KARACAÖREN KÖYÜ İLE İLGİLİ BİR BELGE
25 Temmuz 2013
09:39
1801 Kez Okundu

Sandıklı Kültür Tarihine ve doğal güzelliklerine ışık tutan bir belgeden bahsedeceğim. Elimizdeki şiir 1750 yıllarındaki Sandıklı’yı, Hüdâi Kaplıcasını ve Sandıklı çevresini anlatmaktadır. Bu belgenin ilk sayfasında; ilçemizin kuzeyinde 2 km uzaklıkta bulunan Kara Viran (Karacaören) Köyü’nü anlatan kısmın tercümesini istifadenize sunuyorum. Diğer metinleri ise ilgili anlatımlarda sunacağım:

 İstanbul’da yayınlanan Nur Mecmuası’nın Mayıs.1927 Sayısının 6.sayfası:

Sandıklı Büyüklerinden Şeyh Hamza… Bu gün Müradin Türbesinin dış kısmında medfun olan bu zatın hangi asırda yaşadığı, hayat-ı tarikatına dair malumat almak için yaptığımız tetkikat semeresiz kalmıştır.

Tesadüf bizi ilelebet unutulmaya mahkûm olan bir zatın, Şeyh Hamza merhumun bir eseri, daha doğrusu “Yeşil Sandıklımız” hakkında kaleme aldığı bir kasidesi karşılaştırdı. Unutulan namını hayırla yâda vesile olacak olan bu çok sade ve pürüzsüz bir lisanla yazılmış olan kaside ber-veche atidir. (aşağıdadır)

Sandıklı Kasabası’nın civarında olan evliyaların isimleri ve sahra ve pınarların isimleri ve metihlerini Şeyh Hamza Rahmetullah beyan eder:

—-

karacoren

karacoren1

 

 

Kara Viran’ ın idem medhini işit,

Dolu eşcar ve reyhan esâsı.

Dıraht-ı müntehas ve kadd-u mevzun,

         Onların her birisi Musa asâsı

Ederler türlü mürgan anda efgan,

Vühuşuyla tuyurun var yuvası.        

         Olur, cemiyeti yılda bir anın,

         Gelip eşcar içine nas-dalâsı.

Akan mai-tahur kardan soğuktur,

Bu halkın yeyüp içmektür safâsı.

        Yener taze kuzu büryan-ı makbul,

         Börek ile kebabı kim yiyesi.

Hem onda bulunur meyve firevân,

Kiraz,  şeftaliyi kim sorası

Çalınır cümle saz ağaz ederler,

Gâhî var mutribin bir tantanası.                                                                           

Kimi oynar, yer, içer şad-u handân,

Kimisi hüsn-ü dilber mübtelâsı.                                               

         Velâ çağlayıdur zir-û bâlâ

         Görünür dağ taş u sahra ovası

Var anda dahi Hayran Pınarı

Onun üstündedir Tokmak Kayası

Bitmedi. L. Ertuğrul

 

ŞİİR İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

            16.Mayıs.1927 tarihinde İstanbul’da yayınlanan Nur Mecmuası yazarı ilçemizi ziyaret eden yazar Lütfi Ertuğrul Sandıklı’dan çok etkilenmiştir. İncelemeleri sırasında Kutbül-Aktâb Şeyh Nureddin Sultan Türbesini de (Muradin) ziyaret eder. Türbe dışında yatan Şair Şeyh Hamza’nın divanını bulur ve adı geçen dergide üç bölüm halinde yayınlanır. Söz konusu şiirin tümünü İstanbul Beyazıt Kütüphanesi-Tarık Us Kütüphanesi’nden temin ettik.

            Bu şiiri 1750 yılında yazan Şeyh Hamza, divanında Sandıklı ve çevresinde yatan pek çok velinin isimlerini, özelliklerini ve yerleri ile birlikte anlatmaktadır. Bu divanın yayınlandığı dergi büyük kütüphanelerde mevcuttur. Şiirin Karacaören ile ilgili bölümünden anlaşılacağı üzere, çevre halkı, her yıl şeftali-kiraz mevsimi bir günde, yani Mayıs-Haziran aylarında, her tarafı ağaçlık ve meyvelik olan, her türlü güzel kuşların ötüştüğü Kara Viran (Karacaören) Köyü’nde toplanırlar. Burada Kumalar dağından gelen soğuk sular içilir, yaylalarında yetişen taze kuzular çevrilir. Toplananlar eğlenceler düzenler, değişik oyunlar oynanır, yarışmalar yapılır. Sazlar çalınır, şarkılar söylenir. Çevrede yetişen her türlü meyveler yenir. Bugünkü anlamda festival yapılır. Bu köyün halkı yemeyi pek çok sever. Akşam olunca katılanlar mutlu bir şekilde dağılırlar.

Karacaören Köyünde bulunan ağaçlar çok güzel kokulu olup, o kadar düzgün ve uzun ki, sanki bunlar Hz. Musa’nın asası gibidir. Ovasındaki ağaçlarda ve dağlarında pek çok çeşitli ötüşen kuşların, evcil ve vahşi hayvanların yuvaları vardır.

Tüm bu olaylar yaşanırken köyden Sandıklı Ova’sı görünmektedir. Karacaören Köyü’nün üst kısımlarda Hayran Pınarı ve Tokmak Kayası diye adlandırılan yerler vardır. Bu isimler halen kullanılmaktadır.

Bu derginin tümü elimdedir. Bu şiiri ve Şeyh Hamza’nın diğer şiirlerini, Muradin Türbesinde yatanları, leblebicilerin piri Şeyh Nureddin’i basıma hazır olup, sponsor bulumadığım “ Kültürel Varlıklarımız ve Belgelerde SANDIKLI” adlı kitapta bulabilirsiniz.

Bize ulaşan tevatür bilgilere ve arşiv kayıtlarındaki belgelere göre; Karacaören Köyü halkı, daha önceleri Sandıklı-Karacaören arasındaki Baba Kuzusu diye anılan (doğru adı Baba Kuddusi) yere Kafkasya bölgesinden 1700’lü yıllarda gelerek yerleşmişlerdir. Burada rüzgârdan ve zararlı mahlûklardan etkilenerek bir kısmı Karacaören Köyü’nün şimdiki olduğu yere, diğer bir kısmı da ilçemizin Oluklu Önü diye bilinen Çay Mahallesi’nin kuzey kısmına yerleşmiştir. Köyün hemen tümü Oğuz Boyu Grubu, Üçok-Deniz Han Oğulları’nın Ekdir-İğdir (Yiğdir) Boyu Yörükleridir. Ekdir-İğdir kelimesi halk arasında telaffuzu Iğdır olarak söylendiğinden kendilerine “Iğdır Yörüğü” derler. Ekdir Köyü tarihi belgelerde mevcut olup, şu anda tarihten silinmiştir. Tarihte meşhur vakıf olan Çatal Hacı Musa Değirmeni buradadır. Değişik zamanlarda köye başka yerlerden gelerek yerleşen aileler de vardır. Köyden ilçemize ve değişik yerlere de pek çok aile göçerek yerleşmiştir. Halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Kestanesi, kirazı, çileği ve adı ile anılan domatesi çok ünlüdür.

Köyün içme suları pek hoş içimlidir. En güzel suyu belirtmek için  “Bey Suyu” ifadesi yerel sözlüğümüzde kullanılmaktadır. Yaz mevsiminde halkımız Karacaören Köyü’ne su için giderler. Bu yazının ilk bölümü Karacaören Muhtarlığı’na verilmiş olup, halen Muhtarlık odasında asılıdır.

Bir başka belgede şu bilgiler vardır: Karacaören Köyü Osmanlı arşivlerine göre iki köy olarak geçiyor: Yukarı köy, Aşağı Köy diye. Yukarı köy 18. asrın ortalarında Mekke’den gelmiştir, aynı zamanda seyittirler. İlk yerleşim yerleri şimdiki göletin doğu tarafı eski kayıtlarda Arap Camii mevkii olarak geçer. Aşağı Köy 16. asırda Kerkük’ten gelmiştir. Sandıklı’nın yukarısında şimdi İğdelik olarak bilinen eski kayıtlarda Aşağı Köy olarak geçer. İlk yerleşim yeri bir tasavvufi dergâhtır. Dergâhın başında büyük tefsir sahibi, mübarek âlim ve mutasavvıf Kuddusi Baba vardır. Kısa sürede dergâha rağbet artarak çevresine yerleşim başlamış ve köye dönüşmüştür. Şu anada kabri harabe halindedir. Aşağı Köy’de çıkan yangın köyü yok eder. Aşağı Köylülerin bir kısmı Sandıklı Hisar Mahallesi’ne yerleştirilir.  Çok perişan vaziyetteki kişilere halk yardım eder. Bu kişiler “perişanlar” lakabı ile anılır. Aşağı Köyde ki bu yangından dolayı yedi hane şimdiki Karacaören Köyü’nün olduğu yere yerleşir. Yukarı Köy’deki Seyyid-Araplar da şimdiki Karacaören’e inerler.

Belgelerde köy camisinin Osmanlı Döneminde çok eski olduğu kaydı vardır. Fakat şimdiki cami yeni yapılmıştır.

NOT: Bu yazı 20.11.2009 tarihinde bu sitede yayınlanmıştı. Sitede yaşanan teknik arıza nedeniyle kaybolan söz konusu yazı tekrar yayınlamıştır.

23.07.2013                         

Hüseyin HÜSREVOĞLU

Emekli Öğr. Araştırmacı-Yazar

Hüseyin HÜSREVOĞLU hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme