Ahlak ve Ahlak Eğitimi Üzerine
14 Mayıs 2013
01:55
1185 Kez Okundu

Geçmişiyle bağları olmayan bir nesil elbette kendini kör ve dipsiz bir kuyunun içinde hissedecektir. Terbiyenin en önemli şartlarından birisi ahlak eğitimidir. Ahlak bakımından güçlü olmayan bir birey teknik ve fenn alanlarında bilgilerini ve yeteneklerini ne kadar ifşa ederse etsin hep bir yanı eksik kalacaktır. Çünkü ahlak elde edilen birikimlerin toplumun kurallarıyla birlikte gereken ihtiyacın karşılanmasında bir köprüdür.
Geleneklerimiz, göreneklerimiz… Sıkça duyduğumuz bu kalıplaşmış mefhumlar ahlak iskeletinin kemikleridir. Bununla beraber atalarımızın dilinden çıkan öğüt hüviyetindeki atasözleri, toplumsal kurallar, töre ve görgü diyalektiği ahlakın yapısındaki önemli kavramlar olduğu gibi, ahlak yalnızca bu kavramlarla açıklanan bir olgu değildir. Ahlak toplumsal kurallarla birlikte, bireysel kaidelerin yumağıdır. Ahlakı ahlak yapan en önemli kaide de budur zaten. Ahlak  sadece topluma bağlı, bireyden uzak olsaydı devinim ve özgüllük gösteremez, bağlı bulunduğu kaidelerle (gelenek, görenek, şifahi ananeler, töre, görgü kuralları) açıklanır olurdu.
Günümüze yansıyan ahlak kuralları ve yapısı geçmişin bir birikimi ve yeni nesilin işçiliğinin temsildir. Ahlak işçileri olan insanlar geçmişten getirdiği bu birikimi işleyerek toplumun birlikteliğine katkı sağlar. Şüphesiz ahlak eğitimi toplumsal kalkınma için en başta gelen husustur. İslamiyet’in kabulünden sonra gerek sözlü gerekse yazılı edebiyatımız İslami kaidelere göre değiştiği gibi ahlak anlayışımızda aynı yönde bir değişim ve ilerleme göstermiştir. İslamiyet’e geçişimizde dahi Şamanizm ve töreler önemli bir misyonu üstlenmiştir. Öyleyse ahlak kavramını yalnızca İslami kaidelerin uygun gördüğü salih insan tipinden ziyade; günün şartlarıyla uyum içinde, toplumun değer yargılarına ve insanlık vasfına karşı koymayan bireylerin duygu, düşünce ve faaliyetlerinin şekillenmesidir. Geçmişten geleceğe bir takım hususlarda değişen ve milletler arası farklılık ve benzerlik gösteren mefhumdur.
Ahlak kuralları toplumsal bir varlık olan insanın ihtiyaçlarından doğmuştur. Bu toplumsal varoluş sayesinde insanoğlu neyin yanlış neyin doğru olduğunu; bilicine kazınan, uyulması zorunlu hale getirilmiş ahlak kurallarıyla öğrenmiştir. İnsanoğlunun elinin değdiği her yerde bilinçli bir hareket vardır. Bu bilinçli hareket kimi vakit yanlış kimi vakit doğru olarak kabul edilir. Doğruluğun belirlenmesinde de ahlak büyük bir vazife üstlenir. Çağdaş toplumlar evrensel ahlak kurallarıyla doğru veya yanlış konusunda bir takım hükümlere varırken; 3. dünya ülkeleri bir başka deyişle eğitim seviyesine paralel gelişmenin az olduğu ülkelerde daha dar kapsamlı ahlak kurallarıyla bir olayın doğruluğu yanlışlığı üzerine kanaat getirir. Bu noktada devletlerin veya devlet vasfı taşıyan her yönetimin evrensel olgunluğa erişmesi, etik kurallarla yönetimini şekillendirmesi önemli bir kaidedir. Nitekim dünyaya kapalı her yönetim uyguladığı veya yaptığı bir hareketin sonucu ne olursa olsun etik olmadığı kanısıyla yargılanabilir. İşte ahlak toplumun, devletin, bireyin dünya karşısında insanlık ödevidir. Bu yüzden ahlak medeniyetler arası ittifakı sağladığı gibi iftirakı doğuran mühim bir mefhumdur.
Ahlakı oluşturan bir takım hususlar üzerinde duracak olursak; bu hususların en başında kişinin veya toplumun inancı gelir. İnanç kaideleri yaratıcının hükümleriyle çelikleşmiş, peygamberlerle kutsal kitaplarla desteklendiği gibi ilkel kavimlerin proto-dinleriyle de ortaya konmuş olan bir takım esaslardır. Geçmişini derinlemesine sorgulamayan bu yüzden de nereden geldiğini ve nereye gideceğini merak eden insanoğlu yaratıcının varlığını gerek korkuyla gerekse sığınma hissiyle bulmaya çalışmıştır. Toplumuzda görülen ve halen daha yaşamakta olan “ kül üzerine basmamak, ateşe su dökmemek, gece ıslık çalmanın şeytanı ve kötü ruhları harekete geçirmesi, tavşan geçen tarlanın sürülmemesi vb. gibi bir takım inanışlar ve kurallar İslami çerçeveye bağlı olmakla birlikte, İslam öncesi devrin inanışlarından da yoğrularak gelmiştir. Bu gibi inanışlardan ziyade, sosyal birlikteliği sağlayıcı anne baba hakkı, kul hakkı, doğanın korunması, zevkin ve eğlencenin zararları gibi hususlarda ahlak kurallarının bir parçasını oluşturmaktadır. Çünkü ahlak kurallarıyla, dinin emir ve yasaklarının ortak paydası: toplumun huzuru ve düzenidir. İslam dininin koruyuculuğunu üstlenmiş olan Türkler, İslam dininin kuralları ile kültürünü bir kapta yoğurmuştur. İslamiyet’in tüm kainata vermiş olduğu evrensel mesajları aktarıcı ve geliştirici bir hüviyet üstlenmiş, toplumsal barışı, huzuru ve birlikteliği bu esaslar çevresinde kurmuştur. Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı milletlerin inanç, ibadet haklarına hoşgörüyle davranılmış, onların da toplum içinde var olmaları sağlanmıştır. Ahlak kurallarının oluşumunda evrensellik çok önemlidir. Eğer ki Osmanlı İmparatorluğu bu kadar etnik köken ve farklı inançlar arasında despot bir yönetimle yalnızca Türk-İslam kültürü ve ahlakını empoze etmeye çalışsaydı; dünyanın sayılı devletleri arasına giremezdi. Buradan ulaştığımız sonuç: “devletlerin, milletlerin, toplumsal statüsü bulunan her grubun evrensel bir ahlak anlayışına sahip olması dünya sahnesindeki rolünü ve süresini o derece yakından etkilemektedir.”

Savaş BÜYÜKGÖKDERE 15.02.2012

Savaş BÜYÜKGÖKDERE hakkında:
1 Eylül 1991 yılında Isparta'da doğdum. İlköğretimi Isparta Hilmi Dilmen İlköğretim Okulu ile Sandıklı Zafer İlköğretim Okulu, Mehmet Akif Ersoy İlköğretim okulunda tamamladım. Sandıklı Anadolu Öğretmen Lisesinden mezun oldum ve Öss'de almış olduğum puanla Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümüne yerleştim. Lisans eğitimim süresine çeşitli dergi ve gazetelerde şiir ve yazılarım yayınlandı. Türk Tarihi, boyları, kültürü, geleneği ve edebiyatı alanında araştırmalarım ve incelemelerim devam etmektedir. Eski Türk Edebiyatı metinlerini okumaktan yorumlamaktan büyük zevk duyuyorum. Halkın düşün ve estetik zevkinin oluşması, ortak bir fikir birliği elde etmesi için edebiyatı bir araç olarak görmekte ve bu yönde Balıkesir merkezli Simit-Çay adlı edebiyat dergisinde yazılarımı, şiirlerimi yayınlamaktayım.

Cevap Yazın

Doğrulama Sorusunu Cevaplayınız. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

sikiş
Blue And Black WP Theme