ULU CAMİİ ŞERİFİ (CAMİ-İ KEBİR)
26 Eylül 2013
09:20
2613 Kez Okundu

TARİHÇE: Cuma Mahallesi Yukarı pazar Meydanlığında bulunan mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait, 48 pafta, 241 ada, 2 nolu parseldeki Sandıklı Ulu Cami, H.780/M.1379 yılında, Germiyanoğulları döneminde ünlü beylerden Alâeddin oğlu Bahauddin Ömer tarafından yaptırılmıştır. Önceleri mescit olarak nitelendirilmiş, daha sonra minber, kürsü eklenerek cami olmuştur. Osmanlı Salnamelerinde “Cami-i Kebir” olarak adı geçer. Bir belgede, mezarlık içinde bulunan kilise yıkılarak, yerine cami yapıldığı yazılıdır. Yapımından beri hiçbir dönemde ibadete kapanmayan bu camiye Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde “Çarşı Camii” demektedir. Yapım kitabesinde adı geçen Alâeddin Bey, (Alâeddin Keykubat III olma ihtimali çok yüksek) Selçuklu ailesinden olup, Selçukluların son döneminde Konya’da İlhanlılar’ın baskısından kaçarak Germiyan oğullarına katılmıştır. Alâeddin oğlu Bahâuddin Ömer, Sandıklı’da subaşı (Büyük Emir) olduğu dönemde bu cami yapılmıştır. Bu tarihte Germiyanoğulları Beyliği’nin başında Yıldırım Beyazıt’ın kayınpederi Süleyman Şah vardı. Ulu Cami’nin mimarı, hakkında fazla bilgimiz olmayan Nâib (Sandıklı Kadısı) Abdullah’ın oğlu Aydemir’dir. İç kapı sağında bulunan dokuz satır Arapça kitabe şu şekildedir:

Bismillahirrahmanirrahim

Ve innel mesacid-ellahi felâ ted’u maâllahu ahade

Amere hazel-mescid-il mübareke bi-resmi

El-Emir-ül-kebirül-Hatırül-Münir ebul-hayrati.

Bahâüd-devlete ved-din Ömer ibni Alâeddin

Â’lâ Allahü şanehü ve senahu amme şanehu

Fi yevmil sebtis-sâdisi min

Zilhicce sene semani-i ve seb’a mie

Mimarühü Aydemir bin Abdullah en-Naib.

(H–6.Zilhicce.780-M–26.Mart.1379-Cumartesi)

ulucamii

 

CAMİNİN YAPI ÖZELLİKLERİ VE TAMİRİ: Ulu Cami’nin yurdumuzdaki diğer camilere hiç benzemeyen özel bir yapısı vardır. Yapısında hiçbir direk yoktur. Kubbe yapısı farklıdır. Caminin ilk önemli tamiri Sultan 2.Mahmud döneminde (1257/1839) yapıldığını belirten kitabe, mazgal tipli cümle kapısı üstünde, yarım daire içinde sülüs hat ile yazılıdır.

Hüvel Mûîn

Ya Müfettihal-Ebvâb.            İftah lena hayrel-bâb.

Sâl-i hayr olduğuna hiç şüphe yok kim işbu şar

Mülk-i İslam hayr ile âlûde olmakda hemin

Cümleden bir işbu cami yeniden mamur olup

Yümn-i ikbâl-i şehinşâhiye oldu karîn

Afveder cümle günahı Hazret-i Gaffar Hak

Sâcidîn oldukda gelse bu makama müslimîn

Sıdk ile ihyasına himmet eden hayr ehline

Ya İlâhi rûzi kıl anlara Firdevs-i Berîn

Râşidâ zal harfini zammile tam tarihidir

Himmetiyle oldu inşa kıblegâh-ı mü’minîn

Sene 1257 (M. 1839)

İlçemizde 3.Mayıs.l875 tarihinde 9 şiddetinde artçı depremler olmuş, tarihte “Sandıklı Depremi“ diye anılmıştır. Deprem üssünün coğrafi koordinatları olarak 390. 11 Kuzey, 300. 11 doğu meridyenleri (Dinar-Pınarbaşı) olan depremde 1312 kişi ölmüştür. Bu depremde sadece ilçemizdeki Ulu caminin batı duvarında bir çatlak oluşmuş, bölgede pek çok ev yıkılmıştır.

Caminin duvar yapısı, genel olarak değişik toplama moloz ve kesme taşlardan, tuğlalı sıralarla karışık yapılmış olup, bazı yerlerinde Frigya dönemine ait mermer parçaları ve kalıntı pencere söveleri vardır. Giriş kapısı ve alt pencerelerin söveleri beyaz-gri mermerdir. Mihrap yarım silindirik ve üzeri kademeler halinde daralan stilde olup kesme taştandır. Ana dış duvarlar, gövdeden kasnaksız olarak kubbe çemberine geçişler pişmiş tuğladan, kirpi saçaklarla nihayetlenmektedir. Dörtkenarda duvarlar, iç takviye kemerleri camiye basık bir manevi hava vermektedir. Dış duvarda iki şerit halinde sıralı tuğlalar camiyi bir bağ şeklinde kuşatır. Cami 17.10 m, x 17.10 m. kare şeklindedir. Duvar kalınlığı 1.40 m dir. Kürsü, minber ve üst müezzinlik ahşap el işlemesi olup, Osmanlı motifleri kendinden sonraki yapılara model olup, orijinaldir. Bunların süslü renkli boyası daha sonraları kapatılmıştır. Minber kapısı üstünde “Ya Hafiyyel-Eltâf neccina mimma nehaf” yazısı kök boyadır. Kubbedeki Sultanahmet ve Tophane Cami resimleri devrin perspektif anlayışına göre minyatür tipte yapılmıştır. İki resim arasında (Ya Kâdıyel-Hacât) hattı vardır. Giriş kapısı kündekâri sanatının en güzel örneğidir.

 

ulucamii1

Caminin, pentedatifler ile şişme kubbe kasnağı geçişleri vardır. Kubbe ve kasnağı bütün olup hiç pencere yoktur. Caminin duvarlarında altta dokuz tane ahşap 110 cm x 170 cm, üstte on bir tane küçük daireli alçı 70 cm x 110 cm mazgal tipli pencere vardır. Sağ duvarda minareye isabet eden yerlere pencere konulmamıştır. Sağ ve sol duvar pencere üstlerinde hadisi şerif “Namaz dinin direğidir. Kim namazı eda ederse dinini ayakta tutmuş olur” ve tesbihat “İki cümle vardır ki söylemesi çok hafif, mizanda ise en ağır olanıdır: Sübhanellahi ve bihamdihi sübhânelahil azim” yazılıdır.

Yatık L şeklinde ve minareye dış ekleme, 1935’de önce toprak damlı olarak yapılarak son cemaat yeri oluşturulmuştur. Daha önceleri bu alan, pek çok dut ve akasya ağaçlarının bulunduğu, ilçe pazarının kurulduğu alan idi. Şimdiki durumu 1952’de yapılmıştır. Tabanı 3 m. derinlikteki bodrumunda 1950’li yıllarda kubbe onarımı için yedek konulan kurşunlar çıkarılmıştır. Bodrum yapısı geniş mazgallarla oluşan koridorlar vardı. Bodrum daha sonra toprakla dolduruldu. Daha önceleri kışın sıcak, yazın serin olan caminin havası bozulmuştur. Yapının ilk inşa harcı ve bağdadî sıvasında horasan ve keten lifleri kullanılmıştır. Sıva altlarında ahşap duvar kaplaması camiyi kuşatır. Resterosyanda ilk yontma taş mihrap ortaya çıkarılmış olup, 1995’teki en son onarımda tüm duvarlar alçı sıva ile kaplanmış, vazo resimler kaplama yapılmıştır. İlk hat yazıları da orijinalliğini yitirmiştir. Üst kata çıkan merdiven yeri bu onarımda değiştirilmiştir.

Tamamen kurşun kaplı olan kubbe yapısı sicri olup ayrı bir özellik gösterir. İç tezyinat geç devir özelliğini gösteren duvar resimleri halindedir. Kubbe kasnağında içinde Nebe Suresi Sandıklılı hattat Edip Ali zade Hacı Ahmet Efendi tarafından yazılmıştır. Kubbenin tam ortasında altı köşeli Hz. Süleyman AS.’ın mührü vardır. Kubbenin alta doğru genişleyerek; girift Ashab-ı Kehf’in isimleri, kıvrık dallı ağaçlar, su kovaları, vazolu-sepetli çiçekler ve asma yaprakları, üzüm salkımları işlemeleri arasında vazoların üzerindeki girland motiflerin orijinalliği hâlâ muhafaza ettiği süsler vardır. Ayrıca değişik süslü çerçeve içlerinde dört büyük halife, ehl-i beyt isimleri vardır. Bunlar XIX. yüzyıl Osmanlı mimari süsleme özelliklerini yansıtır.  Camiye girişte altta, karşılıklı olarak İsra Suresi’nin 84. ayetin ilk cümlesi girift olarak işlenmiştir. (Anlamı: De ki: Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar) Duvarda geometrik-simetrik süslü motifler, pandantiflerde girift İhlâs Suresi ve çam ağaçlı süsleme vardır. Pencerelerin ve diğer hat çizgi kenarları sarmaşıklı çiçek motifi ile süslenmiştir. Bu ifade Sandıklı’nın yeşillik, bağlık ve çevrede ne türlü çiçekler yetiştiğini yansıtmaktadır.

ulucamii2

Caminin kuzey yönünde ahşap iki katlı hizmet binası vardı. Burasının üst katı ilk zamanlarda Kur’an Kursu ve Müftülük olarak, altı iş yeri ve dernek büroları olarak hizmet vermekte idi. 1995’te yeni Müftülük binası yapıldığı için yıkılarak, bahçeye dönüştürüldü.

Bu camide 1900 yılından beri, Çakır Hoca  (Topbaşzade Hacı Mehmet Öztopbaş Efendi), Murat Hoca Efendi (İbrahim Öner’in babası), İbrahim Efendi (Öner), Kayyum Hasan Efendi, Kara Müezzin (Mustafa Kutlay) Müezzin Kadir (Kadir Akça), Hafız Kör Osman (Osman Özince)… gibi merhum zatlar ve pek değerli hocalar görev yapmıştır.

ULU CAMİ MİNARE KİTABESİ

Minare H.933/ M. 1526’da Kanuni Sultan Süleyman Han döneminde Abdullah ve Hasan oğlu Ali eliyle usta-kalfa iki kişi tarafından yapılmıştır. Merdiven 72 basamak olup, çok aşınmıştır. Kavak stili olup, kaidesi ve basamakları kesme taştan, duvarları tuğladan yapılarak sıvanmıştır. Şerefesi, tuğla ile iki sıra halinde değişik çinilerle süslüdür. Koni altında yine bir sıra çini süsleme vardır.

Bismillahirrahmanirrahim

Ve men kavlen mimmen dea ilallahi ve gale

Ve amel-is-salihin üssise min-el-müslimin

Bedii inşael-minare-tüş-şerife Abdullah ve Ali ibn-i Hasan.

Sene: H. 933

Bir adet: Minare tamirinde âlem konulmaya sıra gelince usta durur, çalışmaz. Âlem yukarı çekilmez. Çevreden ustaya bahşiş toplanır, âlemin içine konur, ondan sonra usta ipi çeker ve işe başlar.

Ulu Cami’nin tüm özelliklerini ve fotoğraflarını, camide yaşanan olağanüstü olayları, ilçemizde bulunan diğer camilerin tarihçelerini yayınlanan “BELGELERDE SANDIKLI ULU CAMİİ (CAMİ-İ KEBİR)” ” adlı kitap çalışmamızda bulabilirsiniz. Yine kısa bilgilerden oluşan bir pano camiye asılmıştır.

Not: Bu yazı daha önce 01.02.2010 tarihinde aynı sitede yayınlanmıştı. Sitede yaşanan teknik arızadan dolayı kaybolan söz konusu yazı yeniden tashih edilerek sunulmuştur.

KAYNAKLAR
1.Sandıklı Tarihine Bakış. Toplumsal Tarih Der. Kasım–1997 – Doç. T. AKKOYUNLU

2.Sandıklı’ya Bir Ziyaret- Ali Rıza HAKSES–1945
3.Hüdavendiğar Salnamesi-R.1302-M.1885
4.Sandıklı Tarihi Üzerine Bir Araştırma –AKÜ Fen. Ede. Fak. M.A. AKTAŞ- 1998
5.Osmanlı Tarihi. 1.Cilt -Prof. Dr. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI
6.Afyon İli Tarihi. Cilt:1–2. Süleyman GÖNÇER
7.Evliya Çelebi Seyahatnamesi–9.cilt
8.Meydanı Larousse–7. ve 17 ciltler
9.Osmanlı Salnamelerinde Afyonkarahisar-İ.HİZAL, M. Saadettin AYGEN

10.Afyonkarahisar Camileri- Mehmet Sadettin AYGEN
11.Afyon Vilayeti Tarihçesi-Haydar ÖZDEMİR. Afyon.1961
12.Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri-Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayını- A. Osman UYSAL
13.Belgelerde Sandıklı Cami ve Mescit Vakıfları H.HÜSREVOĞLU (Basıma hazır)

14. Belgelerde Sandıklı Ulu Camii (Cami-i Kebir) Hüseyin HÜSREVOĞLU -Yayınlandı.

 

26/09/2013

Hüseyin HÜSREVOĞLU

Emekli Öğretmen-Yerel Araştırmacı

Hüseyin HÜSREVOĞLU hakkında:

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Blue And Black WP Theme