YUNUS EMRE’NİN SANDIKLISI -1
07 Aralık 2012
13:04
2390 Kez Okundu

Gönüller dostu   Y  U  N  U  S      E  M  R  E

  Bilmeyen ne bilsin bizi,   Bilenlere selam olsun. 

Yunus Emre

XIII. asır, Anadolu’nun en karanlık asrıdır. Moğol istilası ile perişan olmuş,Anadolu insanı sığınacak bir el aramış,bu eli Yunus Emre’de,Mevlana’da,Nasrettin Hoca’da ve daha nice gönül erlerinde bulmuştur. On’ların Anadolu’nun her köşesinde kurdukları tekkelerde,  zaviyeler de acılarını dindirmişlerdir. Yine bu asırda  Orta Asya’da biteviye akıp gelen Türk Aşiretleri Allahın bu veli kullarının ellerine yapışmışlar, yurtlar, köyler, kasabalar kurmuşlar, Anadolu’yu Türkleştirerek, bizlere yurt yapmışlardır.

YUNUS EMRE’NİN SANDIKLISI

Sandıklı’nın bilinen en eski tarihi bakır, tunç ve demir devri dönemlerine kadar  uzanır. Bakır çağında M.Ö.2700-2000 Sandıklı’ya13 km. mesafede bulunan Kusura Kasabasında başşehri Kusura olan küçük bir Hitit Krallığı kurulmuştur.Bu Krallık Hitit İmparatorluğu’nun temeli teşkil eder.İngiltere Oxford Üniversitesi tarafından 1935, 1936 ve 1937 yıllarında Kusura’da yapılan kazılarda, üç ayrı döneme Kalkolitik, Bakır Çağı ve Eti Çağlarına ait buluntular elde edilmiştir.Bu eserler Afyon Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Prof. Dr. W.M. Ramsey’in 1890 yılında yazmış olduğu ” Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası ” isimli eserinde  ; Sandıklı’nın ” Pentapolis ” adı altında Frigya arazisi içerisinde bulunduğu ve Pentapolis bölgesinde Otrus (Çorhisar), Bruzus (Karasandıklı), Eucarpeia (Emirhisar), Hierapoelis (Koçhisar) ve Stectorion (Menteş) adında 5 büyük şehrin olduğu yazar. Bu şehirler para basmıştır.

Sandıklı’nın Frigyalı’lar döneminde M.Ö. 1300-1400 yıllarında adı “Apemie Kivatos” dur. Grek dilinde  Kivatos  sandık demektir.Apemie Kivatos, Aziz Mina’nın Sandukası demektir.

Hititlilerin Sandıklı’ya, Hitit dilinde sandık anlamına gelen Samuka dedikleri bilinmektedir.

1071 yılında Malazgirt Savaşını kazanan Sultan Alparslan’ın orduları Anadolu’da pek çok şehir, kasaba ve kaleyi ele geçirmiştir. Emir Sanduk adında bir Bey Afyon ve civarını 1076 yılında fethetmiştir. 1115 yılında da Selçuklu Sultanı 1. Kılıç Aslan Afyon ve kalesini, Germiyanoğulları da Sandıklı havalesini kendi topraklarına katmıştır.

Anadolu’nun kesin olarak Türkleşmesini sağlayan Miryakefelon Savaşı Sandıklı civarında 1176 yılında olmuştur. Bizanslıları, Miryakefelon adı verdikleri yer Homa İlçesinden Kızılören Kasabasına doğru gelen Düzbel geçidinden sonra Sandıklı Ovasına kadar uzanan Durucasu Deresini de içine alan bölgede bozguna uğratarak Anadolu’da Türk hakimiyetini kesin olarak kurmuştur. Türk’ün Anadolu tarihinde İkinci Malazgirt Zaferi olarak bilinen bu savaştan sonra Sandıklı ve güney yöresine Uç Beyi olarak Emir Sungur, kuzey yöresine de (Sincanlı, Altıntaş, Kütahya) Uç Beyi olarak Emir Cafer görevlendirilmiştir.

Germiyanoğulları döneminde Kadim Höyük üzerine inşa edilen ve halen bir bölümü ayakta duran ” Hisar’ın “ mevcut kitabesinden anlaşıldığına göre; Kale, miladi 1324 yılında  Germiyan Sultanı Yakup Bin Beşir zamanında yapılmıştır. O döneme ait kayıtlarında  Sandıklı ” Bolluk ve bereket içerisinde bir kaza … ” olarak bahsedilmektedir. Aynı dönemde, Alamescit Köyü ile Yavaşlar Kasabasında birer cami ile Sandıklı’da Küçük Hamam adı ile bilinen hamam ve Yeni (Keçi) Camii avlusundaki han yapılmıştır.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Sandıklı, ” Sandık dolusu mallı ve mahsulâtlı olan kazadır. Cümle 350 toprak örtülü evdir. 3 mahalle 4 mihraptır. 40 leblebici dükkânı vardır ” şeklinde ifade edilmektedir.

Şemsettin Sami Kamus-u Alem adlı eserinde   Sandıklı” Bu kazanın 6515 nüfusu, 3 camisi, 4 medresesi, 3 tekkesi, 1 rüştiyesi, 1 iptida-i mektebi, birkaç mahalle mektebi, 1240  talebe , 5 hanı, Şeyhlü ( Çivril İlçesi’nin Işıklı Kasabası ), Geyikler ( şimdiki Dinar ilçesi ) ve Tazkır ( şimdiki Dazkırı ilçesi ) adlı üç nahiyesi, 215 köyü, cem’an 74 990 nüfusu “olan büyük bir kaza merkezi olduğunu yazar.

1860 yılında Padişah Abdülmecit devrinde yeniden yapılan Osmanlı İdari Taksimatında, Hüdavendiğar (Bursa) Vilayetine bağlı bir kaza durumuna getirilmiştir. Ve Şeyhli (Çivril ilçesi Işıklı Kasabası), Geyikler (şimdiki Dinar ilçesi) ve Dazkır (şimdiki Dazkırı ilçesi) isimli üç nahiyesi ile 215 adet köyü olan Sandıklı, 1869 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur.

Sandıklı’da ilk Yunan işgali 08 Ağustos 1921 – 09 Ağustos 1921, ikinci Yunan işgali , 11 Ağustos 1921 – 12-13 Ağustos 1921, son işgal , 07 Eylül 1921 – 12 Eylül 1921 tarihleri arasında olmuştur.[1]

Büyük Taarruzun ünlü komutanlarından Miralay Reşat Bey, vefatını takiben Sandıklı Şehir Mezarlığına defnedilerek adına anıt mezar yaptırılmıştır. Daha sonra Miralay Reşat Beyin naaşı, tüm İstiklal Harbi şehitleri ve gazileri ile birlikte Ankara’da yaptırılan Devlet Mezarlığına kaldırılmıştır. Sandıklı’daki anıt mezarı korunmaktadır.

Atatürk 13 Mart 1930 tarihinde Antalya’dan Ankara’ya döner iken Sandıklı’ya uğramış ve Sandıklı’da bir müddet kalmıştır.

Sultan II. Mahmut döneminde    ½ Sandıklı Altını ( 870 milyem (ayar)0.85 gram), Çeyrek Sandıklı Altını ( 870 milyem (ayar)1.70 gram) ve Çifte Sandıklı Altını ( 870 milyem (ayar)3.40 gram) adı altında üç tip Sandıklı altını basılmıştır. Bu altınlar halen günümüz Altın Borsasında işlem görmektedir.

Türk Hava Kurumu  1925 yılında kurulmuştur. ” Kendi Uçağını Kendin Al Kampanyası ” düzenlemiştir. Sandıklı, ilki 1926 yılında, diğeri de 1927 yılında olmak üzere 2 uçak almıştır. “Sandıklı Uçağı ” adı verilen bu uçakları Türk Hava Kurumuna hediye etmişlerdir. Türk Hava Kurumu da buna karşılık olarak bu uçakların maketini Sandıklı’ya göndermiştir.

Sandıklı’da, 1934 ile 1935 yıllarında Afyon Karakuyu Tren Hattının yapımına başlanılmış ve Sandıklı Garından ilk tren 22 Ocak 1936 tarihinde geçmiştir. Sandıklı’dan geçen Afyon Karakuyu Tren Hattının 25 Mart 1936 tarihinde yapılan açılış törenlerine dönemin Başvekili (Başbakanı) İsmet İnönü ile Nafıa (Bayındırlık) Bakanı Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya katılmışlardır.

Geçen asırda Sandıklı’da Ziraat Barkası,Osmanlı Bankaları vardı.Ticaret ve ziraat odası da aynı yıllarda kurulmuştur.

Sandıklılı ünlüler: Sarı Saltuk-Barak Baba-Taptuk Emre-Yunus Emre,Şeyh Safa(Ö.1761)Ramazan Mahfi Efendi(1542-1616),Tevfik Lâmi(1862-1923),Şeyh Hamza  Sandıklılı Mehmet Fikri(1844-1903),Abdülhalim Molla,Şeyh Osman Abdül Menan ve daha niceleri..

YUNUS EMRE:  XIII.asrın ortalarında doğan Yunus Emre,XIV.asrın ilk çeyreğinde ebediyete intikal etmiştir.Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı,Osmanlı Devleti’nin kurulduğu devirlerde yaşamıştır.

Yunus Emre,Anadolu’yu aydınlatan Horasan Erenlerindendir.Şeyh Hacı İsmail cemaati dervişlerindendir.Şu vesika bunu doğrular. “Adı geçin Şeyh İsmail Cemaatinin dervişlerindendir ile Horasandan diyarından  gelmiş aziz imiş. Buraya gelerek yurt tutarlar,oğlu Musa Paşa[1] ile burada bir zaviye yaptırarak kendisine  uyanlarla burada otururlarmış.[2]

Sandıklı, XII.asırdan XIX.asra kadar  çeşitli aşiretlerin iskan olduğu yerdir. Çepni, Dola,Eymir,Bekteş,Devlethan,Karkın,Kargi,Kınık,Kızılca,Kızık,Sorgun,Dodurga gibi köy isimleri  aşiret,cemaat ismidir.Bu veriler Yunus Emre’nin Horasandan gelerek Sandıklaya yerleştiğini doğrular.

Yunus Emre  yaşadığı zaman  eski kaynaklarda farklı verilmiştir.XV.asrın tarihçilerinden Aşık Paşa ,Sultan Orhan Gazi(1326-1362)zamanında.Taşköprülüzade , Yıldırım Beyazıd(1389-1402)zamanında yaşadığını bildirir.Fuat Köprülü,Abdülbaki Gölpınarlı ve Batı tarihçilerden E.J.W.Gibb  XIII.asrın ikinci yarısı ile XIV.asrın ilk yarısında yaşadığını ileri sürerler.[1] Bu vesikalara göre Yunus Emre  H.720/M.1320 yılında 82  yaşında ölmüştür.

 

Yunus Emre aşağıdaki şiirinde evlendiğini oğlu , kızı  ve iki eşi olduğunu söyler

             Gözüm seni görmek içün,elim seni sana ermek içün

            Bu gün canım yolda koyun,yarın seni bulmağ içün

             Bu gün canım yolda koyam ,yarın seni bulmağ içün

            Arz eyleme uçmağını,hiç arzum yok uçmağ içün

             Bana uçmak gerekmez,gönlüm dahi hiç uyakmaz

            İşbu benim varlığım,değil ahi bir bağ içün

             Uçmağ uçmağ dediğin müminleri indediğin

            Bir ev ile birkaç huri,hevesim yok koşmağ içün

             Bunda dahi verdin bize  oğul-u kız-u çift helal

            Anda dahi geçti arzum,benim ahım didâr içün

             Sofulara ver sen anı,bana seni gerek seni

            Ben nice terk idem seni,şol bir ev çardağ içün

             Yunus Hasret dürür sana,hasretini göster ana

            İşin zulüm değilse  dâd eyleğil istediği içün

Yunus Emre’nin Tarikat Şeceresi

Hüve’l-Muin

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 Allah Celle Celâlühü   

                                 Cebrail Aleyhisselam

                                  Hz.Muhammed(SAV)

                                   Hz.İmam-ı Ali (K.V.)

                                   EşŞeyh Hasan-ı Basri(R.A)

                                   Eş-Şeyh Habib-i Acemi(R.A)

                                  Eş-Şeyh Davud-u Tâi (R.A)

                                 Eş-Şeyh Maruf-u Kerhi (R.A)

                                 Eş-Şeyh Cüneyd-i Bağdadi(R.A)

                                  Eş-Şeyh Mümşad Dineveri(K.S.)

                                  Eş-Şeyh Mehmed Esvedi(K.S)

                                 Eş-Şeyh Amid-i el-Bekr(K.S)

                                Eş-Şeyh Kadı Ömer Veciheddin(K.S.)

                                Ebu Necib Abdülkadir Sühreverdi(K.S)

                                Ebu Raşid Kutbeddin-i Ebheri (K.S)

                               Rükneddin Muhammed-i Secâsi (K.S)

                               Muhammed Şihabeddin Tebrizi(K.S)

                                Ebü’l-Hasan  Cemaleddin Tebrizi(K.S)

                                Eş-Şeyh İbrahim Zâhid-i Giylani(K.S)

                                Safiyeddin İshak-ı Erdebili(K.S)

                                Eş-Şeyh Abdurrahman Erzincani (K.S)

                              Eş-Şeyh Tapduk Emre(K.S)   —(Sandıklı Çayköyde metfun)

                              Eş-Şeyh Yunus Emre(K.S)—–(Sandıklı Çayköyde metfun)

 


[1] Adnan Erzi,Belleten,T.T.K. sayı:53,s.85-89


[1] Paşa,evin ,ailenin büyük çocuğu demektir.

[2] BOA, nr.871

 

 


[1] Genelkurmay Bşk.15.07.1985  tarih  ve 3214-25-85/Arş.(3) yazıları

Dr.Muharrem Bayar hakkında:
Şair ve yazar.1945 yılı Bolvadin doğumlu. Bolvadin Akçeşme İlkokulu (1956), Bolvadin Lisesi (1962), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (1966) mezunu. Edebiyat öğretmeni olarak Diyarbakır (1966-67), Adala(Salihli) (1967-68) ve Rize'de (1968-69) çalıştı. Daha sonra mesleğini Keçiborlu (Isparta, 1971-75), Sultandağı (Afyon, 1975-77), Bolvadin (Afyon, 1977-86), Sinop (1986-87), Akşehir (Konya, 1987-92) Bolvadin (Afyon, 1992-) Edebiyat Öğretmeni ve idareci olarak sürdürdü. Halen Bolvadin Anadolu Lisesi ve Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Arapça,Farsça.Grekçe , Latince ve Fransızca bilir. Öğretmenliği yanı sıra Osmanlı Devlet Arşivlerinde ve noterliklerde Osmanlıca yeminli mütercimlikler yapar. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve EGAY-DER üyesidir. Makalelerini Türk Kültürü, Bakış, Beldemiz (Afyon), Yeşil Akşehir, Pervasız dergi ve gazetelerinde dergisinde yayımladı. Topladığı yazma kitaplar, cönkler, fermanlar, beratlar ile çeşitli illerde sergiler açtı. 1996'da Vesikalara Göre Türkmen Aşiretlerinin İskânı adlı çalışması ile Kültür Bakanlığı Onur Ödülü'nü, 1998'de Afyon - Bolvadin'de Milli Eğitimin Tarihi ile MEB'den takdirname, yaptığı çalışmalardan dolayı 2001 FAK Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'nü, Karekeçili Yörük Aşiretinin Tarihi ve İskânı ile Yörük-Türkmen Dernekleri'nin Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü, En iyi Araştırmacı-Yazar Ödülü, Balkan Türkleri Hizmet ödülü ile elli civarında çeşitli ödüller aldı. Yurt dışı ve yurt içinde çeşitli üniversite yer aldı. Eserlerinin tamamı değerlendirilerek “Fahri Doktorluk” unvanı verildi.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme