile Kültür Bakanlığı Onur Ödülü'nü, 1998'de Afyon - Bolvadin'de Milli Eğitimin Tarihi ile MEB'den takdirname, yaptığı çalışmalardan dolayı 2001 FAK Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'nü, Karekeçili Yörük Aşiretinin Tarihi ve İskânı ile Yörük-Türkmen Dernekleri'nin Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü, En iyi Araştırmacı-Yazar Ödülü, Balkan Türkleri Hizmet ödülü ile elli civarında çeşitli ödüller aldı. Yurt dışı ve yurt içinde çeşitli üniversite yer aldı. Eserlerinin tamamı değerlendirilerek “Fahri Doktorluk” unvanı verildi.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme