DOKSAN SENESİNİN DESTAN-I BEYANI
13 Eylül 2013
09:25
1546 Kez Okundu

Sandıklı tarihi araştırmaları sırasında elimize geçen bir el yazma Osmanlıca şiir, bölgemizin ekonomik durumu, coğrafi ve idari durumu, halkın yaşadığı olaylar… hakkında pek güzel bilgiler vermektedir. Elimde bulunan orijinal el yazma şiirin ilk bölümünü takdim edeceğim. Diğer bölümleri ise yayına hazır olan 450 sayfalık “Belgelerde Sandıklı Coğrafyası ve Tarihi” isimli kitabımda bulabilirsiniz. İnşallah bu belgesel çalışmalara sponsor bulununca kitap elinizde olacaktır.
İsimsiz 1

“Doksan senesinin destan-ı beyanı” isimli şiirin birinci sayfası

Tesadüfen bulduğum elimdeki 33 dörtlükten oluşan bu orijinal el yazması şiir, 138 yıl önce Sandıklı ve çevresinde (Afyonkarahisar-Konya çevreleri) yaşanan kıtlık sonucu insanların, hayvanların başlarına gelen olayları, destan şeklinde sunmaktadır. Bu arada Sandıklı’nın, devletin yönetimi içinde bazı birimlerinin (Maarif, Düyun-u Umumiye…) Konya Eyaletine bağlı olduğu görülmektedir. Şu anda bile karayolları Antalya’ya, Vakıflar ’ın Kütahya’ya, Bölge İdare Mahkemelerinin değişik illere bağlı olduğu gibi. Destanda geçen bazı kelimelerin yanına numara verilerek,  en altta sözlük verilmiştir.
Bu şiir “Sandıklı Dört Mevsim” adlı dergide yayınlanmıştır.

DOKSAN SENESİNİN DESTAN-I BEYANINDA (1)

Sene bin iki yüz doksanda gelmedi bahar,
Niyazım Hakka hem leyl-ü Nehar,(2)
Kullar kusurunu çekecek zehar(3)
Sair yıllara nişan oldu bu sene

Yaz geldi inzal olmadı rahmet (4)
Günahkâr kulları çok çeker zahmet
Yeryüzünde bitmez oldu türlü nimet
Saçılan tohumlar kaldı bu sene.

Hakkın emri kalır mı der idin?
Ekinsiz, harmansız kalır mı der idin?
Verdiğin nimeti alır mı der idin?
Çiftçiler harmansız kaldı bu sene.

Bakarsın havaya bir bulut ağar
Bir yanda kum yağar bir yanda tafal (5)
Kudretullah’dan bir zeval
İnşallah kemali gelir bu sene.

Musalla’ya (6) çıktık kıldık münacat.
İndinde kabul olmadı hacet
Haktan biter cümlemize müracaat
Her nebatat kesat oldu bu sene.

Gafil olma, ya hu rızayı gözle,
Yağıp rahmeti olmadan gözle,
Hakkı hak bilip kendini gizle,
Gizli canlar perişandır bu sene.

Kasım ile karakış girdi zemheri
O vakit belli oldu kışın çulları(7)
Gök tatmadı hayvanlar yok idi feri
Dilsiz hayvanlar perişandır bu sene.

Erbainde(8) tuttu karın parçası
Hamsin deyince yağdı karın boyası
Dağlar bağlar giydi beyaz libası
Şiddet-i şitta(9) oldu bu sene.

Zemheride yağdı kar yolları kapadı.
Mart ile nevruzu nisana kattı
İnsanın hayvanın hırsları arttı
Hırslı mahlûklar perişandır bu sene.

Kırda olan koyunlar yerine yattı.
Eve gelenler ağasına dert ağlattı
Ovalarda, yaylalarda nice sürüler battı
Sağınsız kaldı bu sene.

Nice talipler feyiz alır Konya’dan,
Toplanıp gelmediler kıştan borandan,
Gelenlerde durmadı ekmek derdinden,
Ulemalar da talebesiz kaldı bu sene.

Derede kaldı erkeçli sürüler,
Pazaryerine doldu cümle deriler.
Eğinde üçüne bir kuruş verdiler
Kul uşakları ganareye (10)döndü bu sene.

Felek nicelerine vermedi aman,
Liraya çıktı bir harar saman,
Satanda kalmadı din ile iman,
İnsaf merhamet kalmadı bu sene.

Saman pazarına varmak olmaz,
Pahasını asla sormak olmaz,
Kındıra (11) ile ayrık vermek olmaz,
Yiyen hayvanlar da çöktü bu sene.

Muhasarada kaldı buğday pazarı,
Ekmekçi dükkânında kaldı açın nazırı,
Zaptiyesinin dayağı, memurun azarı,
Ölmeden beter oldu bu sene.

Pazara doldu erkek ile karı,
Bitirdiler namus ile arı,
Yardım etsin hemen Cenâb-ı Bâri
Cümle âlem perişandır bu sene.

Eğer olmasa idi Konya Valisi,
Bir birini yer idi ahalisi,
Cümle mahlûkun birdir Tanrısı,
Cümle mahlûk perişandır bu sene.

Esat Paşa gibi Konya’ya vali gelmedi.
Beş vakit duacı ahali,
Fukaraya kati çoktur ihsanı,
Esad Paşa da medar oldu bu sene.

Mevlâ ömür versin Esad Paşa’ya
Dükkânlar açtırdı her bir köşeye,
Toplattı develeri saldı taşraya,
Yollar beller perişandır bu sene.

Dünyanın işi kaldı ahirete,
Ekmekçi uğramış derde mihnete,
Mevlâ’m zeval vermesin din-i devlete,
Her kazalar perişandır bu sene.

Olmaz efendim, evvel gelen müşirler,
Kahrolsun aleyhinde olan hayırlar,
Senin için açılsın cennette güller,
Esad Paşa da rızayı aldı bu sene.

Tuzcular pazardan kaldırttı,
Ekmekçi akçesini pazarda zenginlere çaldırdı
Zenginler fukaranın malını aldı doldurdu.
Fukara kara yerde kaldı bu sene.

Kömürcüler battı kaldı karaya,
Kıyyesini (12) çıkardılar yüz on paraya
Ceza nakdiye verdiler hem saraya,
Onlarda fırsatı buldu bu sene.

Baştan azdı bakkal esnafı,
Büyüğünde, küçüğünde yoktur insafı,
İlle de fasulyenin olmazdı lafı,
Onun da okkası dört kuruşa çıktı bu sene.

Arisiz Konyalılara kar olsa yetmez,
Şeker yesen de ekmek yerini tutmaz,
Varıp ekmek almaya kudretin yetmez,
Akil vücutlar perişandır bu sene.

Sabah olur ekmekçi dükkânında insan kayılır,
Alanlar alır, alamayanların canı bayılır,
Şimdiki halde hal hatır mı sayılır,
Fukaralar perişandır bu sene

Doldurduk doksanı eriştik bire,
Mevla cümlemize kanaat vere,
Kulların kusurunu mağfiret kıla,
İnşallah şâz-iman (13) olur bu sene.

Nice canlar sefada, nice canlar sıkıldı,
Fukarada menzili kalmadı yıkıldı,
Öldü odun pazarına döküldü,
Fukaralar yuvasız kaldı bu sene.

Gözü kaldı fukaranın malında,
Kimi tezek, kimi odun çeker halinde,
Molla Hünkâroğlu (14) kendi derdinde,
Odunsuz kömürsüz kaldı bu sene.

Saat yetmeyince kuşlar uçmaz,
Yağlı yemeyince gözlerimiz seçmez,
Nohut ekmeği ile ot çorbası boğazdan geçmez,
Yaban fukaralar ilgisiz kaldı bu sene.

Ekmekçi dükkânında hamır yoğurur,
Hatunlar taşrada ekmek deyu bağırır,
Hamileci kadınlar pazar yerinde doğurur,
Nice rezaletlikler oldu bu sene.

Kıştan borandan (15) geldi doksanın hacısı,
İçimizden çıkmaz oldu ekmek acısı,
Kiminin anası ağlar, kiminin bacısı,
Gelen leylekler de şaşkın oldu bu sene.

Mahlusum (16) Matlubî (17) ismimiz ömür,
Emr ile devran ider; şems ile kamer (18)
Evvela iman, saniyen amel,
Destan-ı şaliset (19) oldu bu sene.
Tamam
Sandıklı Kazasından Arap Osman zade Murad Efendi (20) Tahriri: 19 Ağustos. 90 Cuma günü

SÖZLÜK
1.Takvimde Rumi 1290 yılı, Miladi 1875 yılıdır.
2.Gece-gündüz
3.Belli, açık, ortaya çıkmış, görünüş.
4.Yağmur
5.Çok ince toz şeklinde yağan kar, püsengi
6.Halkımızın yağmur duasına çıktığı Kız Meslek Lisesi’nin üst kısımları
7.Kapatıp her yeri örtmesi.
8.Zemheri başı (21.Aralık)
9.Aşırı şiddetli kış
10.Hayvan kesimi yapılan mezbaha
11.Hayvanların yiyemediği odunsu kökenli bitki cinsi
12.Eski ağırlık ölçü birimi, eski okka: 1300 gr. Yeni okka: 1000 gr.
13.Sevinç, mutluluk
14.Molla Hünkâr Oğlu:
15.Göz açtırmayan fırtına
16.Kurtuluş isteği
17.Dilek, temenni, kişi ismi (Şair mahlası Matlûbi olan kişi hakkında bilgimiz yoktur)
18.Ay ile güneş
19.Herkesin diline düşen destan, dilden dile dolaşan büyük olay
20.Sandıklı’da doğmuş bir âlim ve şair olan Arap Osman zade Murad Efendi, şu anda “Atasever” soyadı taşıyan sülalenin büyük dedeleridir.

13.9.2013
Hüseyin HÜSREVOĞLU
Emekli Öğrt. Araştırmacı-Yazar

Hüseyin HÜSREVOĞLU hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme